SON SAYI
1. Sayı
es-selâmü aleyküm ve rahmetullâh
Din karde?lerimiz, gönül dostlar?m?z!
PDF Halini indirmek için tıklayınız
 
Abdülkadir Geylânî?nin Tasavvufi Görü?leri ? RIZÂ
Prof. Dr. Dilaver GÜRER
LinkedIn Google+ Facebook Twitter Addthis

?slam´da bütün gaye r?zâda toplanm??t?r. Bütün gaye Allah´? raz? etmek ve kalbi ondan raz? edebilmektir. Bu itibarla r?zâ tasavvufta üst makamlardan say?l?r. Mü´min, Allah´? raz? etmek ve ondan raz? olmak durumundad?r. Ondan raz? ve onu râz? etmi? (raz? olunmu?) olarak O´na dönmesi en büyük hedefidir. Çünkü onun her ?eyi, dünya ve ahiretteki huzuru ve rahat? buna ba?l?d?r.

Ayr?ca r?zâ yahut da fenâ; en büyük rahat, dünyadaki yüksek bir cennet, Allah´?n en büyük kap?s? ve onun mü´min kuluna muhabbetinin ba??d?r. R?zâ kaybolunca Allâh Teâlâ ile aradaki ba? kopmu? demektir. Çünkü münâzaa ve itiraz ederek Hak ile sohbet ve yak?nl?k kurulamaz. Onunla sohbet ancak hüsn-i edep, zahiri ve batini sükûn ve daimi muvafakat ile olur. Kadere muvafakat eden Hakk ile daimi sohbet halindedir. Bu sebeple r?zan?n teslimiyet, tevekkül, muvâfakat ve fena ile yak?ndan ilgisi vard?r.

Allahü Teâlâ´dan râz? olmak iki ?ekilde olur:

1- Onunla râz? olmak: Onun müdebbirli?ine, onun verdi?ine, her ?eyin ondan geldi?ine râz? olmak

2- Ondan râz? olmak: Hâkim ve fâs?l olarak Allah´?n kulunun mutlak sahibi oldu?unu, kendisini nihayette mutlaka râz? edece?ini kavray?p, ondan raz? olmakt?r. R?zâ sadece gönle ho? gelen takdiratta de?il, her ?eyde olmal?d?r. As?l r?zâ, daim olan sürekli olan r?zâd?r (r?zâ-i dâim). Güzel olanda, kulun menfaatine olanda r?zâ aramak anlams?zd?r.

R?zây? gerçekle?tirmenin, r?zaya ula?man?n yollar?n? Abdülkadir Geylânî ?u sözleriyle anlat?r:

“Allahü Teâlâ ‘Rabbinize yönelin!’ buyurmu?tur. Yani ona dönün, her ?eyi ona teslim edin, onun kaza, kader, emir ve nehyine b?rak?n. Kalbinizi dilsiz, kolsuz, ayaks?z, gözsüz, nas?ls?z, niçinsiz, tart??mas?z, muhalefetsiz bilakis muvafakatle ona teslim edin. ‘Emir do?rudur, kader do?rudur’ deyin. Böyle olursan?z biliniz ki, kalpleriniz ona yönelir, onu mü?ahede eder, ondan ba?ka bir ?eyi sevmez, aksine her ?eyden so?ur.  Bu sebeple iyi halde de, kötü halde de, zenginlikte de, fakirlikte de, ?iddet an?nda da, k?smetleri talep an?nda da, hay?r içerisinde, afiyette iken de, ?er içerisinde iken de, verilirken de, men edilirken de daima Hakk´a muvafakate sar?l?n. Sizin için Hakk´a teslim olmaktan ba?ka çare göremiyorum. Kazâ vaki oldu?unda ondan korkmay?n. Onun hakk?nda tart??may?n ve Hakk´tan ba?kas?na ?ikâyette de bulunmay?n. Hatta bela kat kat artsa bile sükût edin, sakin olun. Hakk´?n sizin hakk?n?zda ne yapaca??n? gözleyin. O hali de?i?tirerek, sizi feraha kavu?turaca?? an? bekleyin. Bunu gerçekle?tirdi?inizde hakikaten so?uklu?unuz gider, ünsiyete dönü?ür. Tevhid ve feraha kavu?ursunuz. Aksi halde bela ve afet indi?inde insan?n onlara ho?nutsuzluk göstermesi onlardan dolay? Hakk´a k?zmas? onun ?âkili?inin bir alametidir.

Dolay?s?yla samimi bir mü´min Allah´a yak?nla?man?n yollar?n? aramal?d?r. Âilesini, kar?s?n?, çocuklar?n?, mal?n?, memleketini kalbinden ç?karmal?, daha do?ru bir ifadeyle onlar ile Allahü Teâlâ´y? unutmayacak ?ekil ve ölçüde ilgilenerek, Hakk´?n r?zas?n? ön plana tutmal?d?r. Dünya ile ilgilenmeli fakat esasta Hakk´?n kap?s?na do?ru yürümelidir. O kap?ya vard???nda ise hizmetçilerle, görevlilerle, etraf?n dekorasyonu ile ilgilenmemeli, hatta huzura varmadan önce kendisini a??rlamak isterlerse bunu kabul etmemeli, bir an önce makama ula?maya çal??mal?d?r. Ta ki her ?eyin sahibi kulunu kar??las?n ve onu sefer tozlar? içerisinde, sefer yorgunlu?u haliyle görsün. Kul yiyece?ini, içece?ini, izzet ve ikram?n? ondan als?n. Bu gerçekle?ince so?ukluk, ünsiyete dönü?ür, rahat kayna??na kavu?ulur, yorgunluk gider, korkudan emin olunur.  Çünkü Hakk´a yak?nl?k kulun zenginli?idir. Onu görmek kulun yiyece?i, içece?i ve hayat?n? idâme kayna??d?r.”

