SON SAYI
1. Sayı
es-selâmü aleyküm ve rahmetullâh
Din kardeşlerimiz, gönül dostlarımız!
PDF Halini indirmek için tıklayınız
 
Anadolu Selçuklu Dönemi, Müslim-Gayr-i Müslim İlişkileri
Editör
LinkedIn Google+ Facebook Twitter Addthis

Türkiye Selçukluları devrinde, özellikle XIII. Yüzyıl Ana­dolu’sunda İslâm-Türk medeniyetinin çok yüksek bir seviye­ye eriştiği görülmektedir. Medreselerin yaygın­laşması, öğrenci sayısının gün geçtikçe artmasına, Moğol istilâsı sonucu zaviyelerin açılması da şeyh ve müridlerin çoğalma­sına imkân hazırlamıştır. Doğal olarak bu durum yerli halkın dikkat ve ilgisini çekmiştir.

Bilhassa din farkı gözetmeden yoksullara, muhtaçlara, yolda kalmışlara ve hastalara yardım elini uzatan mutasavvıflar ile Türkmen babaları İslâmlaştırma faaliyetinde önemli bir rol üstlenmişlerdir.

 

Yetmiş iki millete kurban ol âşık isen

Tâ âşıklar safında imam olasın sâdık…

 

diyen Yûnus Emre’nin yaklaşımı bütün insanlara din far­kı gözetmeksizin aynı gözle bakmayı telkin ediyordu. Yûnus’a göre, ‘kâmil insan’ sülûk esnasında çokluktan birliğe ulaşır veya bunun aksine, onun deyişiyle “Vahdet ehli” her şeyde Allah’ı görmeye yönelir:

 

Kiliseye dirsen girem, nâkûs (çan) dahî dirsen çalam

Âşıklara yoktur kalem senden yüzüm döndürmezem

 

Hıristiyanlar için kullanılan “tersâ”, Yûnus’un dilinde ve hayatında yabancılık çekmeyen, dost bir ifade kazanır ve Yûnus’un onlarla tanışıklığı vardır:

 

Tersâlar tapuya gelir hükm ısları zebûn olur

Tağlar taşlar secde kılur göriceğez dervişleri

 

Yûnus gibi âşıklar vahdet-i vücûda, her varlığın Allah’ın kulu olduğuna inandıkları için, hiç kimsenin sahip olduğuna, devletine ta’n edip gülmezler, bilginlere karşı da inkârcı olmadıktan gibi, tersâ(hıristiyan)nın haçına da karışmazlardı.

 

Bir kimsenin devletüne ta’n edüp biz gülmeyüz

Ne münkirüz âlimlere ne tersânın haçındayız

 

Bu anlayışla sadece müslümanlara seslenmeyen Yûnus, çevresindeki diğer inanç sahiplerine de çağrıda bulunurken, hem müslümanları, hem de diğer din mensuplarını birbirle­rine saygılı olmaya davet etmiştir.

Yesevîliğin Anadolu’da şekillenen kolları olarak kabul edi­len Bektaşîlik ve benzeri tarikâtlara mensup dervişler hem Türklerin “ata”, “baba”ları idiler hem de Anadolu’ya İslâmiyet’le birlikte Orta Asya örf ve âdetlerini getiren kültür elçileri idi­ler. Hacı Bektâş-ı Velî, Ahi Evran, Evhâdüdîn-i Kirmânî ve Sadreddîn-i Konevî gibi mutasavvıflar da -Yûnus Emre ve Mevlânâ çizgisinde- Anadolu’yu İslâmlaştırmada üzerlerine düşen rolü hakkıyla oynamışlardır.

