SON SAYI
1. Sayż
es-selāmü aleyküm ve rahmetullāh
Din karde?lerimiz, gönül dostlar?m?z!
PDF Halini indirmek iēin tżklayżnżz
 
Köstendilli Ārif-i Billāh Halil Efendi?den (k.s) Müridi ?hsan Efendiye Mektup (3)
Editör
LinkedIn Google+ Facebook Twitter Addthis

K?ymetli ?hsan Efendi o?lum!

Allah’?n selâm?, rahmeti, bereketi üzerinize olsun.

Cenâb-? Hakk âfiyetiyle sizleri kâim eylesin. Daima tevhîd üzere sabitkadem eyleyip râz? oldu?u amellerle zahirinizi, bât?n?n?z? kâim eylesin.

Maksûdum, say?l? nefesim tamam olmadan say?l? mektûblar?n zât-? âlinize ula?mas?d?r. Bu sat?rlardaki mânâ, sad?rlardan dökülen mânân?n tezâhürüdür. Binâenaleyh in?âallah sizin pâk ve temiz sinenizden istifade edecek sad?rlara gerek sat?r, gerek kelâm olarak intikal edecektir ve bu anlat?lanlar burada kalmayacak, tâliplerine her zaman hayra vesile olacakt?r diye dü?ünmekteyiz. Zira bundan evvel böyle oldu, bundan sonra da böyle olacakt?r. ?urada mevzu olan hâdiseler ne ikimizle beraber ba?lad? ne bu beraberlikten sonra nihayet bulacakt?r. Bu mânâ ezelden ikram edildi, ondan ona, filandan di?erine intikal eyledi; müteselsilen sizin ö?renmeniz gereken bu mânâ fakirin sadr?na indirildi, ?imdi de istidad?n?z derecesinde size akmakta. Kim bilir bu peymane (kadeh) daha kaç el dola?acak, kimden nû? edecek, hangi sâki elinden içecek, Allah Teâlâ indinde malûmdur. “Vefevka külli zi ilmin alîm / ?stisnas?z her ilim sahibinin üstünde bir âlim (daha üstün olan) vard?r.” (Yusuf, 76)

 

K?ymetli ?hsan Efendi o?lum!

Allah Teâlâ velâyet denilen bir makam haz?rlam??. Bu makam? kendisine yak?nl?k haline sahip olanlara mesken ve s?fat eylemi?. Velâyet veya velî halini mü?ahede etmek henüz daha o velâyet halinin zâhirini mü?ahede etmektir. Yoksa velayetin bât?nî hali ve s?rr?n? mü?ahedeye imkân yoktur. O mânân?n görülebilen k?sm?n? mü?ahedeye izin olsa da velâyetin s?rr?n? idrak mümkün de?ildir. Hatta bu makama inmemek üzere oturan zât dahî bunu ifadeden âcizdir. Sen yedi?in bir yeme?in tad?n?, ald???n zevkin sendeki hissiyat?n? dahî kar??ndaki insana aktaramazken fâni olmayan bakî bir zevkin lezzetini nas?l aktar?rs?n! Hele bu lezzet, tatmaktan öte ki?iyi dâimî bir hal üzere ku?at?rsa hangi lisânla, hangi kelâmla kar??dakine aktar?labilir? Hazret-i Mevlânâ Celâleddîn er Rûmî (kuddise s?rruhu) “Ben sana insan-? kâmilden, velâyet makam?ndaki zât?n güzelli?inden, Allah Teâlâ’n?n müsaadesiyle, k?yamete kadar bahsetsem gene de anlatamam.” buyurmaktad?r. Ol sebepten baz?lar? nefsin mertebesinde ve insanî ruh ile al??veri?lerinde velâyet sahibi olduklar? zann?na kap?l?rlar. Ama henüz mahlûk dairesinden ç?kamam??lard?r. Ne zamanki Halik kendisini gösterir, i?te ol zaman sabahleyin güne?in görünmesi gibi art?k ne y?ld?zlardan ne de kamerden bir eser kal?r. Ayn? bunun gibi, sen sen oldu?un müddetçe O kendisini kâmilen göstermez. O (c.c), kemâliyle tulû etti?inde de senden eser kalmaz. ??te benlik vehmi o zaman izâle olur. Arada hicâb kalmaz. Bu anlatt???m makam dahî kemâl mertebelerinin ba?lang?c?d?r. Nihayeti “el ârifi yekfîhu’l i?âra / Ârif O kimsedir ki i?aret o kimseye kâfidir) fehvas?nca ancak mü?ahede etti?inde zevkini alabilece?in makamlard?r. Kuru laf ile hikmet veya ilim kelâm?yla bu makamlar anla??lmaz.

