SON SAYI
1. Sayı
es-selâmü aleyküm ve rahmetullâh
Din kardeşlerimiz, gönül dostlarımız!
PDF Halini indirmek için tıklayınız
 
Bazılarına Ne Oluyor ki!
Editör
LinkedIn Google+ Facebook Twitter Addthis

Ümmet bütünlüğüne yönelik dış tehditlere paralel olarak değişik düşünce ve mihraklar adına, İslam’ın özüne ilişkin bazı tavır alışlar uzunca bir süreden beri Müslümanların ve memleketin gündeminde tutulmaya çalışılmaktadır.

Edille-i Şer’iyye dediğimiz Kitap, Sünnet, İcma ve Kıyas sorgulanmakta, özellikle de “örnek” ve “beyan “ niteliği ile diğer delillere ışık tutan “sünnet” üzerinde bu sorgulama yoğunlaştırılmakta, hadisler hiçbir usule dayanmaksızın keyfe mâyeşâ reddedilmekte, dini konularda her türlü görüş ve yoruma yer açmaya çalışılmaktadır. Kimileri Hz. Peygamber’i dışlayıp adeta peygamber olmaya kalkışırken, kimileri de Peygamber’den de ileride Müslümanlık arayışları içine girmektedir.

Oysa biz, her Müslümanın ya da “Müslümanım” diyen herkesin Hz. Ömer gibi; “Biz, Rabb olarak Allah’tan, din olarak İslam’dan, Peygamber olarak da Muhammed’den razıyız.”[1]ikrarı ve uygulaması içinde olması gerektiğini düşünmekteyiz. Bunun dışında bir kurtuluş yolu bulunduğuna da inanmıyoruz. Bu sebeple bu yazımızda Hz. Peygamber’in değerlendirilişi ya da O’nun müstesna konumu üzerinde yine O’nun ikaz ve irşatları doğrultusunda durmak istiyoruz.

 

Tebliğ ve Beyan

Hz. Peygamber’in iki temel görevi vardır: Tebliğ ve Beyan.

Tebliğ: Allah Teâlâ’dan vahiy yoluyla aldıklarını aynen insanlara nakletmek, duyurmak demektir. Konu ile ilgili bir ayet meali şöyledir:

“Ey peygamber, Rabbinden sana indirileni tebliğ et; eğer bunu yapmazsan elçilik görevini yapmamış olursun, Allah seni insanlardan korur.”(Mâide, 67)

Beyanise; tebliğin anlaşılmasını sağlamaktır. Buna, amelî konularda icra biçimlerinin bi’l-fiil gösterilmesi ve ümmete öğretilmesi de dâhildir.

O halde beyan (ya da sünnet), dinin, bizzat mübelliği tarafından yaşanması ve tatbiki; hususiyetlerinin kesin hatlarıyla belirlenmesi ve uygulamada mümkün olan şekillerin gösterilmesi demektir. Ümmet hayatının birlik ve bütünlüğünün temel şartı da budur.

 

Peygamber Örneği

Müslümanların kulluk görevlerini en mükemmel, yani emredilen şekilde yapmaları hem en önemli vazifeleri hem de en tabii haklarıdır. Müslümanlar bu hak ve görevlerini Hz. Peygamber’i izlemekle kullanabilirler.

Hz. Peygamber’i izleme zorunluluğu ümmet olmanın ilk ve temel gereğidir. Çünkü hiç bir ümmet veya kişi kendiliğinden din ortaya koyamadığı gibi, ibadet görevi ve şekli de tespit edemez.

İslam ümmetinin dini ve dünyayı değerlendirmede tek ve gerçek önderi Peygamberidir. Özellikle dinin yorum ve yaşanmasında Hz. Peygamber’in izinden uzaklaştırıcı hiç bir görüş, teklif ve tasarı ciddiye alınamaz. Ümmet için, olsa olsa, Hz. Peygamber’in çeşitli uygulama biçimlerinden -şayet varsa- birini tercih imkânı olabilir.