Konumuz bakımından bunlar arasında Mevlânâ Celâleddin Rûmî üzerinde daha fazla durmak gerekir. Çünkü o, türlü din ve inanç mensuplarını; Allah, hayır ve insanlık fikirleri uğrunda birleştiren yüksek şahsiyeti ile İslâmiyet’in de yayıl­masına hizmet ediyordu. Bir gün Mevlânâ’yâ; şiir ve düşün­celerini bilgili müslümanlar bile zorlukla anlarken aynı zamanda kendisini dinleyen gayr-i müslimlerin onun söylediklerinden ne zevk aldıkları sorulur. Buna Mevlânâ; onların Allah’a inandıkları yolları ayrı da olsa gayenin bir olduğu, cevabını verir. Böylece, gayr-i müslimlerin Mevlânâ’nın sözlerinin özünü kavradıklarını anlatmak ister.

Özellikle Moğol istilâsı öncesi ve sonrasında Anadolu’yu dolduran ilim adamları ile mutasavvıflar buraya büyük zen­ginlik kazandırmışlardır. Anadolu’nun aydınlanmasında rol oynadıkları gibi, müslümanların kendi dinlerinden olmasa bi­le farklı din, mezhep ve tarîkât mensupları ile bir arada yaşayabileceklerini göstermişlerdir. Bu tutum ve davranışları ile geleceğe, altı yüz yıl sürecek Osmanlı kültürüne ve günümüz Türkiye’sine ışık tutmuş olan bu münevver insanların Türki­ye’nin geleceğine de örnek oldukları düşünülebilir. Genç kuşakların da bunun farkına varmaları umulur.

Mevlânâ’nın ilmini ve şöhretini duyarak onu ziyaret için İstanbul’dan Konya’ya gelen bir râhibin Mevlânâ’nın önün­de eğilerek verdiği selâmını, Mevlânâ aynı şekilde mukâbele ederek alır. Rahip bu selamlaşmayı tekrarlar durur. Mevlânâ da her defasında aynı şekilde karşılık verir. Bunu üzerine ra­hip: “Ey dinin sultânı! Benim gibi zavallı ve kirli birine gösterdiğin bu ne alçak gönüllülüktür?” der. Mevlânâ da: “Ne mutlu o kimseye ki, Allah onu malla, güzellikle, şerefle ve saltanatla rızıklandırdı ve o kimse de bu malı ile cömertlik et­ti, güzelliği ile iffet sahibi, şerefi ile alçak gönüllü ve saltana­tı ile de adalet sahibi oldu” hadisini buyuran bizim sultanımızdır. Allah’ın kullarına nasıl alçak gönüllülük göstermeyeyim ve niçin kendi küçüklüğümü belirtmeyeyim? Eğer bunu yap­mazsam, neye ve kime yararım?” karşılığını verir. Bunun üzerine rahibin İslâm’a geldiği ve Mevlânâ’nın müridi oldu­ğu “Menâkıbu’l-Ârifîn”de anlatılmaktadır.

Aynı şekilde bir Ermeni kasapla da selâmlaşan, idam edilmek suretiyle cezalandırılacak olan bir Rum gencinin de affedilmesini sağlayan Mevlânâ’nın çeşitli din, mezhep ve tarikatlara mensup geniş bir mürid kitlesi vardı. Hıristiyan ra­hipleri ile dostâne münasebetlerde bulunuyor, hatta onların kilise ve manastırlarını da ziyaret ediyordu. Yalnız hıristiyan rahipleri ile değil, yahûdi hahamları ile de görüşen Mevlânâ’ya, bir gün kendisiyle karşılaşan bir haham: “Bizim dini­miz mi yoksa sizin dininiz mi daha iyidir?” diye sorar. Mevlânâ da: “Sizin dininiz” diye cevap verir. Bunun üzerine yahûdi, müslüman olur.

