SON SAYI
1. Sayı
es-selâmü aleyküm ve rahmetullâh
Din kardeşlerimiz, gönül dostlarımız!
PDF Halini indirmek için tıklayınız
 
Rabıta
Editör
LinkedIn Google+ Facebook Twitter Addthis

Râbıta, etrafında kıyametler koparılmak istenen bazılarınca şirke kadar varmakla itham edilen bir tasavvuf meselesidir. Bu kavram ilk devir sûfîlerince pek kullanılmadığı için neredeyse mahkûm edilmiş ve ona muhdes, ya da bidat gözüyle bakılmıştır.

Aslında “râbıta” bağ, alaka, artırmak, güçlendirmek, vuslat ve muhabbet anlamlarınadır. Nasıl sevgi, sevgilinin hayalini, güzelliğini, hal ve hareketlerini düşünerek kalbi sevgiliye bağlamak ise, râbıta da aynı şekilde kişinin mürşidine sevgiyle gönülden bağlanmasıdır.

Kur’ân’da aynı kökten “ribat”, “murâbata”, “rabt-ı kalb” şeklinde muhtelif kavramlar yer almaktadır. Ribat ve murâbata, sınır boyunda nöbet beklemek, cihada hazırlıklı olmak ve nöbet beklemeye yarayan mekân, gibi anlamlar ifade eder. Kelimenin böyle fiziki bir anlamı olduğu gibi, metafizik ve mistik bir anlamı da vardır. Nitekim rabıt ve râbıta kelimeleri aynı zamanda zahid ve zahide anlamına gelmektedir Râgıb İsfahânî, el-Müfredat adlı Kur’ân lügatinde; “Ey iman edenler, sabredin, düşmanlarınızla sabır yarışı yapın ve murâbata yapın, (savaşa hazırlıklı olun, nöbet tutun) Allah’tan korkun ki, kurtuluşa eresiniz.” (Âl-i İmrân, 3/200) ayetinde geçen murâbata kelimesinin iki anlamı olduğunu belirtmektedir.

Bunlardan biri müslüman ordugâhlarında düşmana karşı nöbet, diğeri de bir namazdan sonra diğerini bekleyerek nefse karşı uyanıklık, kalbe girebilecek düşmanlara karşı duyarlılıktır (el-Müfredat, s.271).

Râbıta her ne kadar Nakşibendiyye tarîkatına has bir özellik olarak dikkat çekiyorsa da, aslında bütün tarîkatlarda vardır. Hatta insan olan her yerde râbıta vardır. Çünkü râbıta, fıtrî ve tabiî bir olgudur, ideal kahramanların, ideal davranışlarından yararlanma, o kahramanlarla bütünleşme ve aynîleşme yoludur.

Râbıta insanî bir insiyaktır. Fiziki, içtimaî, ruhî ve ahlakî kişiliğin başkaları üzerinde olumlu, yada olumsuz etkisidir. Her sanatın ve ilmin pir ve uzmanı, o ilim ve sanat mensupları için örnek ve ideal insandır. Tasavvufta hedeflenen kâmil insanı yetiştirmek üzere müridlerin gönlüne kâmil bir model konulur ve mürid onunla aynîleşmeye çalışır.

“Her yiğidin gönlünde bir aslan yatar.” “Üzüm üzüme baka baka kararır.” “Kır atın yanında duran ya huyundan, ya suyundan.” gibi Türkçemizdeki atasözleri, bu manadaki kalbî bağlılık (râbıta) ve fiziki beraberlik sonucu meydana gelebilecek etkileri ifade etmektedir.

Tasavvufta râbıtanın amacı “râbıta-ı huzur”dur.

Yani sâlikin daima huzur-i ilahîde bulunduğu duygusunu sağlamaktır. Her an Allah’ı karşımızda görür gibi yaşamaktır. Bunu sağlamak çok zor bir olaydır. Çünkü Allah müşahhas bir varlık değildir. Öyleyse kulun yoğunlaşmasını sağlayacak, teksifini kolaylaştıracak bir terbiyeye ihtiyaç vardır.