Ümmet, günlük hayatta su içişinden devletlerarası ilişkilere kadar, her sahada Hz. Peygamber’in hayatından örnekler ve izler aramakla en geçerli ve en gerekli yolu tutmuş ve ümmet olmanın bu yöndeki yükümlülüğünü yerine getirmiş olacaktır. Aksi halde kendisine gösterilen batıl yollar giderek artacak; özelliklerini ve manevi kişiliğiyle birlikte maddi imkân, iktidar ve itibarını da kaybetme tehlikesiyle baş başa kalacaktır.

 

Sünneti Terk Edenler

Ümmet olmanın gereklerini bizzat Peygamber kendisi ashab ve ümmetine öğretmiştir. Ashab-ı Kiram’ın hareketlerini sıkı bir kontrol altında bulundurmuş, kendisine mahsus mükellefiyetler hariç, hiçbir gerekçe ile kendi yaşayış çizgisi dışına taşmalarına göz yummamıştır. Amellerini az bularak, devamlı oruç tutmak, geceleri uyumadan ibadetle meşgul olmak ve kadınlarıyla temas etmemek gibi zoraki ve aşırı birtakım tedbirlere başvurmayı kararlaştıran ve bu hareketlerine takva duygularını, ibadet düşkünlüklerini veya günahlarının çokluğunu gerekçe yapmak isteyen birkaç sahabeyi haber alınca onlara şu ikazı yapmıştır.:

Sizin içinizde Allah’tan en çok korkanınız benim. Ama ben oruç tutarım, iftar da ederim. Geceleri ibadet ederim ama uyurum da. Kadınlarımla da görüşürüm. Kim benim sünnetimden yüz çevirir, yaşayışımın dışına taşarsa o benden değildir, benim yolumu terk etmiştir.”[3]

Benzer bir olayı biraz kapalı şekilde bize Aişe (r.anhâ) şöyle nakletmiştir:

“Nebi (s.a.s) bir şey yaptı ve onun yapılmasına ruhsat verdi. Fakat bir grup Müslüman onu işlemekten (hoşlanmadı ve) uzak durdu. Onların bu halleri Nebi’ye (s.a.s) ulaştı. Bunun üzerine Allah’a hamd ettikten sonra şöyle buyurdu:

Bazılarına ne oluyor ki, benim bizzat işlediğim (ve yapılmasına ruhsat verdiğim)bir şeyi işlemekten (hoşlanmıyor ve)çekiniyorlar. Allah’a yemin ederim ki, ben Allah’ı onlardan daha iyi bilir ve Allah’a karşı onlardan çok daha fazla haşyet duyarım.”[4]

Hadisimizin Müslim’deki bir rivayetinde bu ikaz “benim ruhsat verdiğim bir işi...” şeklinde; bir başka rivayetinde de “bana ruhsat verilmiş bir işi...” tarzında başlamakta ve Rasûlullah’ın (s.a.s), yüzünden belli olacak şekilde kızdığı da ayrıca kaydedilmektedir.

Hemen işaret edelim ki, bu üç ifade bir arada değerlendirilecek olursa, Sünnet’in vahiy kaynaklı olduğu anlaşılacaktır. Zira Hz. Peygamber’in bir işi işlemesi veya işlenmesine ruhsat vermesi, kendisine tanınan ruhsat ve yetki sonucudur. O’nun kendiliğinden ortaya koyduğu bir tasarruf değildir.

Hz. Peygamber’in bu beyanlarının anlamı şârih Aynî tarafından şöyle açıklanmaktadır:

Onlar benim yaptığım bazı işlerden çekinmelerini Allah katında kendileri için daha faziletli sanıyorlar. Hâlbuki öyle değildir. Çünkü faziletli olanı ben daha iyi bilirim ve onu işlemekte de onlardan önde gelirim.