Böylece gayr-i müslimlere dostâne ve samimi yaklaşım­ları ile Selçuklu toplumunda, dinler arası münasebetleri samimi ilişkilere dönüştürmeye muvaffak olan Mevlânâ’nın cenazesine her din mensubunun iştirak etmiş olması da bu ilişkinin derecesini göstermesi bakımından önemlidir. Nitekim cenazede; hıristıyanlardan, yahûdilerden, Araplardan, Türklerden… türlü din ve millete mensup kimseler hazır bulunu­yorlardı. Her biri kendi âdetleri veçhile kitapları ellerinde ön­den gidiyorlar, Zebur’dan, Tevrat’tan, İncil’den âyetler oku­yorlar ve hepsi birlikte feryâd ediyorlar, müslümanlar bunları sopa ve kılıçla savamıyorlardı. Zira bu cemaat hiç çekin­miyordu. Büyük bir karışıklık oldu. Bu haber büyük Sultan’a, Sâhib’e ve Pervane’ye erişti. Bunun üzerine onlar da papaz ve kiliselerin büyüklerini çağırıp onlara: “Bu olayın (Mevlâ­nâ’nın cenazesinin) sizinle ne ilgisi vardır? Bu din pâdişâhı bi­zim başbuğumuz, imamımız ve rehberimizdir” dediler. Onlar da: “Biz, Mûsâ’nın, İsâ’nın, bütün peygamberlerin gerçekliklerini onun açık sözlerinden anladık ve kendi kitaplarımızda okuduğumuz olgun peygamberlerin tabiat ve hareketlerini onda gördük. Siz müslümanlar, devrinin nasıl Muhammed’i olarak tanıyorsanız, biz de onu zamanın Mûsâ’sı ve İsâ’sı olarak biliyoruz. Siz nasıl onun muhibbi (dostu) iseniz, biz de bin şu kadar misli daha çok onun kulu ve müridiyiz. Nitekim kendisi buyurmuştur:

 

Yetmiş iki millet, sırrını bizden dinler

Biz bir perdeden yüzlerce ses çıkaran bir neyiz...

 

Yûnus gibi aynı dille konuşan Mevlânâ da, aynı anlayışla geniş bir dinî müsamaha ve insanlık anlayışı ile sadece İslâ­miyet’i anlatmakla yetinmiyor, aynı zamanda farklı din mensupları ile bir arada yaşamanın nasıl olacağını da göstermiş oluyordu.

İbn Bîbî’nin “el-Evâmiru’l-Alâiyye”sinde; Anadolu’da halkın beş dil konuştuğu ve bazı devlet ricâlinin de bu beş dile vâkıf oldukları kesin bir dille belirtilmektedir. Bu dillerin muhtemelen Türkçeden başka Rumca, Ermenice ve Süryanice ile birlikte büyük şehirlerde ve kültür merkezlerinde de Farsça olduğu bazı tarihçiler tarafından ifade edilmiş bulunmaktadır. Bu dillerde konuşanların birbirlerini etkilemiş olmaları muhakkaktır.

Nitekim Mevlânâ, Rumca şiirler yazma ihtiyacı duymuştur. Türk diline Rumca kelimelerin girmiş olduğunu da görü­yoruz. Bu etkileşimde Türklerin, Ermenice ve Rumca keli­meleri öğrenmiş olmaları yanında, Rumlarla Ermenilerin Türkçe öğrenme ihtiyacı duymalarının rolü olduğu da düşü­nülebilir. Yazıya geçmese bile günlük hayatta bu türlü karşı­lıklı kültürel alış-verişin olacağı muhakkaktır.

Ayrıca medenî ve fikrî seviyenin yükseldiği Selçuklu Anadolu’sunda musikî, semâ ve şiir gibi vasıtaları kullanan Mevlevîlik ile diğer tasavvuf zümreleri, gayr-i müslimleri de etkisi altına almış, daha sonraları Osmanlı devrinde bile bu etki ile birçok gayr-i müslim sanatkârın bu ortam içinde ye­tişme imkânı buldukları görülmüştür. Özellikle müslüman er­keklerin hıristiyan kadınlarla evlenmeleri sonucunda Müslüman-Türk ai­le ve toplum hayatında hıristiyanlığın kültürel etkilerinin hissedildiği gibi; Rum, Ermeni, Süryanî ve yahûdilerle de yuka­rıdaki örneklerde işaret edildiği gibi kültürümüzün izleri ve etkileri hissedilmiştir.