Tasavvufta bu terbiye yollarından biri de insan-ı kâmil konumundaki şeyhle kalbî irtibattır. Mürşid-i Kâmil, kendisine bağlanan saliki alır, önce Hazreti Rasûl’de fani olmaya, ardından da asıl paye olarak Rabb-ı Muteâl’de faniliğe ulaştırır.

Râbıta bir bakıma başkalarına benzeme ve taklit arzusunun tezahürüdür. Bu yönüyle tasavvufî eğitimde bir terbiye vasıtası olarak görülmüştür. Çocuklukta anne-babayı taklitle başlayan, öğretmen ve ideal şahsiyetleri taklitle gelişen insandaki benzeme duygusu, fıtrîdir. İstenildiği kadar karşı çıkılsın, her insanın hayatında bunun belli bir yeri vardır. Ancak burada taklitten kastedilen, gelip geçici hevesler türünden olan benzeme değil, aynîleşmedir. Zira basit taklitler, moda gibi gelip geçicidir. Aynîleşme ise taklidin bir ileri derecesidir.

Aynîleşmede önce benimseme ve zamanla itiyat haline getirme söz konusudur. Tasavvufta râbıta, kâmil ahlak sahibi kişilerle kurulması istenen sevgi bağıdır. Sevenle sevilenin bir olmasıdır. İnsan karakteri, başkalarının yaptıklarını aynen yapmak suretiyle farkına varmadan bir biçim kazanır. Kişinin şahsiyetinin dokunmasında sevdiğinin tavırları önemli bir fonksiyon icra eder. Çünkü insan sevdiklerini önyargısız ve peşin hükümsüz benimser ve onlarla bütünleşir. Yıldızlar ve güneş için cazibe gücü ve çekim kanunu neyse insanlar için de sevgi odur.

Tasavvufta râbıta, müşahede ve iyan mertebesine ulaşmış bir mürşid-i kâmile gönül bağlamak, huzurunda ve gıyabında onun suretini, sîretini ve rûhaniyyetini hayal etmek, yanında iken takındığı tavrı, gıyabında da sürdürmeye çalışmak ve edebe riayet etmektir. Râbıtada önemli olan şeyhin suret ve sîretini hayalde muhafaza etmektir. Mürşidin huzurunda bulunma mülahazası, bazen icmalî, bazen tafsîlî bir biçimde olur. Mürid dikkatini şeyhi üzerinde yoğunlaştırmalıdır. Bu suret ve sîreti hayalde muhafaza durumu, zamanla şeyhin ahlak ve özellikleriyle bezenmiş hale gelmeyi sağlar Buna fenâ fi’şşeyh denir.

Konuya psikolojik açıdan yaklaşıldığında, psikolojide örnek alınan enerjik karakterlerde sirayet özelliğinin varlığı kabul edilmektedir.Güçlü insanlar daima, zayıflar için ilham kaynağıdır. Adeta onları peşlerinden gitmeye zorlamaktadır. İleriye atılan bir kumandanın askeri harekete geçirmedeki gücü buna en iyi örnektir. Güçlü insanlar ve büyük liderler, bir mıknatıs gibi, aynı karakterde olan insanları kendilerine çeker ve etkilerler. Çünkü güçlü insanların sergilediği örnek etkileyicidir. Herkes onları taklit etmek ister, onlara duyulan hayranlık hissi zihnî kabiliyetleri geliştirir insanın manevî bakımdan yükselmesine engel olan nefse karşı koyma direnci kazandırır.

Hadîs-i şerifte şöyle buyrulmaktadır “Salihlerin anılması anında rahmet-i ilâhiyye iner.” (bk. Keşfu’1-Hafâ, II, 70, 1772) Salihlerin sadece hatırlanmış olması rahmet-i ilâhiyyenin nüzulü için yeterli olmaz. Ancak gönülden onlara uyma ve onların izinden gitme arzusu ile kusurları giderme isteği uyanırsa bu, insanda aktivite ve aksiyon sebebi olur, iyi işlerin sebebi, gönüldeki iyi arzu ve istektir.

Salihleri iyi halleriyle anmak, böyle bir hevesin meydana gelmesine sebep olduğundan onları anmak rahmete medâr olur. Salihleri anmak, onlara benzemeye, onlara benzemek de rahmet-i ilâhiyyeye medâr olduğu gibi, onların güzel ahlakını düşünüp benzeme arzusu taşımak da aynı sonucu doğurur.

