SON SAYI
1. Sayı
es-selâmü aleyküm ve rahmetullâh
Din karde?lerimiz, gönül dostlar?m?z!
PDF Halini indirmek için tıklayınız
 
Zikrullâh?n Feyz ve Bereketleri
Abdullah DEMİRCİOĞLU
LinkedIn Google+ Facebook Twitter Addthis

Yarat?klar?n en üstünü, Rabbü’l-Âlemî’nin medh u senâs?na lây?k insan ?üphesiz ki âhir zaman Peygamberi Hz. Muhammed Mustafa’d?r.

وماارسلناك الارحمة للعالمين

“Biz, seni âlemlere rahmet olarak gönderdik.” (Enbiyâ, 21/107)

O’nun indallâh ne büyük bir makam? ihraz etti?ini ve Makâm-? Mahmûd’un tek sahibi oldu?unu âyet ortaya koyuyor. O’nun yüce ?ahsiyetine sadece bunlar de?il daha ba?ka âyet ve hadisler de ?ahadet etmektedir. Kendisinin iki defa kalbi, ilâhî emir gere?i y?kanm??, temizlenmi? ve nur ile doldurulmu?tur. Gö?sünün yar?lma olay? da ayr?cal??? olan bir lütuftur, Allah’?n bir ikram?d?r. Bunun gibi, özel koruma alt?nda bulundurulmas?, a?açlar?n kendisine selâm vermesi, çocuklu?unda O’nu bulutlar?n gölgelemesi… anlayan için ne muazzam bir olay ve O’nun, Allah kat?nda ne kadar ulvî bir yeri oldu?unu ortaya koymaktad?r.

Burada Mi‘râc olay?ndaki mucizevî hâdiseler, Burak, Kudüsü ?erîf’e gidi?, orada bütün peygamberlere, Cebrail de dâhil olmak üzere imam olu?, yedi kat göklere ç?k???, oradaki olan hâdisât, Cenâb-? Allah ile konu?mas?, O’na (قاب قـوسـيـن أو ادنى Necm, 53/8-9) yak?n olmas?, cennet-cehennemin kendisine gösterilmesi ve bunlar?n akabinde tekrar dönü?ü o Peygamberin kadr u k?ymetini göstermektedir.

Böyle olmas?na ra?men asla kulluktan geri kalmam??, emrolundu?u ?ekilde dosdo?ru olmu? (Hûd, 11/112), ayaklar?na kara sular ininceye kadar da namaz k?lm??t?r. Günlük tevbesini, zikr u tesbihât?n? asla ihmal etmemi?tir. Hz. Âi?e annemizin ifade buyurduklar? gibi,

“Her zaman Cenâb-? Allah’? zikreder olmu?tur.” (Buhârî, Hayz/7, Ezan/19; Müslim, Hayz/30; Tirmizî, Tahâre/11; ?bn Mâce, Tahâre/11; ?bn Hanbel, VI, 70, 103-178; Sünen-i Ebu Dâvûd Terceme ve ?erhi, 1/40)

Kendisine ikram olunan nimetlere ?ükür ve hamd etmi?tir. Bu hususta sahâbîleri te?vik etmi?, kul olarak dünyan?n imtihan, âhiretin de mükâfat ve mücâzat yeri oldu?unu apaç?k ortaya koymu?tur.

Cenâb-? Allah, O’nun geçmi?-gelecek günâhlar?n? affetmi? oldu?u halde (Fetih, 48/1-2) ve O’nun yüksek ahlâk üzere (Kalem, 68/4) oldu?unu bildirmi? oldu?u halde kullu?una kulluk, ibadetine ibadet, namazlar?na namaz katarak O’nun r?zas?n? aram??t?r. Bu hususta O’nun mübarek a??zlar?ndan bir dua, bir âcizlik ve teslimiyet ifadesi olarak dökülen:

لااحصى ثـناء عـليك انت كـما اثـنـيـت عـليك

“Ben, Seni övmeye kâdir de?ilim, Sen kendini övdü?ün gibisin.” (Müslim, Salât/222; Ebû Dâvûd, Salât/148) buyurmu? ve her hususta örnek oldu?u gibi bunda da ümmetine örnek olup yol göstermi?tir.