Aynı durum sivil ve dinî mimarî için de söz konusudur.

 

(Alıntı)

Prof. Dr. Mehmet Şeker

Anadolu’da Bir Arada Yaşama Tecrübesi, s.79-85.

4

29/10/2017 Kabir Azabını İnkâr Edenlere Güzel Bir Cevap

4

29/10/2017 Suların Kısımları

4

29/10/2017 Ankâzâde Köstendilî Halîl Efendi’nin, Tûti İhsan Efendi’ye 20. Mektubu

4

29/10/2017 Bir Mucize, Süheyl b. Amr (r.a)

4

29/10/2017 Olmayınca

4

29/10/2017 Gel Papaz Efendi!

4

17/07/2017 Oruç yüzünden bizim canımız dirilik elde edecektir!

4

23/02/2017 es-Selâmü Aleyküm

4

23/02/2017 Abdesti Bozmayan Şeyler

4

23/02/2017 Ankâzâde Köstendilî Halîl Efendi’nin, Tûti İhsan Efendi’ye 18. Mektubu

4

23/02/2017 Himmetini Âlî Tut - Pir Abdulkâdir Geylâni Hazretleri

4

02/11/2016 es-selâmü aleyküm ve rahmetullâh - TAKDİM

4

25/10/2016 Bize Ulaşan Haberler

4

25/10/2016 Ankâzâde Köstendilî Halîl Efendi’nin, Tûti İhsan Efendi’ye 16. Mektubu

4

25/10/2016 Sünnetsiz İslam Arayışları

4

09/03/2016 Ankâzâde Köstendilî Halîl Efendi’nin, Tûti İhsan Efendi’ye 11. Mektubu

4

09/03/2016 Mü’min Kul ve Dünyanın Hali - Pîr Abdülkâdir Geylânî (k.s)

4

31/01/2016 Ankâzâde Köstendilî Halîl Efendi’nin, Tûti İhsan Efendi’ye 5. Mektubu

4

31/01/2016 Bir Kâmil Mürşide Varmasan Olmaz

4

31/10/2015 Ankâzâde Köstendilî Halîl Efendi’nin, Tûti İhsan Efendi’ye 12. Mektubu

4

31/10/2015 Mustafa Hayri ÖĞÜT Efendi (k.s) Hazretlerini Rahmet ve Minnet ile Anıyoruz (1895 – 1979)

4

31/10/2015 Rabıta

4

26/10/2015 Âhireti Düşününüz! - Pîr Abdülkâdir GEYLÂNÎ

4

26/10/2015 Osmanlı’nın Manevi Kurucusu Şeyh Edebâlî (k.s)

4

30/07/2015 Namazda Huzur ve Huşuyu Yakalamak

4

30/07/2015 Köstendilî Halîl Efendi’nin Tûti İhsan Efendi’ye 5. Mektubu

4

30/07/2015 Seyyidü\'l-İstiğfâr - İmam GAZALÎ

4

30/07/2015 Abdullah b. Mes’ûd (r.a) Müslüman Oluşu

4

30/07/2015 Tâif Duası

4

01/03/2015 O Günden Beri Bu Haldeyim

4

27/02/2015 Bazılarına Ne Oluyor ki!

4

27/02/2015 Ebû Hanife\'nin Tasavvufi Hayatı

4

27/02/2015 Ankâzâde Köstendilî Halîl Efendi’nin, Tûti İhsan Efendi’ye 5. Mektubu

4

26/02/2015 Olgun Müslüman’ın Vasıfları

4

26/02/2015 Tasavvuf, Havâssa Ait Ledün İlmidir

4

06/11/2014 Şefaati Ve Vesile (Aracı) Kılmayı Şirk Olarak Görme Hastalığı

4

06/11/2014 Âriflerin İlâhî Huzurdaki Edepleri

4

06/11/2014 Ankâzâde Köstendilî Halîl Efendi’nin, Tûti İhsan Efendi’ye 5. Mektubu

4

06/11/2014 İntisâb Niçin Gereklidir?

