SON SAYI
1. Sayı
es-selâmü aleyküm ve rahmetullâh
Din kardeşlerimiz, gönül dostlarımız!
PDF Halini indirmek için tıklayınız
 
Mevlânâ ve Müsamaha
Zül-Cenâheyn
LinkedIn Google+ Facebook Twitter Addthis

Şüphesiz ki, Mevlânâ Celâleddin-i Rumî veya diğer tasavvuf büyükleri denilince, İslâm’ı taviz vermeden yaşayan kimseler anlaşılır. Hakiki mutasavvıf bunlardır. Hem şu da kesin olarak bilinmelidir ki, bu tasavvufî hayat Peygamberimizin, sahabîlerin, tâbiînin ve ondan sonra gelenlerin İslâmî yaşayışlarıdır, İslâmî bir hayat tarzıdır.

 

Zikrullah Kur’ân’ın ayni

Sen sanma Kur’ân’dan gayri

Yanalım zikrullah ile

Ölelim zikrullah ile

Dost olalım Allah ile

 

denilmiştir. Hal böyle olunca birtakım kimseler, Mevlânâ’nın bazı deyişlerinden yola çıkarak onu yanlış anlatmaya veya şöyle diyebiliriz; kendi İslâm dışı yaşayışlarına şahit veya delil olarak göstermeye çalışmaktadırlar. Bu, Mevlânâ’dan uzak, onlar da Mevlânâ’dan çok uzaktırlar. Bir beytinde Mevlânâ şöyle diyor;

 

Baza baza, heranci hesti baza

Ger kâfir u ger putperest u baza

 

Türkçesi şöyledir:

Her ne olursan ol, gel, yine gel

Kâfir de, putperest de olsan yine gel

Bin defa tevbeni bozmuş olsan da yine gel

Bizim dergâhımız ümitsizlik dergâhı değildir

 

Bu dörtlüklerden yola çıkarak onun dediklerini saptıranlar olabilir. Ama o, hiç böyle dememiştir, onun kastı başkadır. O, puta tapanları İslâm’a ve hidayete davet ediyor, tevbesini bozanları, günah yapmamaya söz verip tevbe etmeye çağırıyor. Hatta hatta bin defa tevbesini bozan kimseleri de huzuru Rabbu’l-Âlemîne çağırıyor. Onların ümitsiz olmamasını, Cenâb-ı Allah’ın rahmetinin bol ve geniş olduğunu hatırlatıyor. Yoksa kâfir olarak gel, putperest olarak gel, yine öylece hayatına dön, öyle kal, demez ve diyemez. O, kendisinden emindir, onun tekkesine giren ilzâm olunur, İslâm dışı yaşayanlar da eğer ki nasipleri varsa, bu yüce dinle müşerref olur ve hidayet bulurlar. Yoksa ‘sizi Allah böylece kabul eder, cezalandırmaz da’ demek değildir. Böyle bir yetki değil onda, Hz. Peygamber de bile yoktur. Diğer taraftan tevbesini bozanlara ilahî kitabımızın da bir fermanı hatırlatılıyor. Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyiniz! Gerek Cenâb-ı Allah ve gerekse Peygamberimiz (s.a.s) bizleri tevbeye çağırmıştır.

Bu büyük sûfî, İslâm ülkelerinden bazılarını dolaşmış ve gelip Konya’ya yerleşmiştir. Burada Şems-i Tebrizî kendisini ziyarete gelmiştir. Bu ziyaretten Mevlânâ Celâleddin çok etkilenmiş, ondan feyz almış ve kendisine bağlanmıştır. Mevlânâ Celâleddin aynı zamanda âlim bir kişi idi. Ona bütün dünya hayrandır. Kendi muasırlarına ve kendisinden sonra geleceklere verdiği en büyük aşk, sevgi ve birlik dersidir. İslâm kardeşliği ve İslâmî ölçüler içersinde kardeşliği ve müsamahakârlığı esas alır. O, sadece şiirleriyle değil, ufku geniş bir düşünürdür de. Başlıca eserleri şunlardır:

1. Mesnevî

2. Divân-ı Kebîr

3. Fîhi Mâ Fîh

4. Mektubât

5. Mecâlis-i Seb‘a

Mevlânâ Celâleddin, böylece iz bırakmış yüksek bir şahsiyettir. Ona bu özelliği, Cenâb-ı Allah lütfetmiştir. Tabi ki hiç bir kimse, manevi derecesi ne olursa olsun Peygamberimizden üstün olamaz. Bu anlayışı her müslümanın muhafaza etmesi lazımdır. Kıyamete kadar gelen bütün veliler, sevgili Peygamberimizin bir mucizesidir. Kendisi de:

“Gökler kadar geniş bir agîm olsa ki, o Nebiyy-i Muhterem’i anlatabileyim”demiştir. Hak tarikatlar bu dini ölçüleri son derece titizlikle korurlar. Sonradan bozulanların, şeriatı çiğneyenlerin, İslâm dini ile de tarikat ve tasavvufla da hiçbir ilgileri yoktur ve olamaz da. Bunlar için yine mutasavvıflardan meşhur birisinin söylediği gibi:

“Görseniz ki, şeriatı yaşamadan bir kişi havada uçuyor, denizleri de mâşiyen (yürüyerek) geçiyor, ona inanmayın. Çünkü havada uçan bir sürü hayvanat, suda sinek gibi yüzen bir sürü haşarat vardır.”

