SON SAYI
1. Sayı
es-selâmü aleyküm ve rahmetullâh
Din karde?lerimiz, gönül dostlar?m?z!
PDF Halini indirmek için tıklayınız
 
Kanûnî Sultan Süleyman ve ?mam-? Azam
Dursun GÜRLEK
LinkedIn Google+ Facebook Twitter Addthis

Ba?ta ?smail Hakk? Bursevî Hazretleri olmak üzere, birçok ?slâm bilgini, Türklerin ?slâm tarihinde oynad??? büyük rolü ve üstün hizmeti eserlerinde anlata anlata bitiremiyorlar.

Meselâ ?ehbenderzâde Filibeli Ahmet Hilmi Bey’in ?slâm Tarihi ad?yla kaleme ald??? ?aheseri, ‘?slâm’?n kahraman ordusu’ kabul edilen Türk ordusu dini ve milli heyecan?n?, i’lâ-? kelimetullâh/Allah’?n dinini yüceltme u?runda gösterdi?i çabay? muhte?em tablolar hâlinde gözler önüne seriyor. Ve siz böyle bir eseri okurken ?anl? ecdad?n torunlar? olman?n bahtiyarl???n? ya??yorsunuz.

?uras? bir gerçektir ki Emeviler, Peygamberimizin Ehl-i Beyt’ini feci bir ?ekilde ?ehit ettiler. Kerbela facias?n? ?slâm’?n ba??na belâ ettiler. Bu zulüm ve i?kenceyi yapanlar, k?yamete kadar habis ruhlar olarak an?lmay? hak ettiler. Tarihler Emevi halîfelerinin birkaç? hariç habâsetlerini ve lâubaliliklerini i?renç tablolar hâlinde bizlere naklediyorlar.

Kabul etmek lâz?m ki Abbasiler de onlardan geri kalmad?lar. Onlar da ulemâya zulmederek denâetlerini ve ?enaâtlerini sergilemekten çekinmediler. ?mâm-? Azamlar?, Ahmed b. Hanbelleri hapishanelerde çürütüp, k?rbaçlar?n alt?nda inlettiler. Mu’tezile mezhebini te?vik ve terviç etmek için akla hayâle gelmedik i?kencelere ba?vurdular. Halife-i Müslimin ad?yla ortaya ç?kan baz? mahlûklar, “Kur’ân mahlûktur” sözünü kabul etmedikleri için, mezhep imamlar?n? ezaya cefaya maruz b?rakt?lar.

?ftiharla belirtelim ki Selçuklu ve Osmanl?larda böyle menfi örneklere, insan?n içini karartan tablolara rastlam?yoruz. Selçuklu sultanlar?n?n ve Osmanl? padi?ahlar?n?n âlimlere, ?eyhlere, maneviyat sultanlar?na büyük bir sayg? gösterdiklerini biliyoruz. Bir Nâk?bü’l-E?râf’l?k müessesinin s?rf bu maksatla kuruldu?una ?ahit oluyoruz.

Uzun söze ne hacet, cihan hükümdar? Fâtih Sultan Mehmet Han’?n s?rf ?u sözü bile ulemân?n padi?ah nezdindeki mevkiini canl? bir tablo gibi gözler önüne seriyor:

“?stanbul’u ald???ma o kadar sevinmiyorum; beni as?l mutlu eden ?ey, Ak?emseddin gibi bir âlimle yan yana olmakt?r!”

Yeri gelmi?ken belirtelim ki, Osmanl? hükümdarlar?n?n bu konudaki gayretleri ve hizmetleri; ulemâya, udebâya, ?uarâya, me?âyihe besledikleri muhabbet ve bu muhabbetin tezahürü olan müesseseler birer birer s?ralanmak istense ortaya hacimli kitaplar, cilt cilt eserler ç?kar. ?imdi isterseniz deryâdan bir damla olmak üzere Yavuz’dan ve Kânûnî’den birkaç anekdot nakledeyim:

M?s?r fâtihi Yavuz Sultan Selim ile ?eyhülislâm ?bn-i Kemal aras?nda geçen çamurlu kaftan hikâyesi çok me?hur oldu?u için ondan de?il de, padi?ah?n ba?ka bir çamur vakas?ndan k?saca bahsedeyim:

Yavuz, M?s?r kölemenlerinden Kansu Gavri’yi ma?lûp ettikten sonra yola ç?k?yor, bir alay ile Halep ?ehrine do?ru gidiyordu. Bu s?rada devrin me?hur âlimleri de kendisini kar??lamaya haz?rlan?yordu. Bu âlimlerin aras?nda Fenârizâde ailesinden ?stanbul kad?s? Mehmed ?ah da bulunuyordu. Padi?ah kendisine yakla?t??? s?rada Efendi’nin alt?ndaki at ürküp Mehmed ?ah’? çamurlar?n içine dü?ürüyor. Durumu gören Yavuz derhal at?ndan inip, bu büyük bilgini dü?tü?ü yerden kald?r?yor, üzerindeki çamurlar? bizzat temizliyor. Böylece ilim adamlar?na olan sayg?s?n? bir kere daha gösteriyor. Osmanl? padi?ahlar?na çamur atmay? âdet hâline getirenlere ithaf olunur!

Solakzâde’nin ifadesiyle peygamberlerin temiz ruhlar?ndan ve makam sahibi evliyalar?n mübarek merkadlerinden istimdat etmeyi âdet hâline getiren padi?ah hazretleri ?am’a geldi?i zaman u?ur dolu mezarl?klar? ziyaretten geri kalm?yor.