Sûfîlere Göre Râbıtanın Delilleri

Sûfîler râbıtayı tabiî bir olay olarak görmekle birlikte bazı ayetleri buna delil sayarlar. Bu ayetlerin ba’zıları şöyledir:

1- “Ey îman edenler, Allah’tan korkun ve sadıklarla beraber olun!” (et-Tevbe, 9/119) Ayette geçen “beraberlik” konusunu Nakşibendiyye meşayihından Ubeydullah Ahrar (ö.895/1490) şöyle açıklar:

“Buradaki sadıklarla beraber olma emri, mutlak ve daimî bir beraberliği ifade eder. Beraberlik iki türlü olur. Hakîkî ve hükmî beraberlik. Hakîkî beraberlik sadıklarla aynı mecliste büyük bir kalb huzuru ile fiziki olarak da ortamı paylaşmaktır. Hükmî beraberlik ise onlarla aynı mekânda olmanın imkânsız olduğu zamanlarda gıyabî olarak suret ve sîretlerini tahayyül etmek suretiyle fikrî, zihnî ve kalbî olarak beraber olmaktır.”

2- “Ey îman edenler, Allah’tan korkun, O’na yaklaşmaya vesile arayın! O’nun yolunda cihad edin.” (el-Mâide, 5/35)

Ayette geçen “vesile” mutlak, dolayısıyla da genel anlam ifade eder. Râbıta da O’na yakınlığa bir vesîle olduğundan bu hükme dâhildir. Bilindiği gibi vesîle, “Allah’a yaklaşmak için istifade edilebilecek her şeydir.” Hakk’a yakınlıkları bilinen ve “görüldüğünde yüzleri Allah’ı hatırlatan…” (bk. İbn Mâce, Zühd/4) Allah adamlarını Allah’a vesîle saymak hem tevessül, hem de râbıtadır. Salihlerle tevessül etmeye hadislerde ruhsat vardır.

3- “Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki (ittiba’), Allah da sizi sevsin ve suçlarınızı örtsün.” (Âl-i İmrân, 3/31)

Ayette geçen ittiba‘ görmekle olur. Görmenin de bir maddî, bir de manevî olanı vardır. Maddî görme basarla, manevî görme basîretle olur. Râbıta da manevî ru’yetten başka bir şey değildir. Mürşidine râbıta edenin şeyhinin bağlı bulunduğu silsile yoluyla Hz. Peygamber’i görmüş sayıldığı görüşü tasavvufta esastır.

4- “O kadın (Züleyha) andolsun, ona (Yusuf’a) musallat olmayı kafasına koymuştu. Eğer Rabbinin burhanını görmemiş olsaydı, o da o kadını arzulamıştı. İşte biz ondan fenalığı ve fuhşu bertaraf edelim diye burhan gönderdik. Çünkü Yusuf, ihlasa erdirilmiş kullarımızdandı.” (Yûsuf, 12/24)

Âyetin tefsirinde Zemahşerî “burhan”ı şöyle açıklamaktadır. Burhandan maksat Ya’kub’un (a.s) sûretinin bir anda Yusuf’un gözünün önünde canlanıp hayretle parmağı ağzında ona “Aman kendine sahip ol, ondan yüz çevir !” diye hitap etmesidir. Babasının böyle gözünün önünde canlanıp kendini uyardığını gören Yusuf, toparlanmış ve bu işten vazgeçmiştir.” (bk. el-Keşşaf, II, 312)

Râbıta bu ayetin tefsirindeki “Yusuf’un Ya’kub’un hayalini görmesi” gibi, müridin şeyhinin hayalini gözünde ve gönlünde taşımasıdır. Hz. Peygamber’e salat u selam getirerek gönülde bir sevgi bağı oluşturmak da bir tür râbıtadır. Hz. Hasan’ın dayısı Hind b. Ebî Hale’den Hz. Peygamber’in hilyesini sorarak “Onun özelliklerini dikkate alıp onunla kalbi bir bağ kurmak için, senin onu bana tasvir etmeni istiyorum.” demesi (bk. Tirmizî, Şemâil/17-18) bir bakıma kalbi alaka ve râbıtadır. Hadis kitaplarında Hz. Peygamber’in konuşmalarını nakleden sahabilerin Şimdi onu görür gibi oluyorum, onun şöyle şöyle yaptığını gözümle görür gibiyim.” (bk. Buhârî, Enbiyâ/54, Müslim, Cihad/105) tarzındaki ifadeler, bu tür hayalde canlandırmaların fıtrî ve tabiî oluşunu göstermektedir.