4

06/11/2014 Gerçek Teslimiyet -Abdülkâdir Geylânî (k.s)

4

25/09/2014 Zilhicce Ayı Nasıl İhya Edilmeli

4

03/06/2014 Ankâzâde Köstendilî Halîl Efendi’nin, Tûti İhsan Efendi’ye 9. Mektubu

4

08/02/2014 Kendimizi Nasıl Aldatıyoruz? İmam GAZALÎ

4

08/02/2014 Ankâzâde Köstendilî Halîl Efendi’nin, Tûti İhsan Efendi’ye 5. Mektubu

4

08/02/2014 Asr-ı Saâdette Mescid-i Nebevî ve Diğer Mescidler

4

08/02/2014 es-selâmü aleyküm

4

17/09/2013 Mustafa Hayri Öğüt (ks.)

4

17/09/2013 Ankâzâde Köstendilî Halîl Efendi’nin, Tûti İhsan Efendi’ye 6. Mektubu

4

17/09/2013 Esmâ’ya Babasından Mektup

4

25/05/2013 Ankâzâde Köstendilî Halîl Efendi’nin, Tûti İhsan Efendi’ye Mektubu (39. Mektub)

4

25/05/2013 Şeyh Abdurrahman Hâlis et-Tâlebânî

4

16/02/2013 Ankâzâde Köstendilî Halîl Efendi’nin, Tûti İhsan Efendi’ye Mektubu (38. Mektub)

4

03/11/2012 GEYLANÎ TEFSİRİ - Kitap Tanıtımı

4

03/11/2012 Ankâzâde Köstendilî Halîl Efendi’nin, Tûti İhsan Efendi’ye Mektubu (1. Mektub)

4

03/11/2012 es-selâmü aleyküm

4

11/08/2012 Ankâzâde Köstendilî Halîl Efendi’nin, Tûti İhsan Efendi’ye Mektubu (17. Mektub)

4

11/08/2012 Sûfîlerden Esintiler - Cüneyd-i Bağdadi (k.s)

4

11/03/2012 Ankâzâde Köstendilî Halîl Efendi’nin, Tûti İhsan Efendi’ye Mektubu (30. Mektub)

4

11/03/2012 Sûfîlerden Esintiler-Kuşeyrî Risâlesi

4

11/03/2012 Tasavvuf-Abdülkadir GEYLANÎ (k.s)

4

11/03/2012 Mehmet Âkif ve Sudanlı Genç

4

11/03/2012 Merhabalar Efendim

4

29/12/2011 Temizleme Yolları

4

29/12/2011 Anadolu Selçuklu Dönemi, Müslim-Gayr-i Müslim İlişkileri

4

29/12/2011 Mesnevîden - Mürşid-Mürid-İlâhî Aşk

4

29/12/2011 On Dört Asır Evvel

4

29/12/2011 Kalbin Mâhiyeti

4

29/12/2011 Ankâzâde Köstendilî Halîl Efendi’nin, Tûti İhsan Efendi’ye Mektubu (28)

4

29/12/2011 Sûfîlerden Esintiler

4

29/12/2011 es-selâmü aleyküm

4

05/10/2011 Sûfilerin Ahlakı

4

05/10/2011 Şevvâl Orucunun Değeri

4

05/10/2011 Peygamberimizin Kılmamızı İstediği Namaz

4

05/10/2011 Ankâzâde Köstendilî Halîl Efendi’nin, Tûti İhsan Efendi’ye Mektubu (25)

4

05/10/2011 Altın Öğütler - Abdülkâdir Geylânî (k.s)