?uras? muhakkakt?r ki, yollar?n? ?a??rm?? insanlara zaman zaman gönderilmi? Hakk elçilerinin i?leri o kadar da kolay de?ildi. ?çlerinde dövülenler, öldürülenler, kendileriyle alay edilenler, yerlerinden yurtlar?ndan edilenler, kendilerinden akla hayale gelmeyecek ?ekilde istek ve arzuda bulunulanlar olmu?tur. Çünkü böyle olu? bir nevi onlar?n kaderleriydi.

“Belân?n en ?iddetlileri onlara gelmi?tir. Sonra da derece derece ba?kalar?na geliyordu.” (Tirmizî, Zühd/57; ?bn Mâce, Fiten/23)

Bunlar? ço?altmak mümkündür. O halde her mü’mine dü?en, dünyas?n? ihmal etmemek oldu?u gibi âhiretini de dünyada iken kazanmakt?r. Nasibini dünyadan unutmayacaks?n. (Kasas, 28/77)

??te bu durum biraz daha ince, sâliklerin, müridlerin k?sacas? ?slâm’?n da içinde olan sûfî me?reb yoldur.

Cenâb-? Allah kimseye takat getiremeyece?i yükü yüklememi?tir. Peygamber için bile, “Kur’ân’? biz sana zahmet, me?akkat çekesin diye indirmedik!” (Tâhâ, 20/1) buyrulmu?tur. Böyle iken, ibadet eden zevcine Hz. Âi?e k?yamayarak,

“Niçin kendini bu kadar zorluyorsun?” deyince:

افلا ان اكون عبدا شكورا  / Ben, Rabbimin ?ükredici kulu olmayay?m m??(Buhârî, Teheccüd/6; Müslim, Kitâbü S?fati’l-Müsâfirîne ve Kasrihim/18) diyerek cevap vermi?tir.

Hâlbuki O’nun konumu apaç?k ortada idi. Resûldü, günahlar? affedilmi?ti, cennet ayaklar? alt?na serilmi?ti. Fakat O, ibadetten dolay? ayaklar? patlam??, dizlerine kara kara sular inmi? bir vaziyette idi.

O halde bir onlara bir de bizlere bakal?m, ne haldeyiz görelim. Onlar? örnek alal?m ve yolumuza devam edelim. Çünkü hilkatimizden gaye budur. Hiçbir kimsenin O’nun koydu?u esaslara itiraz etme salahiyeti ve yetkisi de yoktur. Cenâb-? Allah; “Cinleri ve insanlar? ancak kendisine ibadet etsinler diye” (Zâriyât, 51/56) yaratm??t?r.

Burada ?unu tekrar tekrar hat?rlatmakta fayda vard?r ki, hem müslüman dinî ve amelî akidelerini mutlaka ö?renmelidir. Bunun için yetkili bir din âliminden veya ilmihal, akâid veya f?k?h kitaplar?ndan istifade etmelidir. Böylece seyr u sülûk yolu kendisine daha da uygun ve kolay hale gelecek, zikir ve tesbihât?n?n mânâ ve ehemmiyetini kavrayacakt?r. Bu hususta daha iyi ?uurlanacakt?r.

Dünya i?leri ve âhiret ameli ölçülü bir ?ekilde yürütülürken, ba?l?s? bulundu?u kap?ya ayr? bir itina göstermelidir. Ö?reticisinden ald??? emaneti, ona verdi?i sözü gerekti?i gibi yerine getirmelidir. Bilmelidir ki o söz, me?âyihten me?âyihe, oradan Resûlü Kibriyâ’ya kadar uzan?r.