Bu ikaz, bir yandan Hz. Peygamber’in konumunu gerçek boyutlarıyla ortaya koyarken bir yandan da -hangi düşünce adına olursa olsun- Hz. Peygamber’den ileri bir dindarlık imkânının bulunmadığını çok açık bir şekilde gözler önüne sermektedir. Ulemamız, bu hadis-i şerifi değerlendirirken fevkalade önemli sonuçlara ulaşmışlardır. Mesela onlardan biri, “Şâri’in ruhsat verdiği bir şeyden kaçınmak, büyük günahlardandır. Zira bunda kendi nefsini Peygamber’den daha muttaki görme yanlışı vardır ve bu ise bir ilhaddır.” (İbnu’t-Tin)derken bir başkası da “Böyle bir düşünce ve inanç (yani kendini Peygamber’den daha mutteki görme), hiç kuşkusuz tam bir ilhad ve küfürdür” diye kanaat belirtmektedir. (bk. Aynî, Umdetü’l-Kâr^,, XXV, 39)

Hz. Peygamber’in sünnetini kabullenmek ve yaşamaya çalışmak, Allah Teâlâ tarafından Müslümanlara verilmiş bir görevdir, ilgili iki ayet meali şöyledir:

“Allah’a ve Rasûlü’ne itaat edin; eğer yüz çevirirseniz, gerçekten Allah kâfirleri sevmez.” (Âl-i İmrân, 32)

“Rabbine and olsun ki aralarında çekiştikleri meselelerde seni hakem tayin edip sonra senin verdiğin hükmü sıkıntı duymaksızın içlerine sindirmedikçe inanmış olmazlar.”(Nisâ, 65)

İslam’da Kur’ân’dan sonra ikinci şer’i delil olan Sünnet; İslam’ı anlama ve yaşamada Ümmet-i Muhammed’in güvencesi, yegâne örneği ve tek yoludur. Bu sebepledir ki ne takva gerekçesiyle ne de ihmal ve tembellik neticesinde Sünnet dışında yaşamaya kalkışmak, ümmet olmakla bağdaşmamaktadır. Zira Peygamber, mü’minler için öz nefislerinden daha önde gelir.” (Ahzâb, 6)

O’nun hayatı, sözleri, tavsiyeleri, tebşir ve sakındırmaları O’na duyulan sevgiye dayalı olarak, ümmet hayatında büyük bir hüsnü kabul görecektir. Bu hüsnü kabul, O’na ait her şey için geçerli ve gerekli olurken, O’na düşmanlık edenleri, dil uzatmaya yeltenenleri cevaplamak, bidat ve bid’atçılarla mücadele etmek ve hâsılı O’nun hayat ve hadislerinin (siret ve sünneti) toplum içinde hâkim ve örnek olmasını temine çalışmak Peygamber’e bağlılığın asgari gerekleri arasında yer almaktadır.

Binaenaleyh bir kere daha hatırlatalım ki, Peygamber’i dışlayarak Müslüman olunamayacağı gibi O’nun sünnetine rağmen veya Sünnet’i dikkate almadan da Müslüman olunamaz. Hadisimizin ikaz ve irşadı, gerekçesi ne olursa olsun, sünnetten yan çizen herkese yöneliktir. Sorusu ise hiç kuşkusuz, bu tür bir düşünce ve eğilimi sahiplenenlere müteveccihtir ve fevkalade düşündürücüdür: “Bazılarına ne oluyor ki...”

O’nu mü’minler için örnek olmaktan çıkarmaya, din için delil olmaktan uzak tutmaya çalışan düşünce ve beyanlar, Peygamber’e rağmen veya peygambersiz bir Müslümanlık hayalinin ürünleridir. Hâlbuki O’nsuz bir İslam düşünmek hiç bir akl-ı selim’in kârı değildir.

Netice olarak hadisimizde bir yandan Rasûlullah’a (s.a.s) uymak, Sünnetini yaşamak teşvik edilirken; diğer taraftan dini anlamakta ve yaşamakta kendilerine göre yollar tutmaya kalkanlara, dini maksatlarla kızılabileceğine, şahısların olmasa bile, yanlışların kamuoyunda teşhir edilmek suretiyle düzeltilmesi gereğine işaret olunmakta, böyle bir uygulamanın bizatihi “sünnet” olduğu belirlenmektedir. Bilhassa cemaat önderlerine, ulemaya bu konuda çok ciddi görev ve sorumluluklar düştüğü hatırlatılmaktadır. Ayrıca Allah’a yakın olmanın, O’nu iyi bilmeye ve O’ndan çokça korkmaya sebep olduğu da vurgulanmaktadır. Zira Peygamber Efendimiz, Allah’ı herkesten daha iyi bildiğini ve O’ndan, herkesten çok daha fazla korktuğunu beyan etmişlerdir.