Buna kar??l?k Abdülkadir Geylânî, Hakk´a muvafakat etmemeyi, onun takdirine kar?? s?zlanmay? ve bu hususta çe?itli bahaneler ileri sürmeyi ?iddetle tenkit ederek ?öyle der:

“Yaz?klar olsun sana! Allah´a ve salihlere itiraz içerisinde bulundu?un halde müslim oldu?unu, Allah´a teslim oldu?unu iddia ediyorsun. Sen davanda yalanc?s?n. ?slâm Allah´?n takdirine ve salihlere teslim olmakt?r. Sen davanda yalanc?s?n. ?slâm Allah´?n takdirine teslim olmakla birlikte, Kitâb ve Sünnet hudutlar?n? muhafaza ederek, onun fiillerine de raz? olmakt?r. ?slam ancak bunlarla sahih olur. Pek çok ki?i ?slâm iddias?nda bulunur. Hâlbuki onlar?n yan?nda ?slâm´?n sadece ad? vard?r. O´nun hakikatinden hiç haberleri yoktur.

Kendin, ailen, mal?n ve zaman?n?n ehli olanlar hakk?nda Hakk´a kar?? gelme, onlar hakk?nda Hakk´a itirazda bulunma. Sen Allah´tan daha m? hikmet ve hüküm sahibi, daha m? bilgili, daha m? merhametlisin ki utanmadan bunlar hakk?nda hükümlerini de?i?tirmesini ona emrediyorsun. Sen ve bütün halk onun kulusunuz. O senin ve herkesin müdebbiridir. E?er onun yak?nl???n? istiyorsan sus, konu?ma! Hakk´a dil uzatma, emir verme küstahl???nda bulunma. Çünkü kul olan sensin. O ise her ?eyin hükümdar?… Emir ve nehiylerini, niçinsiz ve nas?ls?z olarak her halde yerine getirmek suretiyle Ona muvafakat et. Zira emir ve nehiyleri itirazs?z eda etmek ona muvafakat etmektir. Ondan raz? olmakt?r. Emir ve nehiyleri küçümsemek, onlar?n kadrini bilmemek ise ?akilik alametidir.”

R?zân?n bir de sosyal taraf? vard?r. ?nsan, içinde ya?ad??? toplumun bir ferdi olarak di?er fertler ile de ilgilenir, onlar?n s?k?nt?lar?na, problemlerine, ac?lar?na zaman zaman ortak olur. Müslüman böyle bir faaliyet içerisinde bulunmakla, ayn? zamanda dininin bir vecibesini de yerine getirdi?inin ?uurundad?r. Abdülkadir Geylânî´ye göre halka yard?m eli uzatman?n Hakk´?n r?zas?n? kazanma ile do?rudan ili?ki vard?r. Yoksullar?, kimsesizleri, miskinleri, fakirleri, muhtaçlar? doyurmak, onlar?n ihtiyaçlar?n? gidererek, gönüllerini kazanmak bir anlamda Hakk´?n r?zas?n? kazanmakt?r.

Mü’min kaderin kendisi üzerindeki icraat?na sabreder ve her halinde kadere r?za gösterirse dünyada Mevlâs?na yakla??r, ahirette de nebiler, s?ddîklar, ?ehitler ve salihlerle birlikte Allah´?n civar?nda ve yak?n?nda olur. Onun için sabretmeli, kader hususunda aceleci olmamal?, ona raz? olmal? ve kimseyi suçlamamal?d?r. Çünkü i?in sonunda Allah´?n aff?, lütfu, keremi ve cömertli?i vard?r. Çünkü selamet kadere r?zada, kasr-? emelde ve dünyaya zahid olmaktad?r. R?za-? daim ve muvafakat-i ebediyye, evliya ve abdalin en son sahip olaca?? ahvaldir. R?za her ne kadar ba?lang?çta kulun kesbi dâhilinde olsa da, kul r?zada daim oldu?u müddetçe, öyle makamlar? geçer ki, sonunda kesb dâhiline girmeyen nice hallere ula??r.

 

Kaynak: Abdülkadir Geylânî / Hayat?, Eserleri, Görü?leri, Prof. Dr. Dilaver GÜRER, ?nsan Yay?nlar?

4

31/01/2016 Nefis, Kalb, Ruh, S?r

4

26/10/2015 Abdülkadir Geylânî?nin Tasavvufi Görü?leri ? RIZÂ

4

30/07/2015 Mücâhede ? Nefse Kar?? Sava?

4

06/11/2014 Abdülkâdir Geylânî?ye Göre Tevbe

4

03/06/2014 Abdulkadir Geylanî?nin Tasavvufi Görü?leri -Seyr u Sülûk

4

08/02/2014 Abdülkâdir Geylanî´ye Göre Nefis ( Nefs-i Emmâre)
 
 
Muridan.com 7kubbe.net Facebook/AbdullahDemircioğlu Facebook/7KubbeSufiGençlik Sufi Galeri YouTUBE
Zuhur Dergisi  | Tüm Hakları Saklıdır © 2010 (Müşteri Hizmetleri Telefon Numarası : (0 533) 474 70 26 ) Tasarım & Yazılım : Networkbil.Net