يد الله فوق ايديهم  / Allah’?n eli, onlar?n ellerinin üzerindedir.(Fetih, 48/10)

Bu yolda me?akkat var, çile vard?r. Bunlara katlanmak ve asla s?zlanmamak da esast?r. Çünkü belâlar, musibetler derece derece, kademe kademe gelir. Geçmi? ve yak?n tarih bunlar?n örnekleriyle doludur. K?yâmete kadar da bu böyle devam edecektir. Tarihe bakt???m?z zaman gerçek sûfîlerin, zikir erbâb?n?n dine çok iyi hizmetler ettiklerini görürüz.

“Bir lokma, bir h?rka” anlay??? sûfîli?in prensipleri içine s??maz. Bu söz, öte âlem için daha fazla haz?rl?kl? olun, anlam?ndad?r. Yoksa aile efrad?n? ihtiyaç içinde b?rak, çal??ma, ba?kalar?na muhtaç olarak el aç, dilen anlam?nda de?ildir. Bunlar dinin de emirlerine muhalif olan durumlard?r.

Âhiret yurdu ebedîdir. Sâlik, bu âlemde yüksek makamlara güvenle, azimle, sab?r ve tevekkülle çal??an bahtiyar kimsedir. ?hlâsl?, itikad? düzgün, ameli uygundur. Gösteri?ten, sahtekârl?ktan uzakt?r.

Özellikle burada ?unu da önemle hat?rlatmak icap eder ki, maalesef bu mübarek yol kirletilmi? bozulmu? ve sahtekârlar türemi?tir. Korsan me?âyihler mevcuttur. Bu sebeple, gerçek bir mür?id-i kâmil bulmak, onun taht-? terbiyesine “gassal elindeki meyyit gibi” teslim olmak ve seyr-i sülûkünü ikmal etmek ak?ll?ca bir i?tir.

الـكـيّـس من دان نفسه وعمل لما بعد الموت

“Ak?ll? olan, nefsini hesaba çekip ölümden sonras? için iyi amel yapand?r.” (Tirmizî, K?yâmet/26; ?bn Mâce, Zühd, 31)

Bu yolla nefsini tezkiye ve terbiye etmek, verilen evrâd ve ezkâra devam etmektir. Zâhir ilminin nas?l ö?reticileri, üstatlar?, âlimleri varsa, bât?n ilminin de yeti?tiricileri vard?r. Bu noktada mutlaka bir mür?ide ba?l? olman?n ?art olmad???n? söylemek do?ru de?ildir. Asr-? Saâdet’ten itibaren birçok sûfîler, mür?idler, sâliklerine yol gösterip hocal?k etmi?ler, nefsin tezkiyesi hususunda tavsiyelerde bulunmu?lard?r. Nefsin makamlar?, evrâdiyeler, zikir ve tesbihlerin hepsi tasavvufî ?st?lâhlardan say?lm??t?r.

Bir de, “Allah ile kul aras?na kimse giremez” sözü vard?r. Kanaatimce bu da yan?? anla??lm?? ve ba?kalar?na da yanl?? anlat?lm??t?r.

?öyle ki; her ?eyde bir vesile, yani sebep ve çare aran?r. Boyumuzdan yüksek bir a?açtan meyveyi al?p yememiz zordur. Bazen de mümkün de?ildir. Bize o meyveyi uzan?p yediren bir merdiven, vesileden ba?ka bir ?ey de?ildir.

Duada vesileye sar?l?r, Allah kat?nda iyi ?ahsiyetlerle dua ederiz. Resûlullâh’? vesile k?lar?z ki dualar?m?z kabul olunsun. Bunun dine muhalif bir yönü yoktur. ?irk de addolunamaz. Kur’ân’da ve Sünnet’te bunun delilleri vard?r.