Biz mevzuumuza dönersek, velâyet makam? i?te Allah Teâlâ’n?n art?k kulunda cüzî irade gibi görünen o halin küllî iradeye kalbolmas?d?r / dönü?mesidir. Yani velîsi / dostu Allah olan zâtlara “velî” denir. Bir ki?inin velayeti kimdeyse yani velîsi olarak kim tayin olunmu?sa izin ve salahiyeti art?k o ki?inin velîsinden sorar ve o ki?iyi velîsiyle beraber mü?ahede ederiz. Velî, harekât ve sekenât? ancak velâyetinde olan zâtla mü?ahede edilmesi gereken zât demektir. Yani velîden zuhur eden haller Allah Teâlâ’n?n nuruyla mü?ahede edilmezse ki?i s?rat-? müstakimden dü?er, âyete bak?p da onu ba?kas?n?n kelâm? zannetmek gibi, kalbi küfür perdesiyle karar?r. Da?lara ta?lara bak?l?p da ibret al?n?r da, ahsen-i takvîm üzere yarat?lm?? insan?n güzelli?ini ortaya koyan zât, ibret nazar? olmadan, îmân ve insaf ile bak?lmadan anla??labilir mi? Bu sebepten birçok velîyullah ya?ad?klar? devirde alelade insanlar gibi muameleler görmü?ler, kendileri bu durumdan hiç mü?teki olmam??lar, lâkin halk bu insanlar?n kemâlinden ya?ad?klar? müddet zarf?nda maalesef istifade edememi?tir. Kâinâta ibret nazar?yla bakmayanlar?n kendisi gibi gördükleri insana ibret nazar?yla bakmas? elbette ki muhaldir. Zaten hidayet öyle bir zevk-i manevidir ki, ki?i bu hale eri?ti?inde hem kendi benli?ini hem insanlardaki güzelli?i fark etmeye ba?lar. Yani hidayete erenler dikkat buyurursan mahlûkata ve bilhassa insanlara hizmet gayretindedirler. Çünkü hidayet nuru onu, insan? görmeye sevk eder. ?öyle bir tefekkür buyurdu?unda hidayetten mahrum olan insanlar?n hem kendilerine hem de ba?ta insanlar olmak üzere etraflar?na kar?? zalim bir halde ya?ad?klar?n? fark edersin.

K?ymetli ?hsan Efendi o?lum!

Velâyet haline eri?ebilmek müridin maksûdu olmamal?. Zira evvelce de arz etti?imiz üzere mürîd bu yola girerken “Maksûdum Allah’t?r, taleb etti?im de sadece O’nun r?zas?d?r.” diyerek girmeli. Velâyet haline eri?ebilmek meselesini mür?id-i kirâm hazerât? iki ?ekilde olur, diye beyân etmi?ler. Birincisini velâyet-i vehbî, ikincisini ise velâyet-i kesbî diye tasnif etmi?ler. Velâyet-i vehbî, tabirinden de anla??ld??? üzere sonradan say ü gayret etmekle ele geçmeyen, ezelden Cenâb-? Hakk’?n takdiri, kudretullah?n kaderdeki tezahürüyle ki?inin ruhlar âleminden velî olarak ihtiyar?d?r /seçilmesidir.

Meselâ Hazret-i Pîr Bâzü’l-E?heb Abdulkâdîr Geylânî tevatüren (insanlar?n ço?unun ?ahit oldu?u, inkâra mecal olmayan) gelen haber-i sâd?klarla (do?ru haberlerle) ayân beyân olmu?tur ki, kendisinde zuhûr eden kerâmât-? ilâhîlerle ta ezelden velîdir, velâyet makam?n?n sultanlar?ndand?r. Hatta ?u an dahî bizler mü?ahede etmekteyiz ki, ondaki velâyet kudreti ve tasarrufât k?yamet günü dâhil ebediyete kadar da devam edecektir.