Râbıtada kafa karıştıran taraflardan biri, belki resimle yapılan râbıtadır. Özellikle tevhîdi ikame için gelmiş ve putlarla mücadelede tevhidin tenzîhî boyutuna büyük önem vermiş bir dinin mensuplarının fotoğraf kullanarak râbıta yapmaları, genellikle tehlikeli değerlendirmelere sebebiyet vermektedir. Bu tür değerlendirmelere sebebiyet vermemek için resimle râbıta yapılmaması tavsiye edilmektedir.

Netice itibarıyla râbıta, Allah ile kul arasına üçüncü bir şahsı sokarak irtikâp edilmiş bir şirk değil, aksine mürîdin önüne ve gönlüne sunulmuş bir model şahsiyete benzemesi, onunla olan kalıp beraberliğini kalb ile sürdürmesidir.

 

Kaynak: Ana Hatlarıyla Tasavvuf ve Tarikatlar, Prof. Dr. Hasan Kâmil Yılmaz, s.364 vd.

4

29/10/2017 Kabir Azabını İnkâr Edenlere Güzel Bir Cevap

4

29/10/2017 Suların Kısımları

4

29/10/2017 Ankâzâde Köstendilî Halîl Efendi’nin, Tûti İhsan Efendi’ye 20. Mektubu

4

29/10/2017 Bir Mucize, Süheyl b. Amr (r.a)

4

29/10/2017 Olmayınca

4

29/10/2017 Gel Papaz Efendi!

4

17/07/2017 Oruç yüzünden bizim canımız dirilik elde edecektir!

4

23/02/2017 es-Selâmü Aleyküm

4

23/02/2017 Abdesti Bozmayan Şeyler

4

23/02/2017 Ankâzâde Köstendilî Halîl Efendi’nin, Tûti İhsan Efendi’ye 18. Mektubu

4

23/02/2017 Himmetini Âlî Tut - Pir Abdulkâdir Geylâni Hazretleri

4

02/11/2016 es-selâmü aleyküm ve rahmetullâh - TAKDİM

4

25/10/2016 Bize Ulaşan Haberler

4

25/10/2016 Ankâzâde Köstendilî Halîl Efendi’nin, Tûti İhsan Efendi’ye 16. Mektubu

4

25/10/2016 Sünnetsiz İslam Arayışları

4

09/03/2016 Ankâzâde Köstendilî Halîl Efendi’nin, Tûti İhsan Efendi’ye 11. Mektubu

4

09/03/2016 Mü’min Kul ve Dünyanın Hali - Pîr Abdülkâdir Geylânî (k.s)

4

31/01/2016 Ankâzâde Köstendilî Halîl Efendi’nin, Tûti İhsan Efendi’ye 5. Mektubu

4

31/01/2016 Bir Kâmil Mürşide Varmasan Olmaz

4

31/10/2015 Ankâzâde Köstendilî Halîl Efendi’nin, Tûti İhsan Efendi’ye 12. Mektubu

4

31/10/2015 Mustafa Hayri ÖĞÜT Efendi (k.s) Hazretlerini Rahmet ve Minnet ile Anıyoruz (1895 – 1979)

4

31/10/2015 Rabıta

4

26/10/2015 Âhireti Düşününüz! - Pîr Abdülkâdir GEYLÂNÎ

4

26/10/2015 Osmanlı’nın Manevi Kurucusu Şeyh Edebâlî (k.s)

4

30/07/2015 Namazda Huzur ve Huşuyu Yakalamak

4

30/07/2015 Köstendilî Halîl Efendi’nin Tûti İhsan Efendi’ye 5. Mektubu

4

30/07/2015 Seyyidü\'l-İstiğfâr - İmam GAZALÎ

4

30/07/2015 Abdullah b. Mes’ûd (r.a) Müslüman Oluşu

4

30/07/2015 Tâif Duası

4

01/03/2015 O Günden Beri Bu Haldeyim

4

27/02/2015 Bazılarına Ne Oluyor ki!