Geçmi? milletler, az?l? dü?manlarla sava?mak durumunda kal?p s?k??t?klar?nda:

“Âhir zamanda gönderece?in peygamber hürmetine bize yard?m et!” (Bakara, 2/89; Kurtubî, II, 27; el-Vâhidî, Esbâbü'n-Nüzûl, s.31) diye dua edip, muzaffer olanlardan tutun da, iyi amellerini öne ç?kar?p vesile k?lan, dua eden, yalvaran nebevî haberlere kadar her ?ey vard?r.

??te bundan dolay?, bu anlamda en büyük mür?id Resûlullâh’t?r. ?nsanl???n hidayetine vesile ve sebep olmu?tur.

Kald? ki Cenâb-? Allah bile,

وابتغوا اليه الوسيلة / O’na gidecek vesileler aray?n?z.(Mâide, 5/35)

Yine inananlara emrederek,

كونوا مع الصادقـيـن / Sâd?klarla (do?rularla) beraber olunuz.” (Tevbe, 9/119) buyurmu?tur.

Gerçi Taraf-? ?lâhî’den kendilerine ikram olunarak, nefsin mertebelerini geçenler olmu?tur. Bu da ortadad?r, inkâr olunamaz. Ama böyle nasibdârlar?n adetlerinin az oldu?u görülür.

4

05/11/2018 Tasavvuf Peygamber Efendimizin Yolu ve Şeriatın Aynıdır.

4

18/09/2018 ?ahadet ve Namaz

4

09/03/2018 Bir Gün Gelecek?

4

29/10/2017 Tasavvuf yolunu tuttum giderim

4

29/10/2017 Do?ru ve Sa?lam ?tikad

4

17/07/2017 Dua Üzerine

4

23/02/2017 Kandiller ve Hadiselere Bak??

4

23/02/2017 Bütün Müslümanlar, Bütün Maneviyat Erleri, Karde?lerim

4

26/10/2016 Zaman Gelecek ki?

4

25/10/2016 D?YALOG

4

09/03/2016 Emaneti Yüklenmek

4

31/01/2016 Be?eriyetin ?htiyaçlar?; ?lim ve Kur?ân-? Kerîm

4

31/10/2015 Bir Hadîs-i ?erîf Üzerine

4

30/07/2015 ?ehr-i Ramazan

4

28/02/2015 Rab?tan?n Mahiyeti?

4

16/11/2014 Kul Haklar?

4

03/06/2014 Mekke Ve Medine?nin Fazileti

4

09/02/2014 Do?ru Söylediyse Kurtuldu

4

17/09/2013 Biz Neredeyiz?

4

25/05/2013 ?lim Üzerine

4

16/02/2013 Temel ?ki Kaynak

4

03/11/2012 Dinî Hassasiyet

4

11/08/2012 Kur?ân ve Sünnet?te Veli Kavram?

4

11/03/2012 O?ndan Af Dileyiniz!

4

29/12/2011 Zikrullâh?n Feyz ve Bereketleri

4

06/10/2011 Hasb-i Hâl / ?ntibalar?m

4

28/06/2011 Üç Aylar ve Oruç

4

15/04/2011 Kutlu Do?um ve Kaside-i Bür`e

4

26/02/2011 Hayat Veren Davet

4

25/12/2010 Zamân? Durdurun

4

25/12/2010 Mâ ?Adette Lehâ

4

12/10/2010 E?itim ve Ö?retim Y?l? Münasebetiyle

4

08/08/2010 Rahmet ve Ma?firet Ay?

4

22/07/2010 Dört Unsur

4

22/07/2010 Ne Olurdu

4

04/04/2010 Hz. Peygamber\'in Yüksek Ahlâk?
 
 
Muridan.com 7kubbe.net Facebook/AbdullahDemircioğlu Facebook/7KubbeSufiGençlik Sufi Galeri YouTUBE
Zuhur Dergisi  | Tüm Hakları Saklıdır © 2010 (Müşteri Hizmetleri Telefon Numarası : (0 533) 474 70 26 ) Tasarım & Yazılım : Networkbil.Net