SON SAYI
1. Sayı
es-selâmü aleyküm ve rahmetullâh
Din karde?lerimiz, gönül dostlar?m?z!
PDF Halini indirmek için tıklayınız
 
Abdülkâdir Geylânî?ye Göre Tevbe
Prof. Dr. Dilaver GÜRER
LinkedIn Google+ Facebook Twitter Addthis

Abdülkâdir Geylânî’ye göre insan, tevbe etmeyi gerektiren durumlardan hali de?ildir. Bu itibarla asl?nda o kendi hâl ve davran??lar?na bakt???nda mutlaka tevbe edecek bir ?eyler bulabi­lir. Kald? ki, peygamberler dahi tevbeden müsta?ni de?illerdir ve tevbeden hiç uzak durmam??lard?r. Nakillerde peygamberlerin tevbelerine dair örnekler pek çoktur. Hatta Hz. Peygamber:

Kalbimi gaflet kaplar da, günde yetmi? defa Allah’a isti?far ede­rim”  buyurarak, ümmetine tevbenin önemini bildirir.Kur ân-? Kerîm’de de tevbe üzerinde ?iddetle duruldu?unun pek çok misalleri vard?r. Dolay?s?yla Müslüman, her hayr?n ba?? olan tevbeyi dilinden ve kalbinden hiç dü?ürmemelidir.

Tevbe lügatte, rücu etmek, geri dönmek manas?na gelir. Fa­lan ?undan tevbe etti, demek; ?undan döndü, demektir. ??te tev­be ?eriatta zemmedilmi? bir ?eyden yine ?eriat ve ilimde övülen bir hâle geri dönmektir. Bunun sebebi günahlar?n ve isyanlar?n insan? helâk edici ve Allah’tan uzakla?t?r?c?, onlar? terkin de Allah’a ve cennetine yakla?t?r?c? olmas?d?r. Âdeta Allâhü Teâlâ kul­lar?ndan tevbe etmelerini istemekle “nefislerinizin arzu ve istek­lerinden, bana dönün ki, indimdeki haddi a?m??l???m?z gitsin ve âhirette nimetlerim içerisinde ya?ayas?n?z. Bana dönün ki, kurtu­lu?a, felâha ve necâta kavu?arak, ebrâr için haz?rlanm?? olan cennet-i  ulyâya giresiniz” demektedir. Bu cümlelerden Abdülkâdir Geylânî ve göre tevbe etmenin Hakka dönmek manas?na geldi?i ortaya ç?kmaktad?r.

Ancak, tevbe sâdece kötü bir ?eyden dönmek de?ildir. O ay­n? zamanda vazgeçilen ?eyin yerine dînen övülen bir hasleti koy­makt?r. Esasen bu kendili?inden olacakt?r. Tevbenin hakiki anla­m? budur. Yaln?zca dil ile yap?lan isti?far, tevbe de?ildir. Hz. Peygamber “günahlara tevbe, nedamet ve isti?fard?r” buyurmu?tur. Dolay?s?yla, tevbe kalp ile pi?manl?k duyup, dil ile de isti?far ede­rek, Allâhü Teâlâ’dan i?lenen hatalar?n aff?n? istemektir. Tevbede öncelikle kalp ile pi?manl?k gelir. Ba?ka bir ifadeyle öncelikle kalp tevbe etmelidir. Dilin tevbesi daha sonrad?r.Zira tevbe a?ac? sâdece pi?manl?k suyuyla büyür.

Tevbenin üç ?art? vard?r:

1. Allah’?n r?zas? ve emrine muhalif olarak yap?lan i?lerden pi?manl?k duymak. Nitekim Hz. Peygam­ber: “Pi?manl?k bir tevbedir” buyurmu?tur. Bunun alâmeti rikkatu’l-kalp (insan?n yapt??? isyanlardan dolay? kalbinde bir ezik­lik duymas?) ve çokça gözya?? dökmektir.