[1] Buhârî, İlim 29, İ’tisam 3;  Müslim, İman 56, Fedâil 134, 136; Tirmizî, İlim 10.

[2] Buhârî, Nikâh 1; Müslim Nikâh 5; Nesai, Nikâh 4; Darimî Nikâh 3; Ahmed b. Hanbel, II, 158;  III. 241, 259, 285;  V, 409.

[3] Buhârî, İ’tisam, 5,  Edeb 72;  Müslim, Fedâil 128; Ahmed b. Hanbel, VI, 45, 181.

 

Alıntı; Prof. Dr. İsmail Lütfi Çakan, Siyer-i Nebi Dergisi, Sayı 26.

4

29/10/2017 Kabir Azabını İnkâr Edenlere Güzel Bir Cevap

4

29/10/2017 Suların Kısımları

4

29/10/2017 Ankâzâde Köstendilî Halîl Efendi’nin, Tûti İhsan Efendi’ye 20. Mektubu

4

29/10/2017 Bir Mucize, Süheyl b. Amr (r.a)

4

29/10/2017 Olmayınca

4

29/10/2017 Gel Papaz Efendi!

4

17/07/2017 Oruç yüzünden bizim canımız dirilik elde edecektir!

4

23/02/2017 es-Selâmü Aleyküm

4

23/02/2017 Abdesti Bozmayan Şeyler

4

23/02/2017 Ankâzâde Köstendilî Halîl Efendi’nin, Tûti İhsan Efendi’ye 18. Mektubu

4

23/02/2017 Himmetini Âlî Tut - Pir Abdulkâdir Geylâni Hazretleri

4

02/11/2016 es-selâmü aleyküm ve rahmetullâh - TAKDİM

4

25/10/2016 Bize Ulaşan Haberler

4

25/10/2016 Ankâzâde Köstendilî Halîl Efendi’nin, Tûti İhsan Efendi’ye 16. Mektubu

4

25/10/2016 Sünnetsiz İslam Arayışları

4

09/03/2016 Ankâzâde Köstendilî Halîl Efendi’nin, Tûti İhsan Efendi’ye 11. Mektubu

4

09/03/2016 Mü’min Kul ve Dünyanın Hali - Pîr Abdülkâdir Geylânî (k.s)

4

31/01/2016 Ankâzâde Köstendilî Halîl Efendi’nin, Tûti İhsan Efendi’ye 5. Mektubu

4

31/01/2016 Bir Kâmil Mürşide Varmasan Olmaz

4

31/10/2015 Ankâzâde Köstendilî Halîl Efendi’nin, Tûti İhsan Efendi’ye 12. Mektubu

4

31/10/2015 Mustafa Hayri ÖĞÜT Efendi (k.s) Hazretlerini Rahmet ve Minnet ile Anıyoruz (1895 – 1979)

4

31/10/2015 Rabıta

4

26/10/2015 Âhireti Düşününüz! - Pîr Abdülkâdir GEYLÂNÎ

4

26/10/2015 Osmanlı’nın Manevi Kurucusu Şeyh Edebâlî (k.s)

4

30/07/2015 Namazda Huzur ve Huşuyu Yakalamak

4

30/07/2015 Köstendilî Halîl Efendi’nin Tûti İhsan Efendi’ye 5. Mektubu

4

30/07/2015 Seyyidü\'l-İstiğfâr - İmam GAZALÎ

4

30/07/2015 Abdullah b. Mes’ûd (r.a) Müslüman Oluşu

4

30/07/2015 Tâif Duası

4

01/03/2015 O Günden Beri Bu Haldeyim

4

27/02/2015 Bazılarına Ne Oluyor ki!