??te me?hur olan bir hâdise: Abdulkâdîr-i Geylânî Hazretleri, sabî (bebek) halindeyken Ramazan günü annesinden süt emmezmi?, iftar vakti geldi?inde sütünü ister, imsak vaktiyle a?z?n? mühürlermi?. ?mdi bu, çal??arak olacak ?ey mi? Allah Teâlâ’n?n velâyet burhan? olarak insanl??a ibret olsun diye gösterdi?i kerâmettir. Daha çocukken e?k?yay? ?slah edip o e?k?ya gürûhunun ?ekâvetini ir?ad?yla saadete tebdil edip Ba?dat ?ehrine öylece dâhil olmas? me?hur kerâmetlerindendir. Yani ezcümle velâyet-i vehbî s?n?f?na mensup olan Allah velîleri ruhlar âleminde, ervâh-? enbiyaya (peygamberlerin ruhlar?na) en yak?n halde bulunup bu s?rla, ayn? peygamberlerin sonradan nebî ve resul olmamalar? gibi onlar dahî velâyet makam?na sonradan ç?km?? insanlar de?ildir. Bu cilve-i Rabbanî ve hikmet-i ilâhînin bir tezahürüdür. Bunun ak?l ile îzah? mümkün de?ildir. Ancak ?u var ki; bu nevî zevat?n bulunmas? Allah Teâlâ’n?n rahmetinin geni?li?ine, ümmet-i Muhammed’in velîlerinin büyüklü?üne, s?rat-? müstakimin nurlu ve bereketli yolunun güzelli?ine delil olsun diyedir. “Yâ Rabbî, beni velî k?l!” diyerek dua etmek ile ele geçen veya ki?iye bah?edilen velâyet hali, velâyet-i vehbî de?ildir. Çünkü dua etmek de bir gayret ve taleptir. Ancak istisnas? ?udur ki: Hak Teâlâ ezelden takdir eyledi?i ve seçti?i velîyi böyle bir duaya sevk edebilir. Yani onun öyle dua etmesi de vehbîdir. Amma bu hal üzere de?ilse vehmidir (Ki?inin kendi evham?d?r.). Velâyet-i vehbî ile velâyet-i vehmîyi birbirine kar??t?rana zaten hiçbir sözümüz yoktur. Zira evham?n pe?inde ko?an ki?iye ne mür?id ne de peygamberler bir ?ey yapabilir. Evham, bât?l bir tercihtir. Hakk kat?nda yok say?lana ra?bettir. Bât?la ve Hakk’tan gayriye talip olana kim yard?m edebilir? “Felen tecide lehu velîyyen mür?ida / Art?k ona asla do?ru yolu gösterecek bir dost bulamazs?n.” (Kehf, 17)

?imdi gelelim ikincisine. Velâyet-i kesbî, gene tabirinden anla??ld??? üzere gayret ederek, azmederek Allah Teâlâ’n?n ihsan etti?i sâlih amellere ra?bet ederek, velîlerle ülfet ederek, zikir ile fikir ile me?gul olarak Cenâb-? Hakk’?n ki?iyi velâyet makam?na ç?karmas? demektir. Zira her insan mademki sûretâ insan olarak yarat?lm??t?r, o halde Allah Teâlâ’n?n halîfesi ve velîsi namzetidir. Cenâb-? Rabbü’l-âlemin, âlemlerin Rabbi olan Hazret-i Allah her âlemde istedi?i terbiyeye muktedir oldu?undan ki?inin bu terbiyeyi, r?zay? tahsil yönünde tercih etmesi onu neticede velâyet haline eri?tirir. ?öyle bir misal verelim: Velîlerin adedini bin ki?i kabul etsen bu bin ki?iden velâyet-i vehbî yoluyla o makama erenler ancak on ki?idir, mütebakîsi (geriye kalanlar?, di?erleri) velâyet-i kesbî denilen o makama eri?tirilmi?lerdir. O on ki?i bu yolda hizmet edenlere âdetâ kandil vazifesi görürler. Onlar olmasa s?rat-? müstakimin güzellikleri ve Efendimizin nurunu mü?ahede zevki sâlikler için gayet zor olurdu. Allah Teâlâ raufu’r-rahîm oldu?undan, kelâm?n? ve kelâm?n?n be?er sûretindeki, Muhammed (s.a.s) ismindeki zât?n? ve o kelâm?n ve ol güzeller güzeli Hazret-i ?nsan Efendimiz’in ?erhi ve tefsiri olan ashab?n? bu âleme göndermekle kalmad?, bu âyetlerini mü?ahede etmemiz için en büyük âyât-? kevniyyelerinden olan böyle hazret-i insanlar? bizlere gönderdi. Kuluna ziyâde sevgisi ve muhabbetinin eseri olarak ezelden takdir edilmi? Allah velîleri, insanlar?n kalplerini bu Muhammedi nura uyand?rd?, vesile oldu.

Baz? ahmaklar bu velî zâtlara hürmet ve muhabbet etmeyi dinin d???ndaki bir muhabbetmi? gibi bidat kabul ediyorlar. Böyle kabul etmek, sonradan uydurulmu? olanlar?n yani bidatlerin ba??d?r. Fahr-i âlem (s.a.s) buyurmuyorlar m??