2. Hatay? terk etmek.

3. ??lenmi? olan isyan ve günahlara bir daha dönmemeye azmet­mek. ??te bu üç husus tevbeyi sahih k?lan ve dînen muteber du­ruma getiren ?artlard?r. Dikkat edilirse bu üç hususun zaman?n üç dilimine yâni geçmi?e, hâle(?u âna) ve gelece?e ?âmil oldu?u görülür; i?lenen günahlara pi?manl?k duymak geçmi?e, günahlar? terk ederek, onlara yakla?mama hâle, günahlara bir daha dönmemeye azmetme ise gelece?e dönüktür.

Bir ki?inin tevbe etti?i dört ?ey ile belli olur:

1. Dilini fuzûlî sözlerden, g?ybet, nemime ve yalandan al?koymak

2. Kalbin­de hiç kimseye kar?? haset ve dü?manl?k beslememek

3. Kötü arkada?lardan ayr?lmak

4. Geçmi? günahlara isti?far edip pi?­man olarak ve Rabbine tâatte gayretli davranarak ölüme haz?r­lanmak.

Dört husus da tevbenin gereklerindendir:

1. Allah’? sevmek

2. Tevbede daim olabilmek için ona dua etmek

3. Geçmi? günahlar?ndan dolay? Allah’? suçlamamak

4. Allah’? zikretmek ve onunla olmak.

Böyle bir tövbenin sahibine de Allahü Teâlâ’n?n dört tane ikram? vard?r:

1. Onu hiç günah i?lememi? gibi günahlardan ç?kar?r.

2. Onu sever.

3. ?eytan? ona musallat etmez ve onu ?eytan­dan korur.

4. Onu dünyadan ç?karmadan önce korkudan emin eder. Çünkü âyet-i kerimede:

“Korkmay?n, üzülmeyin, vaat edildi?iniz cennet ile sevinin (diyerek), melekler iner”  buyurulmu?tur.

Ayr?ca, Allâhü Teâlâ, Kur’ân-? Kerim’de:

“Ey iman edenler! Na­suh bir tevbe ile Allah’a tevbe (rücu) edin ki, o da kötülüklerinizi affetsin ve sizi altlar?ndan ?rmaklar akan cennetlere koysun” buyurarak, tevbenin nas?l olmas? gerekti?ine i?aret etmi? ve neticesi­ni bildirmi?tir. Buradaki nasuh kelimesi, hâlis Allah için, kendisi­ne ba?ka ?ey bula??p kirlenmemi? olan anlam?ndad?r ve nasâhadan (iyice, sa?lamca dikmek) gelir ki, elbiseyi iyice diken, ipliktir. Ba?­ka bir ifadeyle tevbe, Allah’?n ipine s?ms?k? sar?lmakt?r. Tevbe-i na­suh tamam?yla mücerret tevbedir. Kul onunla mâsiyete meyletmeksizin, taatte müstakim olur. Onda tilki hilesi, tilki kurnazl??? olmaz. Nefs, tevbe-i nasûh sahibine herhangi bir mâsiyet ya da gü­nah? telkin edemez. Kul, günah? nas?l ki, hevâ için sâfiyetle i?le­mi?se, onun terkini de Allah için ayn? safl?k ve samimiyette yapar, ta ki, hüsn-i hatime ile noktalan?ncaya kadar.

Tevbenin kademeleri tasavvufta üç k?s?mda belirtilir: Tevbe (dönmek), inâbe (yönelmek), evbe (gitmek). Ebû Alî ed-Dekkak’a (v.405/1014) göre tevbenin ba?lang?c?, tevbe (dönmek, rücu etmek), ortas?, inâbe ve sonu, evbedir. Cezadan korkarak tevbe eden ki?i, sâhib-i tevbedir. Bir ki?i sevap umup, cezadan da korkarak tevbe ederse, o da sâhib-i inâbedir. Fakat sevap ve cezay? bir yana b?rakarak, sâdece emri yerine getirmi? olmak için tevbe eden ki?i ise, sâhib-i evbedir. Denilmi?tir ki, tevbe mü’minlerin s?fat?d?r. Zira Allâhü Teâlâ:

“Ey müminler! Allah’a topluca tevbe (rücu) ediniz ki, felaha eresiniz” buyurmu?tur. ?nâbe, ev­liyan?n s?fat?d?r. Zira, Allâhü Teâlâ:

“…Ve Allah’a münîb, (inâbe sâhibi, yönelmi?) bir kalp ile geldi (gelen)…” buyurmu?tur. Ev­be ise resul ve nebilerin s?fat?d?r ki, Allâhü Teâlâ, Süleyman (a.s.) ve Eyyûb (a.s.) hakk?nda ayr? ayr? “O, ne güzel kuldur, o evvâbd?r, (daima gönlü Allah’a dönüktür, onamü?takt?r)”  buyur­mu?tur. Bu üç kavram? ?u ?ekilde de aç?klamak mümkündür: Tâib günahtan dönmü?, münîb günahlardan ar?nm??, evvâb ise günahla alâkas?n? kesmi? ki?i demektir.

Esasen günahlardan tevbe farz-? aynd?r. ?u da var ki, Allâhü Teâlâ tevbekârlar? ayr? bir kategoride zikreder: “Muhakkak ki, Allâhü Teâlâ tevbe edenleri de, temizlenenleri desever” buyurarak, kendisinden uzakla?t?r?c? günahlardan tevbe eden­leri ve temizlenenleri, bu hareketleri sebebiyle sevdi?ini beyan etmi?tir.”

Tevbenin kabul edildi?i ?u dört ?ey ile anla??l?r:

1. Fâs?k ar­kada?larla alâkay? kesmek ve sâlihlere kar??mak,

2. Bütün günah­lardan kesilip, tamam?yla tâate yönelmek,

3. Dünya sevincinin kalpten gidip, oraya âhiret hüznünün yerle?mesi,

4. Ki?inin, Allah’?n kendisi için tazammun etti?i r?zka güvenip, öylesi bir en­di?e ta??mamas? ve Allah’?n emirleri ile i?tigal etmesi.

Ancak, her ?eyde oldu?u gibi tevbenin de sahibine göre dere­celeri vard?r. Biraz önce herkesin, hayat?nda, tevbe etmeyi gerek­tirecek bir ?eyler bulabilece?ini söylemi?tik. Bunu bir derecelen­dirmeye tâbi tutacak olursak “avâm?n tevbesinin günahtan, havâss?n tevbesinin gafletten ve havâssu’l-havâss?n tevbesinin ise kalbin mâsivâya meyletmesinden” oldu?unu söyleyebiliriz. ?u da var ki, herkes kendi makam ve mevkiine göre tevbe eder. “Tev­be vard?r ki, zellelerdendir, tevbe vard?r ki, gafletlerdendir, tevbe vard?r ki, hasenât? görmektendir ve yine tevbe vard?r ki, kalbin Hâl?k’tan ba?kas?ndan memnun olmas?ndan, Hâl?k’tan ba?kas?yla rahat etmesindendir.”  Yine tevbe vard?r ki, tevbeden tevbedir.

Tevbe her mü’mine farz-? aynd?r. Hiçbir be?erin tevbeden müsta?ni olmas? mümkün de?ildir. ?nsan için günahlar birer has­tal?kt?r. Onlar?n ilâc? ise tevbedir. Ayn? zamanda tevbe ile kul, gazap dairesinden ç?karak, Allah’?n rahmet ve muhabbet bahçe­lerine dâhil olur.

4

31/01/2016 Nefis, Kalb, Ruh, S?r

4

26/10/2015 Abdülkadir Geylânî?nin Tasavvufi Görü?leri ? RIZÂ

4

30/07/2015 Mücâhede ? Nefse Kar?? Sava?

4

06/11/2014 Abdülkâdir Geylânî?ye Göre Tevbe

4

03/06/2014 Abdulkadir Geylanî?nin Tasavvufi Görü?leri -Seyr u Sülûk

4

08/02/2014 Abdülkâdir Geylanî´ye Göre Nefis ( Nefs-i Emmâre)
 
 
Muridan.com 7kubbe.net Facebook/AbdullahDemircioğlu Facebook/7KubbeSufiGençlik Sufi Galeri YouTUBE
Zuhur Dergisi  | Tüm Hakları Saklıdır © 2010 (Müşteri Hizmetleri Telefon Numarası : (0 533) 474 70 26 ) Tasarım & Yazılım : Networkbil.Net