SON SAYI
1. Sayı
es-selâmü aleyküm ve rahmetullâh
Din karde?lerimiz, gönül dostlar?m?z!
PDF Halini indirmek için tıklayınız
 
Olgun Mü?min
Prof. Dr. Süleyman ULUDAĞ
LinkedIn Google+ Facebook Twitter Addthis

 Mürîd, tâlib, dervî? ve sâlik terimleri birbirine yak?n anlamlar ifâde etmekle beraber
aralar?nda daima dikkate al?nmas? gereken bir tak?m nüanslara sahiptir.

Tasavvuf yoluna girme arzusunda olana ‘tâlib’, bu yola girene ‘sâlik, ehl-i sülûk, mürîd,
ehl-i irâde ve dervî? (fakîr)
’ gibi isimler verilir.

Tasavvuf yoluna girmemekle beraber sûfîli?e ilgi ve sevgi duyana muhib/sempatizan denir. Bu yola kimi yeni girmi?tir, henüz i?in ba??ndad?r. Bunlara ‘mübtedî’ ve ‘ehl-i bidâyet’ denir.

Kimisi de yola girmi?, epey mesafe alm??t?r. Bunlara da ‘mutavass?t’ denir. Müntehî, nihâyet ehli, vâs?l, ehl-i vuslât ise yolun sonuna varm??, Hakk’a ermi?tir (vâs?l ilallâh, eren, ermi?, Hakk eren). Asl?nda tarîk veya tarîkat denilen tasavvuf yoluna girilip yap?lan yolculuk (sefer), yürüyü? (seyr), sonsuza yap?lan yolculuk ve yürüyü? oldu?undan süreklidir, nihâyeti de yoktur.

Burada geçen bidâyet, nihâyet ve vuslat tâbirleri izâfî ?st?lahlard?r, maksad? anlamay? kolayla?t?rmak için kullan?lmaktad?r. Hakk’a giden yola girmeye ve bu yolu tutmaya sülûk, bu yola girene ve bu yolu tutana da sâlik ve ehl-i sülûk denir. Sâlik, sefer hâlindeki yolcudur. Hakk’a vâs?l olmak için tutulan yolun bir tak?m duraklar? (makâmlar?, mevk?flar?) ve konaklama yerleri (menzilleri) vard?r. Bu makâm ve menzillerin say?s? da çoktur.

Makâm ve menzillerden her birinin kendine özgü belli baz? özellikleri, nitelikleri, hükümleri ve bunlar?n belli baz? neticeleri (semereleri) vard?r.

Belli bir makâm ve menzilin hakk?n? tam olarak vermeden, gerekenlerini noksans?z gerçekle?tirmeden, bir sonraki makâm ve menzile geçilmez, yolculu?a devam edilemez. Bir makâm ve menzildeki hata ve noksanl?k, o makâm ve menzilde düzeltilmeden yola devam edilecek olursa, bu hata ve noksanl?k yolculuk süresinde sonuna kadar devam eder ve vuslat asla gerçekle?mez.

Bu tür hata ve noksanl?k bazen yolda kalmaya, bazen de yoldan ç?kmaya sebep de olabilir.

Bahsedilen sebeplerden dolay? tâlib; bu yola, daha evvel bu yolda yürümü?, yolun zorluklar?n?, tehlikeli noktalar?n?, yoldaki haydutlar?, yol kesenleri ve yol azd?ranlar? (?eytân ve nefs gibi) ve bunlar?n hile ve oyunlar?n? bilen tecrübeli bir REHBER?N (delil-k?lavuz) e?li?inde ve gözetiminde ç?kar.

Sülûk esnas?nda kat etti?i mesafeye, ula?t??? makâm ve menzillere, kar??la?t??? zorluklara ve engellere, edindi?i deneyimlere göre ‘sülûk ehli’ denilen mürîdlerin pek çok çe?itleri mevcuttur. Kimi bu yolda kalakal?r, kimi duraklar, kimi yolda dökülür, kimi yorgun dü?er, kimi yoldan döner, kimi yolu de?i?tirir, kimi yolu ?a??r?r, kimi yoldan azar, kimi yolunu kaybeder, kimi yoldan ç?kar.