“Îmân etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de îmân etmi? olmazs?n?z.” diye… Ad? üstünde Allah velîsi olan zâtlar? Allah için sevemeyen bir ki?i seni beni sever mi? Bu sevgiden mahrum olan ki?i Efendimiz’in buyurdu?u üzere îmân sahibi olabilir mi? Îmânâ eremeyen ki?i dünyada ve âhirette huzurlu bir kalp sahibi ve cennet s?fat ve âhirette cennet mekân olabilir mi ki hadîs-i ?erifte ‘birbirinizi sevmedikçe’ buyruluyor. Yani kemâlinize, nâk?sân?za bakmadan birbirinizi seviniz, ikaz?nda bulunuluyor. Nâk?s? bile sevmek îmân alâmeti iken kâmili sevmemenin ne alâmeti oldu?unu tefekkür edebiliyor musun? Dikkat et ki, ki?i velâyet sahibi zâtlara töhmet etmekle ?eytan?n ad?mlar?n? takip eder. Bu nevî insanlar bir müddet sonra nâfile ibadetleri terk eder ve hatta ashâb-? kirâm? da hafife al?r hale gelirler. Sonra daha da ileriye giderler. Efendimiz’in (s.a.s) sünnetinden ayr?l?r, sünnet-i ?erîfelerini de küçümserler. Onlar bilmezler ki Allah velîlerine dil uzatt?klar? için Rasûlullah Efendimiz (s.a.s) onlardan nazarlar?n? çekmi?tir, ol sebepten Efendimiz’e (s.a.s) muhabbet edemezler. Efendimiz’e (s.a.s) tâbi olmay? onun sözünü ezber etmek, tarihteki malûmat? haf?zaya almak zannederler. Ve neticede Allah Teâlâ muhafaza eylesin, Hakk yoluna tevdi ediyorum, zannederken kendi benliklerinden görünür insanlar? bât?la sevk ederler. Böylece, yani velâyeti inkâr ederek kendilerini tercih ettiklerinden kendi benliklerinden görünür, Allah velîsi olarak kendilerini ilân ederler. Allah velîsine bakars?n, Cenâb-? Hakk’?n muhabbetini, nurunu mü?ahede edersin. Velev ki âyet okumas?n, hadîs-i ?erîf nakletmesin. Huzurunda bu muhabbetle dola?s?n. Kald? ki onlar âyet-i kerîme ve sünnet-i ?erife üzere oturup kalkar ve hep bu nurla ki?ileri hidayete sevk ederler. Amma öteki herife bakars?n, lisân?nda âyet, din vard?r. Fakat halinde ve kelâm?nda küfür kokusu, benlik ve enâniyet â?ikâre zâhirdir. Velilik yoktur. Bu nevî haller yoktur derken o yokluk beraberinde bir ispat gerektirir. Peki, neyi ispat eyler? Halleriyle, duru?uyla ve kelâm?yla sadece kendi benli?ini ispat eder. ??te bunlar tevhîd üzere de?il, tefrik ve dalâlet üzere olan insanlard?r. Koyun postun bürünmü?, vah?i kurttan daha tehlikeli yol kesen e?k?yadand?r.

Muhterem ?hsan Efendi o?lum, velâyet yolunu inkâr sadece sözle inkâr etmek de?ildir. Allah’a yak?nl?k vard?r iddias?nda olarak da ki?i velâyet makam?n? inkâr ve yol kesen harami derekesinde bulunabilir. Bunlar da sofî k?yafetindeki, benli?ine tapt?ran sahtekârlard?r. Görmez misin, zaman?m?zda nice namazs?z, Cenâb-? Hakk’?n dinini tahrif eden, hangi dinden oldu?u belli olmayan acayip, garaip sözüm ona sofiler türedi. Balkanlar’daki sava??n açl?k ve fakirli?in ve iktidar zafiyetinin ortaya ç?kmas?yla bunlar da ayr?k otu gibi ba? gösterir oldu. Eskiden dine ve tarikat âdab?na ters küçücük bir harekette bulunan ki?inin pa?maklar? (ayakkab?lar?) ters çevrilirdi.