4

27/02/2015 Ebû Hanife\'nin Tasavvufi Hayatı

4

27/02/2015 Ankâzâde Köstendilî Halîl Efendi’nin, Tûti İhsan Efendi’ye 5. Mektubu

4

26/02/2015 Olgun Müslüman’ın Vasıfları

4

26/02/2015 Tasavvuf, Havâssa Ait Ledün İlmidir

4

06/11/2014 Şefaati Ve Vesile (Aracı) Kılmayı Şirk Olarak Görme Hastalığı

4

06/11/2014 Âriflerin İlâhî Huzurdaki Edepleri

4

06/11/2014 Ankâzâde Köstendilî Halîl Efendi’nin, Tûti İhsan Efendi’ye 5. Mektubu

4

06/11/2014 İntisâb Niçin Gereklidir?

4

06/11/2014 Gerçek Teslimiyet -Abdülkâdir Geylânî (k.s)

4

25/09/2014 Zilhicce Ayı Nasıl İhya Edilmeli

4

03/06/2014 Ankâzâde Köstendilî Halîl Efendi’nin, Tûti İhsan Efendi’ye 9. Mektubu

4

08/02/2014 Kendimizi Nasıl Aldatıyoruz? İmam GAZALÎ

4

08/02/2014 Ankâzâde Köstendilî Halîl Efendi’nin, Tûti İhsan Efendi’ye 5. Mektubu

4

08/02/2014 Asr-ı Saâdette Mescid-i Nebevî ve Diğer Mescidler

4

08/02/2014 es-selâmü aleyküm

4

17/09/2013 Mustafa Hayri Öğüt (ks.)

4

17/09/2013 Ankâzâde Köstendilî Halîl Efendi’nin, Tûti İhsan Efendi’ye 6. Mektubu

4

17/09/2013 Esmâ’ya Babasından Mektup

4

25/05/2013 Ankâzâde Köstendilî Halîl Efendi’nin, Tûti İhsan Efendi’ye Mektubu (39. Mektub)

4

25/05/2013 Şeyh Abdurrahman Hâlis et-Tâlebânî

4

16/02/2013 Ankâzâde Köstendilî Halîl Efendi’nin, Tûti İhsan Efendi’ye Mektubu (38. Mektub)

4

03/11/2012 GEYLANÎ TEFSİRİ - Kitap Tanıtımı

4

03/11/2012 Ankâzâde Köstendilî Halîl Efendi’nin, Tûti İhsan Efendi’ye Mektubu (1. Mektub)

4

03/11/2012 es-selâmü aleyküm

4

11/08/2012 Ankâzâde Köstendilî Halîl Efendi’nin, Tûti İhsan Efendi’ye Mektubu (17. Mektub)

4

11/08/2012 Sûfîlerden Esintiler - Cüneyd-i Bağdadi (k.s)

4

11/03/2012 Ankâzâde Köstendilî Halîl Efendi’nin, Tûti İhsan Efendi’ye Mektubu (30. Mektub)

4

11/03/2012 Sûfîlerden Esintiler-Kuşeyrî Risâlesi

4

11/03/2012 Tasavvuf-Abdülkadir GEYLANÎ (k.s)

4

11/03/2012 Mehmet Âkif ve Sudanlı Genç

4

11/03/2012 Merhabalar Efendim

4

29/12/2011 Temizleme Yolları

4

29/12/2011 Anadolu Selçuklu Dönemi, Müslim-Gayr-i Müslim İlişkileri

4

29/12/2011 Mesnevîden - Mürşid-Mürid-İlâhî Aşk

4

29/12/2011 On Dört Asır Evvel

4

29/12/2011 Kalbin Mâhiyeti

4

29/12/2011 Ankâzâde Köstendilî Halîl Efendi’nin, Tûti İhsan Efendi’ye Mektubu (28)

4

29/12/2011 Sûfîlerden Esintiler

4

29/12/2011 es-selâmü aleyküm

4

05/10/2011 Sûfilerin Ahlakı

4

05/10/2011 Şevvâl Orucunun Değeri

4

05/10/2011 Peygamberimizin Kılmamızı İstediği Namaz

4

05/10/2011 Ankâzâde Köstendilî Halîl Efendi’nin, Tûti İhsan Efendi’ye Mektubu (25)