Me?âyihin güzidesi olan Muhyiddîn-i Arabi’nin nur dolu kabrini ziyaret etti?i s?rada kubbesinin â??klar?n sinesi gibi çâk çâk (parça parça) oldu?unu, sandukas?n?n dikenler ve çöpler içinde bulundu?unu görüp fena halde üzülüyor. Bu güzel merkadi, beyt-i ma’mûr hâline getirerek himmetini gösteriyor. Ayr?ca türbenin yan?na bir câmi yapt?r?yor. Güzelli?i dillere destan olan bu câminin biti?i?inde bir de imarethane in?a ettiriyor. Gelir için vâk?flar tesis ediyor. ?bn-i Arabî, böylece Türkî bir hükümdar?n eliyle yeni türbesine kavu?uyor. ?âm-? ?erif’in en fazla ziyaret edilen mistik mekânlar?ndan biri hâline geliyor.

Karalar?n ve denizlerin hâkimi Kânûnî Sultan Süleyman da babas? Yavuz gibi dindar bir padi?aht?. O da âlimlere, me?âyih-i kirâma büyük bir muhabbet besliyordu. Ba?dat seferi esnas?nda bu hükümdar? da ayn? hâlet-i rûhiye içinde görüyoruz. Padi?ah ilk önce Mûsa Kâz?m hazretlerinin türbesine giderek, orada bulunan fakirlere pek çok sadaka da??t?yor. ?ranl?lar?n tahrip ettikleri Abdülkâdir-i Geylânî hazretlerinin mezar?n?n üstüne bir türbe, ayr?ca bir de imâret yapt?r?yor. Kerbelâ ve Necefe giderek Hazreti Ali’nin ve Hazreti Hüseyin’in türbelerini ziyaret ediyor.

Bu hizmetlerle yetinmeyen Kânûnî Sultan Süleyman manevi huzurunda sayg?yla e?ildi?i ?mâm-? Azam hazretlerinin türbesini de merak ediyor. Bu arada belirtmek gerekir ki, ?mâm-? Azam’?n mübârek türbesi de ?iiler’in tahribat?ndan kurtulamam??t?.

Padi?ah, ?brahim Pa?a vas?tas?yla büyük imam?n merkadini ara?t?r?yor. Türbenin temellerini bulunca da enkaz?n? ve etraf?ndaki pislikleri bir güzel temizlettiriyor. Eski kubbesinin alt?nda bir ocak çukuru oldu?unu görüyor. ?brahim Pa?a, mezar? mutlaka bulaca??z diye büyük bir gayret gösteriyor. Mâbeyn müderrisli?inde mülâz?ml?k görevinde bulunan Ta?kun ad?nda bir adam, pa?aya müracaat ederek mezar?n bulunmas? için kendisine izin verilmesini rica ediyor. Pa?a da ricas?n? kabul ediyor.

Bu arada garip bir hâdise oluyor. ?sterseniz onu da Celâlzâde Mustafa’n?n Tabakâtü’l-Memâlik ve Derecâtü’l-Mesâlik isimli kitab?ndan nakledelim:

“Aradan iki üç saat geçmedi. Ta?kun, pa?aya gelerek; ‘Pa?am, garip bir hâdise zuhûr etti. Adam?n biri kazmas?n? yere vururken bir ta?? yerinden debretti/oynatt?. Orada bir yap? göründü. Bu yap?n?n içinden gayet güzel bir koku yay?ld?. Ta?? yerinden oynatan adam kokunun etkisiyle dü?üp öldü’ dedi. Pa?a derhal ölen adam?n ve koku ç?kan mezar?n yan?na geldi. Gerçekten de ta?? kazmayla kald?ran adam ölmü?tü. Fakat güzel koku hâlâ devam ediyordu. Pa?a, ta?? kendi eliyle eski yerine koydu. Koku epey devam etti. K?sacas?, mezar bulundu ve üzerine bir türbe yap?ld?. Daha sonra etraf? hisarla çevrildi. Gerekli yerlere kale toplar? yerle?tirildi. Sakmanlar, dizdar tayin edildi. Kur’ân-? Kerîm okumak için hâf?zlar ve hizmetkârlar görevlendirilip bir de kayyum tahsis edildi. Oraya gelip gidenlere yemek yedirmek için bir imarethane yap?ld??? gibi, buralara sarf edilmek üzere vak?f tahsisat? verildi.”

Bu eser, emekli Binba?? Sadettin Tokdemir taraf?ndan yeni harflere aktar?ld? ve 1937’de Askeri Matbaa’da bas?ld?.

*Kaynak: Dursun Gürlek, Tebessüm ve Tefekkür.

4

18/09/2018 Hükümdar M?knat?stan Olsa

4

17/07/2017 Eski Kitaplardaki Eskimez Sözler

4

03/06/2014 Hediyelik Alt?nlar

4

16/02/2013 Kanûnî Sultan Süleyman ve ?mam-? Azam

4

12/10/2010 Osmanl?da Sadaka-i Câriye Alg?lay???

4

08/08/2010 ?stanbul?un Manevî Fatihleri

4

22/07/2010 ?anl? Selâhaddin ve Büyük Nûreddin
 
 
Muridan.com 7kubbe.net Facebook/AbdullahDemircioğlu Facebook/7KubbeSufiGençlik Sufi Galeri YouTUBE
Zuhur Dergisi  | Tüm Hakları Saklıdır © 2010 (Müşteri Hizmetleri Telefon Numarası : (0 533) 474 70 26 ) Tasarım & Yazılım : Networkbil.Net