?imdi adam kendisi ters olmu?, tersi yüzüne geçmi?, kimsenin bir ?ey dedi?i yok. Kur’ân-? Kerîm okuyanla alay eder, hadîs-i ?erîf ile me?gul olana “Sad?rdan ö?ren, sad?rdan!” diyerek kendisi mânâdan yoksun, mânâya i?aret etmeye kalkar, “Benim dedem de ?eyhti, babam postni?îndi, göbe?im burada kesildi, biz ?öyle yapard?k, böyle ederdik gibi kerâmeti ve fazileti kendinden menkul, kafas?nda ?eyh sar???, zannedersin ki bostanda bitmi? yaban kaba??, ne kendisi tat al?r ne kimseye zevk verir. ?imdi bu soytar?lar?n de?il pa?maklar?, ibret-i âlem için kendilerinin ters çevrilmeleri lâz?m ya, ne bizde kudret kald? ne de bu sahada zülfikâr? sallayan kald?. Bu gidi? gidi? de?il! Yak?n bir zamanda âyetleri bile okuyamayan, namaz? bile do?ru k?lamayan, Allah ve Resûl (s.a.s) ahlâk?ndan beslenen tarikat âdâb?n? âdetten ibaret zanneden, hatta o âdetleri bile yapamayan dervi? bozuntular? kendini gösterecek. ?n?âallahu Teâlâ Cenâb-? Hakk, Kur’ân-? Kerîm’inde vaat etti?i üzere nurunu tamamlayacakt?r. Nurlanm?? ve etraf? nurland?ran insanlar muhakkak gelecek, o zaman belki Cenâb-? Hakk’?n gazap alâmeti olan bu hal, yerini rahmetine ve rahmetenli’l-âlemin olan Efendimiz’in nurunun tasarrufat?na sevk edecektir. Yani evlâd?m, velâyet yoktur diye inkâr eden münkirden daha çok velâyet yolunu ehliyetsiz olarak ikrar eden sahtekâr?n zarar? vard?r. Bunlar bizi ümitsizli?e dü?ürmesin. Cenâb-? Hakk son güne kadar muhakkak nurunu tamamlayacak, ahlâk-? Muhammediye’yi teyit edecek zâtlar? gönderecektir. Ve her devirde kendisini isteyenlere hidayet râh?n? gösterecek ve bu nurla nurland?racakt?r. Zaman?m?zdaki ahvâlin kötülü?ü bir ba?ka cihetten tâlipler için hay?rl?d?r. Çünkü pazar eskisi kadar kalabal?k de?ildir, tenhad?r. Al??veri? yapmak için ç?kmasa da ?öyle bir pazardan geçene Hakk Teâlâ velâyet makam?n?n marifet güzelliklerinden ikramda bulunmaktad?r. Bak?n?z, zât-? âliniz daha bir sene geçmeden dördüncü esmâ? mür?idinizden görerek tesbihatta bulunmaktas?n?z.

Bundan elli atm?? sene evvel bir ki?i bu esmâ? alabilmek için yirmi be? otuz sene huzur-i ?eyhte ve dergâh e?i?inde kâim olurdu. Yani âhir zaman?n fitneleri oldu?u gibi bu fitne devrine göre Cenâb-? Hakk lûtf-i ihsan?n? ve nimetlerini geni?letmi?, kendisine kurbiyyeti daha da kolay k?lm??t?r. K?yamet alâmetlerinin zikredildi?i bir hadîs-i ?erifte fak?r ?öyle bir ifade görmü?tüm: “?nsanlar, öyle bir zaman gelecek ki alenî olarak sokaklarda, d??ar?larda fuh?iyat ve zinâ ile me?gul olacaklar. Onlar?n içinden biri bu melaneti i?leyenlere ‘Bari gidin ?u fiili duvar?n arkas?nda yap?n, alenen yapmay?n.’ diyecek. O ki?i o zaman?n ?u içinizdeki Ebû Bekir S?ddîk’i gibidir.” buyuruyorlar. Cenâb-? Hakk bizleri muhafaza eylesin. Bu devirleri de görür müyüz, onu bilemem. Lâkin eski sohbet meclislerinde gördü?ümüz nurlu ve feyizli insanlarla ?imdi sohbet meclislerini ve dergâhlar? i?gal eden zâtlar? mü?ahede etti?imde bendeniz zaten yeterince ?zd?rap duymaktay?m. Herhalde daha ilerisini görmeye kalbi ve bedenî tâkatim yetmeyecektir.

Dervi? ?hsan Efendi o?lum!

Sâlik seyr u sülûkunda her geçen gün ilmini ve amelini art?rmak idrakini ve irfan?n? kemâle erdirmeye çal??makla mükelleftir. Zaten sâlik diye ona derler. Cenâb-? Hakk Kitâb-? Kerîm’inde: “Rabbine, ölüm sana eri?inceye kadar kulluk et.” buyurmu?tur. O halde “Bana yeter, bu amelim kâfidir.” demek emr-i Hakk’a muhalefettir. “Bir kere yemek yedim, yemeyeyim.” diyor musun? “Az evvel nefes ald?m, ?imdi almasam olur.” diyebiliyor musun? O halde kullukta ve bu kullu?un muhabbetle îfâs? demek olan, ki?iyi r?za-i ?erîfe ula?t?rmak üzere tesis olunan seyr u sülûkta tembellik ve gayreti elden b?rakmak ancak gafletle îzah edilebilir. R?za kap?s?nda böyle bir fiilin îzah? yoktur. Dervi?lik daima r?za kap?s?n?n e?i?inde bulunmakt?r, vesselâm.