4

05/10/2011 Sûfîlerden Esintiler

4

05/10/2011 es-selâmü aleyküm

4

28/06/2011 Kitap Tanıtımı - Dostluk Üzerine

4

28/06/2011 Ankâzâde Köstendilî Halîl Efendi’nin Tûti İhsan Efendi’ye Mektubu (15)

4

28/06/2011 Mesnevî’den - Benliğin Şımartılması

4

28/06/2011 Kıssadan Hisse

4

28/06/2011 Sohbet, Abdülkâdir GEYLÂNÎ (k.s)

4

28/06/2011 es-selâmü aleyküm

4

15/04/2011 Röportaj - Rektör Abdullah Demircioğlu

4

15/04/2011 Müslüman Kimleri Sever?

4

15/04/2011 Köstendilli Ârif-i Billâh Halil Efendi’den (k.s) Müridi İhsan Efendiye Mektup (4)

4

15/04/2011 Geçmişten Günümüze Naat-ı Şerifler

4

15/04/2011 Abdulkadir Geylani Hz.nin Hicrî 18 Zilkade 545 Tarihli Konuşması

4

15/04/2011 Yeniliklere Açık Oluşu

4

15/04/2011 Şaka ve Latîfe Yapması

4

15/04/2011 Ashabıyla Münasebeti

4

15/04/2011 Şecâat ve Necdeti

4

15/04/2011 Allah’ı Zikretmesi

4

15/04/2011 Cömertliği

4

15/04/2011 Doğru Sözlülüğü

4

15/04/2011 Zühdü

4

15/04/2011 Hayâsı ve Tevâzuu

4

15/04/2011 Peygamberimizin Şemâili

4

26/02/2011 Hadislerle Kabir Azabı

4

26/02/2011 Serdâr-ı Hakan

4

26/02/2011 Köstendilli Ârif-i Billâh Halil Efendi’den (k.s) Müridi İhsan Efendiye Mektup (3)

4

26/02/2011 Erzurumlu İbrahim Hakkı ve İsmail Fakirullah (k.s) Türbesi

4

26/02/2011 es-Selâmü Aleyküm

4

25/12/2010 Aziz Okuyucularımız;

4

25/12/2010 Köstendilli Ârif-i Billâh Halil Efendi’den (k.s) Müridi İhsan Efendiye Mektup (2)

4

25/12/2010 Hz. Ali’nin (k.v) Zühdü

4

25/12/2010 Hz. Mevlânâ’dan

4

25/12/2010 Muharrem Orucu ve Aşûre Günü

4

25/12/2010 Hz. Âişe-i Sıddîka (r.anhâ) Annemizden Peygamberimize (as.)

4

12/10/2010 Aziz okuyucularımız;

4

12/10/2010 Köstendilli Halil Efendi’nin (k.s) Müridine Mektubu

4

12/10/2010 Zamana Değer Verenler - Lâdikli Hacı Ahmet Ağa (k.s)

4

08/08/2010 Aziz okuyucularımız;

4

08/08/2010 Tasavvufi Şiir Şerhi

4

08/08/2010 Hikmet Deryâsı

4

22/07/2010 Ey Gönül

4

22/07/2010 Gönül Âlemi

4

22/07/2010 Kitap Tanıtımı

4

03/04/2010 es-selâmü aleyküm ve rahmetullâh

4

31/03/2010 Kalbin Şikayeti

4

31/03/2010 Nasıl Sevdiler?

4

31/03/2010 Rasûlullâh’ın (s.a.v.) Toplum İçindeki Ahvali
 
 
Muridan.com 7kubbe.net Facebook/AbdullahDemircioğlu Facebook/7KubbeSufiGençlik Sufi Galeri YouTUBE
Zuhur Dergisi  | Tüm Hakları Saklıdır © 2010 (Müşteri Hizmetleri Telefon Numarası : (0 533) 474 70 26 ) Tasarım & Yazılım : Networkbil.Net