Bütün bunlar yol yordam bilmeyen ve rehbersiz yola ç?kanlar?n kar??la?t?klar? tehlikeli durumlard?r. Bu sebeple yola girmek isteyenlerin, yola girmeden önce bu konular? etrafl? ?ekilde ve derinlemesine dü?ündükten ve kendilerini buna haz?rlad?ktan sonra karar vermeleri gerekir, çünkü bu yolculuk cidden zor ve me?akkatli bir yolculuktur.

Ferîdüddîn Attâr (ö.627/1229) bu yolun zorluklar?n? Mant?ku’t-Tayr isimli eserinde anlat?r.

Tasavvuf, bir ilim yolu olmaktan çok bir irfân ve marifet yoludur, bir ya?am tarz?d?r.

Gaye ise iyi bir kul, kemâl sahibi fazîletli bir insan olmakt?r. Bu sebeple, bu yola girmek için âlim olmak ?art de?ildir. Abdest al?p namaz k?lmaya, zarûrât-? diniyyeyi bilmeye yetecek kadar din bilgisine sahip olmak, bu yola girmek için kâfîdir. Yeter ki tasavvuf yoluna girmek için uygun bir mizaç, bir me?rep ve yetenek, ayr?ca kemâl sahibi fazîletli ve ârif bir MÜR??D bulunsun.

Ancak ?slâm ilimleri ve dünyan?n içinde bulundu?u ?artlar ve bir parças? olduklar? toplumun hâlleri hakk?nda genel mâhiyette ve yeterli bilgilere sahip olmayanlar iyi bir sûfî ve mürîd olsalar bile mür?id ve rehber olamazlar. Bu sebeple onlara uyulmaz ve ilim konular?nda örnek de al?nmazlar.

“?erîat?n gereklerini yerine getir, bu sana yeter. Tarîkata gerek yok!” ifâdesi de izaha muhtaçt?r. Esas itibariyle bu söz do?rudur, hiçbir kimse tarîkata girmek ve bir ?eyhe ba?lanmak zorunda de?ildir. Takvây? esas alarak ?er‘î ve zâhirî hükümlere ihlâsla uymas? manevî kurtulu? için kula kâfîdir.

Ama daha fazlas?na talip olan?n önüne engel ç?karmamak gerekir. Gönüllü olarak bu yolu tatmak isteyenlere bu yol daima aç?kt?r.

Yûnus’un dedi?i gibi,

 

?erîat, tarîkat yoldur varana

Hakîkat, marifet andan içeru

 

Ç?tay? yüksek tutmak isteyenlere, kendilerini daha fazla geli?tirmek ve yetkinle?tirmek isteyenlere bunu yapmay?n, denemez.

4

06/11/2014 Dervi?

4

17/09/2013 Risâlet/Peygamberlik

4

25/05/2013 Sohbet

4

16/02/2013 Gönlün Fethi

4

03/11/2012 Tarikatlar?n Zuhûru

4

11/08/2012 Tasavvufta Semâ

4

11/03/2012 Din-Ahlâk-Hukuk

4

29/12/2011 Ahlâk ve Âdâb

4

05/10/2011 Hz. Mevlana\'da Ak?l, Nakil, Vahiy ?li?kisi

4

28/06/2011 Sûfî Yolunun Genel Esaslar?

4

15/04/2011 Niyet-Ahlak ?li?kisi

4

26/02/2011 Olgun Mü?min

4

25/12/2010 Ahlâk ve Huy De?i?ir mi?

4

12/10/2010 Ne Zaman Kopacak!

4

08/08/2010 Mür?id-i Kâmilin Vas?flar?

4

22/07/2010 Ölüm ve Mahiyeti

4

31/03/2010 Allah-?nsan Rab?tas?
 
 
Muridan.com 7kubbe.net Facebook/AbdullahDemircioğlu Facebook/7KubbeSufiGençlik Sufi Galeri YouTUBE
Zuhur Dergisi  | Tüm Hakları Saklıdır © 2010 (Müşteri Hizmetleri Telefon Numarası : (0 533) 474 70 26 ) Tasarım & Yazılım : Networkbil.Net