Allah’?m, göz aç?p kapama süresince dahî kendi nefsimize tâbi olmaktan, bizi bize b?rakmandan Sana s???n?r?z. Bizler Seni b?raksak da, Senin r?zandan dü?ecek hal ve harekâta tâbi olsak da, Sen rahmetinle bizleri muhafaza eyle ve bu muhafazay? râz? oldu?un amellerle bizlerde tezahür eyle. Gafletten ve gaflet alâmeti olan ahvâlden ve ahlâk-? rezileden Sen bizleri muhafaza eyle. Bizlere giydirdi?in kerâmet tâc?n?, insan elbisesini ve ahsen-i takvim üzere hilkatini daima ikram?nla ve ihsan?nla muhafaza eyle. Seyyiat?m?z? hasenâta tebdil eyle, çirkin ahvâlimizi ahsenü’l-hâle tahvil eyle. Velayetin s?rr?ndan haberdar olup, nurunla nurlanmay?, velâyet nuruyla Sana yak?nl??? ve Sana yak?n k?ld???n kullar? bu nurla tan?may? bizlere ihsan eyle. Yâ Rabbî, bizleri Senden râz? olan ve Senin de râz? oldu?un kullar?ndan eyle.

Âmin. Ve Selâmü  ale’l-mürselîn. Vel hamdü lillahi Rabbi’l-âlemîn…

4

23/09/2018 Ēingene Ali

4

23/09/2018 Avrupa ?lahiyat Fakültesi - Gent

4

18/09/2018 Cem Olmu? Dervi?leri

4

18/09/2018 Müslümanlar zamane yatl? oldu,

4

18/09/2018 Ankāzāde Köstendilī Halīl Efendi?nin, Tūti ?hsan Efendi?ye 21. Mektubu

4

09/03/2018 Tasdik ve ?nkār Bak?m?ndan ?nsanlar - Ömer Nesefī

4

09/03/2018 Kudüs Davas? Sahipsiz De?ildir!

4

09/03/2018 Ankāzāde Köstendilī Halīl Efendi?nin, Tūti ?hsan Efendi?ye 20. Mektubu

4

09/03/2018 Hz. Peygamber, Bar?? ve Sava?

4

09/03/2018 Peygamberimiz, Efendimize Hitap!- Divān-? Kebīr“den

4

29/10/2017 Kabir Azab?n? ?nkār Edenlere Güzel Bir Cevap

4

29/10/2017 Sular?n K?s?mlar?

4

29/10/2017 Ankāzāde Köstendilī Halīl Efendi?nin, Tūti ?hsan Efendi?ye 20. Mektubu

4

29/10/2017 Bir Mucize, Süheyl b. Amr (r.a)

4

29/10/2017 Olmay?nca

4

29/10/2017 Gel Papaz Efendi!

4

17/07/2017 Oruē yüzünden bizim can?m?z dirilik elde edecektir!

4

23/02/2017 es-Selāmü Aleyküm

4

23/02/2017 Abdesti Bozmayan ?eyler

4

23/02/2017 Ankāzāde Köstendilī Halīl Efendi?nin, Tūti ?hsan Efendi?ye 18. Mektubu

4

23/02/2017 Himmetini Ālī Tut - Pir Abdulkādir Geylāni Hazretleri

4

02/11/2016 es-selāmü aleyküm ve rahmetullāh - TAKD?M

4

25/10/2016 Bize Ula?an Haberler

4

25/10/2016 Ankāzāde Köstendilī Halīl Efendi?nin, Tūti ?hsan Efendi?ye 16. Mektubu

4

25/10/2016 Sünnetsiz ?slam Aray??lar?

4

09/03/2016 Ankāzāde Köstendilī Halīl Efendi?nin, Tūti ?hsan Efendi?ye 11. Mektubu

4

09/03/2016 Mü?min Kul ve Dünyan?n Hali - Pīr Abdülkādir Geylānī (k.s)

4

31/01/2016 Ankāzāde Köstendilī Halīl Efendi?nin, Tūti ?hsan Efendi?ye 5. Mektubu

4

31/01/2016 Bir Kāmil Mür?ide Varmasan Olmaz

4

31/10/2015 Ankāzāde Köstendilī Halīl Efendi?nin, Tūti ?hsan Efendi?ye 12. Mektubu

4

31/10/2015 Mustafa Hayri Ö?ÜT Efendi (k.s) Hazretlerini Rahmet ve Minnet ile An?yoruz (1895 ? 1979)