İlle de şeriata bağlı hak olanlar… Bunlara asrımızda şiddetle ihtiyaç vardır. Böylelerine hep beraber kurban da olunur. Bilindiği üzere Yunus Emre ile Mevlânâ Celâleddin aşağı-yukarı muasırdırlar. O’na, Mevlânâ’dan bahsetmişler, şu kadar şiirler yazmış vs. demişler. Rivayete göre o da şöyle demiş:

 

Ete kemiğe büründüm

Yunus deyi göründüm

 

Mevlânâ Celâleddin de tasavvufî hayatını şöyle özetlemiştir:

 

Üç sözden öte değil,

Bütün ömrüm şu üç söz,

Hamdım, piştim, yandım.

 

Silinmeyen izler bırakan Mevlânâ 1207 yılında Belh şehrinde doğmuştur. Babası ‘sultanu’l-ulemâ’ diye bilinen Bahauddin Veled’dir. Annesi, Mü’mine hanımdır. Bu dünyadaki “yandım” sözüyle, aşkla yandığını ifade edip yandıklarına kavuşması 1237 yılında Konya’da olmuştur. Malum mezarı da Konya’dadır. Ama o, şöyle der:
“Benim mezarımı yerde aramayın, benim mezarım âşıkların kalpleridir.”
Bu anlayış içerisinde; O ve onun gibi büyük şahsiyetlerin kabirleri, ibret ve feyiz almak, manevî haz ve bereket almak için ziyaret edilir.

4

29/10/2017 Zikir Ehline Bazı Önemli Hatırlatmalar - 1

4

17/07/2017 Cenâb-ı Allah’ı Sesli/Cehrî Zikir - 6

4

17/07/2017 Nasıl Yaşarsan

4

25/10/2016 Bir Nasihat; Temiz Ol, Temiz Öl!

4

25/10/2016 Cenâb-ı Allah’ı Sesli Zikir (Cehrî Zikir) – 5

4

09/03/2016 Cenâb-ı Allah’ı Sesli Zikir (Cehrî Zikir) – 4

4

31/01/2016 Cenâb-ı Allah’ı Sesli Zikir - 3 (Cehri Zikir)

4

31/01/2016 Gel Seninle Dost Olalım!

4

26/10/2015 Cenâb-ı Allah’ı Sesli Zikir - 2 (Cehri Zikir)

4

31/07/2015 CENÂB-I ALLAH’I SESLİ ZİKİR- 1- (CEHRİ ZİKİR)

4

30/07/2015 DAVET

4

27/02/2015 Seher Vakti Gördüklerim

4

06/11/2014 Rabbime Yalvardım

4

03/06/2014 Ölüm Ötesi

4

08/02/2014 Mevlânâ ve Müsamaha

4

08/02/2014 Allah’ı Zikredelim

4

17/09/2013 Hayata Bakış

4

17/09/2013 Cenâb-ı Allah, Sekîneyi Müminlerin Kalplerine İndirdi

4

18/07/2013 Rahmet ve Merhamet Ayı

4

25/05/2013 Fikir Yağmuru

4

16/02/2013 Yâ Resûlallah

4

16/02/2013 Mevlid Kandili

4

03/11/2012 Kırk Yaşın Düşündürdükleri

4

03/11/2012 Ey Allah’ım

4

11/08/2012 Sana Sığınırım

4

11/08/2012 Tayy-i Zamân, Tayy-i Mekân

4

11/03/2012 Akşemseddin

4

11/03/2012 Ölüm Anının Dehşeti

4

29/12/2011 Zelzeleye Çare Bulundu (mu?)

4

29/12/2011 EY RABBİM! SANKİ BEN İBRAHİM’İM

4

05/10/2011 Bayram Gününde Hasret

4

05/10/2011 Kur’ân-ı Kerîm ve İlim

4

28/06/2011 Tokyo’da Deprem

4

28/06/2011 Zikrullâh’ın Bereket Ve Üstünlüğü

4

15/04/2011 İbrahim Gibi

4

26/02/2011 Toprağın (Ananın) Dilinden

4

26/02/2011 Zikir ve Sohbet Meclisleri

4

25/12/2010 Ledünnî İlim

4

12/10/2010 Ne Olurdu

4

12/10/2010 Mehdî Hakkında

4

08/08/2010 Mahşer Yolu Tutacaksın

4

08/08/2010 Muhâsebe

4

22/07/2010 Üç Ayların Manevi İklimine Doğru

4

06/04/2010 Tasavvuf

4

31/03/2010 Sünnetin Önemi
 
 
Muridan.com 7kubbe.net Facebook/AbdullahDemircioğlu Facebook/7KubbeSufiGençlik Sufi Galeri YouTUBE
Zuhur Dergisi  | Tüm Hakları Saklıdır © 2010 (Müşteri Hizmetleri Telefon Numarası : (0 533) 474 70 26 ) Tasarım & Yazılım : Networkbil.Net