4

27/02/2015 Ebû Hanife\'nin Tasavvufi Hayatı

4

27/02/2015 Ankâzâde Köstendilî Halîl Efendi’nin, Tûti İhsan Efendi’ye 5. Mektubu

4

26/02/2015 Olgun Müslüman’ın Vasıfları

4

26/02/2015 Tasavvuf, Havâssa Ait Ledün İlmidir

4

06/11/2014 Şefaati Ve Vesile (Aracı) Kılmayı Şirk Olarak Görme Hastalığı

4

06/11/2014 Âriflerin İlâhî Huzurdaki Edepleri

4

06/11/2014 Ankâzâde Köstendilî Halîl Efendi’nin, Tûti İhsan Efendi’ye 5. Mektubu

4

06/11/2014 İntisâb Niçin Gereklidir?

4

06/11/2014 Gerçek Teslimiyet -Abdülkâdir Geylânî (k.s)

4

25/09/2014 Zilhicce Ayı Nasıl İhya Edilmeli

4

03/06/2014 Ankâzâde Köstendilî Halîl Efendi’nin, Tûti İhsan Efendi’ye 9. Mektubu

4

08/02/2014 Kendimizi Nasıl Aldatıyoruz? İmam GAZALÎ

4

08/02/2014 Ankâzâde Köstendilî Halîl Efendi’nin, Tûti İhsan Efendi’ye 5. Mektubu

4

08/02/2014 Asr-ı Saâdette Mescid-i Nebevî ve Diğer Mescidler

4

08/02/2014 es-selâmü aleyküm

4

17/09/2013 Mustafa Hayri Öğüt (ks.)

4

17/09/2013 Ankâzâde Köstendilî Halîl Efendi’nin, Tûti İhsan Efendi’ye 6. Mektubu

4

17/09/2013 Esmâ’ya Babasından Mektup

4

25/05/2013 Ankâzâde Köstendilî Halîl Efendi’nin, Tûti İhsan Efendi’ye Mektubu (39. Mektub)

4

25/05/2013 Şeyh Abdurrahman Hâlis et-Tâlebânî

4

16/02/2013 Ankâzâde Köstendilî Halîl Efendi’nin, Tûti İhsan Efendi’ye Mektubu (38. Mektub)

4

03/11/2012 GEYLANÎ TEFSİRİ - Kitap Tanıtımı

4

03/11/2012 Ankâzâde Köstendilî Halîl Efendi’nin, Tûti İhsan Efendi’ye Mektubu (1. Mektub)

4

03/11/2012 es-selâmü aleyküm

4

11/08/2012 Ankâzâde Köstendilî Halîl Efendi’nin, Tûti İhsan Efendi’ye Mektubu (17. Mektub)

4

11/08/2012 Sûfîlerden Esintiler - Cüneyd-i Bağdadi (k.s)

4

11/03/2012 Ankâzâde Köstendilî Halîl Efendi’nin, Tûti İhsan Efendi’ye Mektubu (30. Mektub)

4

11/03/2012 Sûfîlerden Esintiler-Kuşeyrî Risâlesi

4

11/03/2012 Tasavvuf-Abdülkadir GEYLANÎ (k.s)

4

11/03/2012 Mehmet Âkif ve Sudanlı Genç

4

11/03/2012 Merhabalar Efendim

4

29/12/2011 Temizleme Yolları

4

29/12/2011 Anadolu Selçuklu Dönemi, Müslim-Gayr-i Müslim İlişkileri

4

29/12/2011 Mesnevîden - Mürşid-Mürid-İlâhî Aşk

4

29/12/2011 On Dört Asır Evvel

4

29/12/2011 Kalbin Mâhiyeti

4

29/12/2011 Ankâzâde Köstendilî Halîl Efendi’nin, Tûti İhsan Efendi’ye Mektubu (28)

4

29/12/2011 Sûfîlerden Esintiler

4

29/12/2011 es-selâmü aleyküm

4

05/10/2011 Sûfilerin Ahlakı

4

05/10/2011 Şevvâl Orucunun Değeri

4

05/10/2011 Peygamberimizin Kılmamızı İstediği Namaz

4

05/10/2011 Ankâzâde Köstendilî Halîl Efendi’nin, Tûti İhsan Efendi’ye Mektubu (25)