4

31/10/2015 Rab?ta

4

26/10/2015 Āhireti Dü?ününüz! - Pīr Abdülkādir GEYLĀNĪ

4

26/10/2015 Osmanl??n?n Manevi Kurucusu ?eyh Edebālī (k.s)

4

30/07/2015 Namazda Huzur ve Hu?uyu Yakalamak

4

30/07/2015 Köstendilī Halīl Efendi?nin Tūti ?hsan Efendi?ye 5. Mektubu

4

30/07/2015 Seyyidü\'l-?sti?fār - ?mam GAZALĪ

4

30/07/2015 Abdullah b. Mes?ūd (r.a) Müslüman Olu?u

4

30/07/2015 Tāif Duas?

4

01/03/2015 O Günden Beri Bu Haldeyim

4

27/02/2015 Baz?lar?na Ne Oluyor ki!

4

27/02/2015 Ebū Hanife\'nin Tasavvufi Hayat?

4

27/02/2015 Ankāzāde Köstendilī Halīl Efendi?nin, Tūti ?hsan Efendi?ye 5. Mektubu

4

26/02/2015 Olgun Müslüman??n Vas?flar?

4

26/02/2015 Tasavvuf, Havāssa Ait Ledün ?lmidir

4

06/11/2014 ?efaati Ve Vesile (Arac?) K?lmay? ?irk Olarak Görme Hastal???

4

06/11/2014 Āriflerin ?lāhī Huzurdaki Edepleri

4

06/11/2014 Ankāzāde Köstendilī Halīl Efendi?nin, Tūti ?hsan Efendi?ye 5. Mektubu

4

06/11/2014 ?ntisāb Niēin Gereklidir?

4

06/11/2014 Gerēek Teslimiyet -Abdülkādir Geylānī (k.s)

4

25/09/2014 Zilhicce Ay? Nas?l ?hya Edilmeli

4

03/06/2014 Ankāzāde Köstendilī Halīl Efendi?nin, Tūti ?hsan Efendi?ye 9. Mektubu

4

08/02/2014 Kendimizi Nas?l Aldat?yoruz? ?mam GAZALĪ

4

08/02/2014 Ankāzāde Köstendilī Halīl Efendi?nin, Tūti ?hsan Efendi?ye 5. Mektubu

4

08/02/2014 Asr-? Saādette Mescid-i Nebevī ve Di?er Mescidler

4

08/02/2014 es-selāmü aleyküm

4

17/09/2013 Mustafa Hayri Ö?üt (ks.)

4

17/09/2013 Ankāzāde Köstendilī Halīl Efendi?nin, Tūti ?hsan Efendi?ye 6. Mektubu

4

17/09/2013 Esmā?ya Babas?ndan Mektup

4

25/05/2013 Ankāzāde Köstendilī Halīl Efendi?nin, Tūti ?hsan Efendi?ye Mektubu (39. Mektub)

4

25/05/2013 ?eyh Abdurrahman Hālis et-Tālebānī

4

16/02/2013 Ankāzāde Köstendilī Halīl Efendi?nin, Tūti ?hsan Efendi?ye Mektubu (38. Mektub)

4

03/11/2012 GEYLANĪ TEFS?R? - Kitap Tan?t?m?

4

03/11/2012 Ankāzāde Köstendilī Halīl Efendi?nin, Tūti ?hsan Efendi?ye Mektubu (1. Mektub)

4

03/11/2012 es-selāmü aleyküm

4

11/08/2012 Ankāzāde Köstendilī Halīl Efendi?nin, Tūti ?hsan Efendi?ye Mektubu (17. Mektub)

4

11/08/2012 Sūfīlerden Esintiler - Cüneyd-i Ba?dadi (k.s)

4

11/03/2012 Ankāzāde Köstendilī Halīl Efendi?nin, Tūti ?hsan Efendi?ye Mektubu (30. Mektub)

4

11/03/2012 Sūfīlerden Esintiler-Ku?eyrī Risālesi

4

11/03/2012 Tasavvuf-Abdülkadir GEYLANĪ (k.s)

4

11/03/2012 Mehmet Ākif ve Sudanl? Genē

4

11/03/2012 Merhabalar Efendim

4

29/12/2011 Temizleme Yollar?

4

29/12/2011 Anadolu Selēuklu Dönemi, Müslim-Gayr-i Müslim ?li?kileri

4

29/12/2011 Mesnevīden - Mür?id-Mürid-?lāhī A?k

4

29/12/2011 On Dört As?r Evvel

4

29/12/2011 Kalbin Māhiyeti

4

29/12/2011 Ankāzāde Köstendilī Halīl Efendi?nin, Tūti ?hsan Efendi?ye Mektubu (28)

4

29/12/2011 Sūfīlerden Esintiler

4

29/12/2011 es-selāmü aleyküm

4

05/10/2011 Sūfilerin Ahlak?