4

05/10/2011 Altın Öğütler - Abdülkâdir Geylânî (k.s)

4

05/10/2011 Sûfîlerden Esintiler

4

05/10/2011 es-selâmü aleyküm

4

28/06/2011 Kitap Tanıtımı - Dostluk Üzerine

4

28/06/2011 Ankâzâde Köstendilî Halîl Efendi’nin Tûti İhsan Efendi’ye Mektubu (15)

4

28/06/2011 Mesnevî’den - Benliğin Şımartılması

4

28/06/2011 Kıssadan Hisse

4

28/06/2011 Sohbet, Abdülkâdir GEYLÂNÎ (k.s)

4

28/06/2011 es-selâmü aleyküm

4

15/04/2011 Röportaj - Rektör Abdullah Demircioğlu

4

15/04/2011 Müslüman Kimleri Sever?

4

15/04/2011 Köstendilli Ârif-i Billâh Halil Efendi’den (k.s) Müridi İhsan Efendiye Mektup (4)

4

15/04/2011 Geçmişten Günümüze Naat-ı Şerifler

4

15/04/2011 Abdulkadir Geylani Hz.nin Hicrî 18 Zilkade 545 Tarihli Konuşması

4

15/04/2011 Yeniliklere Açık Oluşu

4

15/04/2011 Şaka ve Latîfe Yapması

4

15/04/2011 Ashabıyla Münasebeti

4

15/04/2011 Şecâat ve Necdeti

4

15/04/2011 Allah’ı Zikretmesi

4

15/04/2011 Cömertliği

4

15/04/2011 Doğru Sözlülüğü

4

15/04/2011 Zühdü

4

15/04/2011 Hayâsı ve Tevâzuu

4

15/04/2011 Peygamberimizin Şemâili

4

26/02/2011 Hadislerle Kabir Azabı

4

26/02/2011 Serdâr-ı Hakan

4

26/02/2011 Köstendilli Ârif-i Billâh Halil Efendi’den (k.s) Müridi İhsan Efendiye Mektup (3)

4

26/02/2011 Erzurumlu İbrahim Hakkı ve İsmail Fakirullah (k.s) Türbesi

4

26/02/2011 es-Selâmü Aleyküm

4

25/12/2010 Aziz Okuyucularımız;

4

25/12/2010 Köstendilli Ârif-i Billâh Halil Efendi’den (k.s) Müridi İhsan Efendiye Mektup (2)

4

25/12/2010 Hz. Ali’nin (k.v) Zühdü

4

25/12/2010 Hz. Mevlânâ’dan

4

25/12/2010 Muharrem Orucu ve Aşûre Günü

4

25/12/2010 Hz. Âişe-i Sıddîka (r.anhâ) Annemizden Peygamberimize (as.)

4

12/10/2010 Aziz okuyucularımız;

4

12/10/2010 Köstendilli Halil Efendi’nin (k.s) Müridine Mektubu

4

12/10/2010 Zamana Değer Verenler - Lâdikli Hacı Ahmet Ağa (k.s)

4

08/08/2010 Aziz okuyucularımız;

4

08/08/2010 Tasavvufi Şiir Şerhi

4

08/08/2010 Hikmet Deryâsı

4

22/07/2010 Ey Gönül

4

22/07/2010 Gönül Âlemi

4

22/07/2010 Kitap Tanıtımı

4

03/04/2010 es-selâmü aleyküm ve rahmetullâh

4

31/03/2010 Kalbin Şikayeti

4

31/03/2010 Nasıl Sevdiler?

4

31/03/2010 Rasûlullâh’ın (s.a.v.) Toplum İçindeki Ahvali
 
 
Muridan.com 7kubbe.net Facebook/AbdullahDemircioğlu Facebook/7KubbeSufiGençlik Sufi Galeri YouTUBE
Zuhur Dergisi  | Tüm Hakları Saklıdır © 2010 (Müşteri Hizmetleri Telefon Numarası : (0 533) 474 70 26 ) Tasarım & Yazılım : Networkbil.Net