4

05/10/2011 Altın Öğütler - Abdülkâdir Geylânî (k.s)

4

05/10/2011 Sûfîlerden Esintiler

4

05/10/2011 es-selâmü aleyküm

4

28/06/2011 Kitap Tanıtımı - Dostluk Üzerine

4

28/06/2011 Ankâzâde Köstendilî Halîl Efendi’nin Tûti İhsan Efendi’ye Mektubu (15)

4

28/06/2011 Mesnevî’den - Benliğin Şımartılması

4

28/06/2011 Kıssadan Hisse

4

28/06/2011 Sohbet, Abdülkâdir GEYLÂNÎ (k.s)

4

28/06/2011 es-selâmü aleyküm

4

15/04/2011 Röportaj - Rektör Abdullah Demircioğlu

4

15/04/2011 Müslüman Kimleri Sever?

4

15/04/2011 Köstendilli Ârif-i Billâh Halil Efendi’den (k.s) Müridi İhsan Efendiye Mektup (4)

4

15/04/2011 Geçmişten Günümüze Naat-ı Şerifler

4

15/04/2011 Abdulkadir Geylani Hz.nin Hicrî 18 Zilkade 545 Tarihli Konuşması

4

15/04/2011 Yeniliklere Açık Oluşu

4

15/04/2011 Şaka ve Latîfe Yapması

4

15/04/2011 Ashabıyla Münasebeti

4

15/04/2011 Şecâat ve Necdeti

4

15/04/2011 Allah’ı Zikretmesi

4

15/04/2011 Cömertliği

4

15/04/2011 Doğru Sözlülüğü

4

15/04/2011 Zühdü

4

15/04/2011 Hayâsı ve Tevâzuu

4

15/04/2011 Peygamberimizin Şemâili

4

26/02/2011 Hadislerle Kabir Azabı

4

26/02/2011 Serdâr-ı Hakan

4

26/02/2011 Köstendilli Ârif-i Billâh Halil Efendi’den (k.s) Müridi İhsan Efendiye Mektup (3)

4

26/02/2011 Erzurumlu İbrahim Hakkı ve İsmail Fakirullah (k.s) Türbesi

4

26/02/2011 es-Selâmü Aleyküm

4

25/12/2010 Aziz Okuyucularımız;

4

25/12/2010 Köstendilli Ârif-i Billâh Halil Efendi’den (k.s) Müridi İhsan Efendiye Mektup (2)

4

25/12/2010 Hz. Ali’nin (k.v) Zühdü

4

25/12/2010 Hz. Mevlânâ’dan

4

25/12/2010 Muharrem Orucu ve Aşûre Günü

4

25/12/2010 Hz. Âişe-i Sıddîka (r.anhâ) Annemizden Peygamberimize (as.)

4

12/10/2010 Aziz okuyucularımız;

4

12/10/2010 Köstendilli Halil Efendi’nin (k.s) Müridine Mektubu

4

12/10/2010 Zamana Değer Verenler - Lâdikli Hacı Ahmet Ağa (k.s)

4

08/08/2010 Aziz okuyucularımız;

4

08/08/2010 Tasavvufi Şiir Şerhi

4

08/08/2010 Hikmet Deryâsı

4

22/07/2010 Ey Gönül

4

22/07/2010 Gönül Âlemi

4

22/07/2010 Kitap Tanıtımı

4

03/04/2010 es-selâmü aleyküm ve rahmetullâh

4

31/03/2010 Kalbin Şikayeti

4

31/03/2010 Nasıl Sevdiler?

4

31/03/2010 Rasûlullâh’ın (s.a.v.) Toplum İçindeki Ahvali
 
 
Muridan.com 7kubbe.net Facebook/AbdullahDemircioğlu Facebook/7KubbeSufiGençlik Sufi Galeri YouTUBE
Zuhur Dergisi  | Tüm Hakları Saklıdır © 2010 (Müşteri Hizmetleri Telefon Numarası : (0 533) 474 70 26 ) Tasarım & Yazılım : Networkbil.Net