4

05/10/2011 ?evvāl Orucunun De?eri

4

05/10/2011 Peygamberimizin K?lmam?z? ?stedi?i Namaz

4

05/10/2011 Ankāzāde Köstendilī Halīl Efendi?nin, Tūti ?hsan Efendi?ye Mektubu (25)

4

05/10/2011 Alt?n Ö?ütler - Abdülkādir Geylānī (k.s)

4

05/10/2011 Sūfīlerden Esintiler

4

05/10/2011 es-selāmü aleyküm

4

28/06/2011 Kitap Tan?t?m? - Dostluk Üzerine

4

28/06/2011 Ankāzāde Köstendilī Halīl Efendi?nin Tūti ?hsan Efendi?ye Mektubu (15)

4

28/06/2011 Mesnevī?den - Benli?in ??mart?lmas?

4

28/06/2011 K?ssadan Hisse

4

28/06/2011 Sohbet, Abdülkādir GEYLĀNĪ (k.s)

4

28/06/2011 es-selāmü aleyküm

4

15/04/2011 Röportaj - Rektör Abdullah Demircio?lu

4

15/04/2011 Müslüman Kimleri Sever?

4

15/04/2011 Köstendilli Ārif-i Billāh Halil Efendi?den (k.s) Müridi ?hsan Efendiye Mektup (4)

4

15/04/2011 Geēmi?ten Günümüze Naat-? ?erifler

4

15/04/2011 Abdulkadir Geylani Hz.nin Hicrī 18 Zilkade 545 Tarihli Konu?mas?

4

15/04/2011 Yeniliklere Aē?k Olu?u

4

15/04/2011 ?aka ve Latīfe Yapmas?

4

15/04/2011 Ashab?yla Münasebeti

4

15/04/2011 ?ecāat ve Necdeti

4

15/04/2011 Allah?? Zikretmesi

4

15/04/2011 Cömertli?i

4

15/04/2011 Do?ru Sözlülü?ü

4

15/04/2011 Zühdü

4

15/04/2011 Hayās? ve Tevāzuu

4

15/04/2011 Peygamberimizin ?emāili

4

26/02/2011 Hadislerle Kabir Azab?

4

26/02/2011 Serdār-? Hakan

4

26/02/2011 Köstendilli Ārif-i Billāh Halil Efendi?den (k.s) Müridi ?hsan Efendiye Mektup (3)

4

26/02/2011 Erzurumlu ?brahim Hakk? ve ?smail Fakirullah (k.s) Türbesi

4

26/02/2011 es-Selāmü Aleyküm

4

25/12/2010 Aziz Okuyucular?m?z;

4

25/12/2010 Köstendilli Ārif-i Billāh Halil Efendi?den (k.s) Müridi ?hsan Efendiye Mektup (2)

4

25/12/2010 Hz. Ali?nin (k.v) Zühdü

4

25/12/2010 Hz. Mevlānā?dan

4

25/12/2010 Muharrem Orucu ve A?ūre Günü

4

25/12/2010 Hz. Āi?e-i S?ddīka (r.anhā) Annemizden Peygamberimize (as.)

4

12/10/2010 Aziz okuyucular?m?z;

4

12/10/2010 Köstendilli Halil Efendi?nin (k.s) Müridine Mektubu

4

12/10/2010 Zamana De?er Verenler - Lādikli Hac? Ahmet A?a (k.s)

4

08/08/2010 Aziz okuyucular?m?z;

4

08/08/2010 Tasavvufi ?iir ?erhi

4

08/08/2010 Hikmet Deryās?

4

22/07/2010 Ey Gönül

4

22/07/2010 Gönül Ālemi

4

22/07/2010 Kitap Tan?t?m?

4

03/04/2010 es-selāmü aleyküm ve rahmetullāh

4

31/03/2010 Kalbin ?ikayeti

4

31/03/2010 Nas?l Sevdiler?

4

31/03/2010 Rasūlullāh??n (s.a.v.) Toplum ?ēindeki Ahvali
 
 
Muridan.com 7kubbe.net Facebook/AbdullahDemirciošlu Facebook/7KubbeSufiGenēlik Sufi Galeri YouTUBE
Zuhur Dergisi  | Tüm Haklarż Saklżdżr © 2010 (Müžteri Hizmetleri Telefon Numarasż : (0 533) 474 70 26 ) Tasarżm & Yazżlżm : Networkbil.Net