SON SAYI
1. Sayı
es-selâmü aleyküm ve rahmetullâh
Din karde?lerimiz, gönül dostlar?m?z!
PDF Halini indirmek için tıklayınız
 
Ricâlü?l-Gayb
Serkan ZEYBEKER
LinkedIn Google+ Facebook Twitter Addthis

Ricâlü’l-gayb, Arapça iki kelimeden olu?an bir terkiptir. ‘Racül’(ço?ulu ‘ricâl’) kelimesi; adam, erkek, er, adaml?k, olgun ki?ilik anlamlar?na, ‘?ayb’ise (bir yerde) bulunmama, gelmeme, görülmeyen, gizli, gayb âlemi, manevi âlem anlamlar?na gelmektedir.[1]Tasavvufi ?st?lahta ise, çe?itli görevlerde evliyalardan olu?an ve insanlar?n ço?u taraf?ndan bilinmeyen manevi bir ordu anlam?nda kullan?lmaktad?r. Kaynaklarda ricâlü’l-gaybta görevli han?m evliyalardan bahsedilmesiyle, buradaki ricâl kelimesinin ‘olgun ki?ileri’ ifâde etti?i anla??lmaktad?r.Eserlerde gayb ricali, erleri veya erenleri, manevi ordu gibi kelimelerle de kullan?ld??? gibi halk aras?nda üçler, yediler, k?rklar ?eklindeki ifadeler de hep ricalü’l-gayb anlam?ndad?r. Asl?nda halk aras?ndaki bu söylemler, ricâlü’l-gaybin içerisinde bir grup velilerdir ki daha sonra izah? yap?lacakt?r.Ricâlullâh kavram? ise ricâlu’l-gaybdan daha geni? anlam? olmakla birlikte ricâlu’l-gayb yerine de kullan?lmaktad?r.[2]

Ehl-i sünnet itikad?ndaki velilik ve keramet kavramlar?ndan yola ç?karak böylesi bir manevi yap?n?n olabilme ihtimaline öncelikle mümkün diyebilmek gerekir. Sonras?nda rical’ül-gaybe i?aret olabilecek baz? ayet ve hadisler tefekkür edildi?inde, yalan söyleyebilme ihtimali görülmeyen çok say?da evliyâ zatlar?n[3]sözleri de?erlendirildi?inde ve bu zatlarla birebir ya?ad?klar? olaylara ?ehadet edenlerin de sözleri göz önünde bulunduruldu?unda rical’ül-gaybi kabul edenlerin kanaati, isabetli bir kanaat olsa gerekir.

Ricalü’l-gayb hakk?nda Kur’an-? Kerim’den i?aret olarak Hz. H?z?r k?ssas? örnek olarak verilebilir.(Kehf, 60-82) Bu k?ssada Hz. H?z?r’?n, Cenab-? Allah’?n nasib etti?i bir ilimle kâinat üzerindeki tasarrufat? görülmektedir. K?ssa sonunda Hz. H?z?r, Musa’ya (a.s) ‘Bu yapt??? i?leri kendi görü?üne göre yapmad???n?’ bildirmi?tir.(Kehf, 82)

Hadis-i ?eriflerdeki i?aret ise, kendilerine ‘ebdal’ denilen bir grup evliya hakk?ndad?r. ?bnu’l-Cevzî gibi baz? âlimler taraf?ndan edbal hadisleri kusurlu bulunmu?sa da, Sehâvî ve Suyûtî gibi âlimler, kaleme ald?klar? eserlerinde ebdal hadislerinin detayl? olarak de?erlendirmesini yapm??lard?r. Sonuç olarak bu hadislerinin kusurlu oldu?unu söyleyenler bu hükmü, söz konusu hadislerin bütün tarikleri için de?il, belli baz? tarikleri hakk?nda söylemi?lerdir. Nitekim Suyûtî, ?bnu'l-Cevzî'nin kusurlu buldu?u rivayetler d???nda, çe?itli tariklerle gelen birçok rivayetleri de aç?klayarak ‘ebdal’ haberinin sahih oldu?unu, hatta sonras?nda kabulu gerekli bir bilgi olacak derecede rivayet çoklu?u bulundu?unu söylemi?tir.Haf?z ?bn Hacer ise bu konuda, “Ebdal meselesi birçok hadiste varid olmu?tur. Bunlar aras?nda sahih olanlar bulundu?u gibi, sahih olmayanlar da vard?r” demek suretiyle ifade etmi?tir.[4]

Bu hadis-i ?eriflerden baz?lar? ?unlard?r: Hz. Ali (r.a) Irak’ta iken, bir gün yan?nda ?am halk?ndan bahsedildi. Baz?lar?, onlar? lanetlemesini istediler. Bunun üzerine Hz. Ali (r.a) Resulullah (s.a.s)’tan ?unlar? i?itti?ini söyledi:“Ebdaller k?rk ki?i olup ?am’da ikamet ederler. Onlar sayesinde ya?mur ya?ar, onlar sayesinde dü?mana kar?? zafer kazan?l?r ve onlar sayesinde ?am halk?ndan azap uzakla?t?r?l?r.”[5]

Enes bin Mâlik’ten (r.a.) rivayet edilen hadis-i ?erif ?öyledir: “Yeryüzü, Hz. ?brâhim gibi (kâlb, hâl ve sîrete sâhip) k?rk ki?iden hâlî kalmayacakt?r. Yeryüzünde ya?ayanlar, onlar?n duâlar? sebebiyle ya?mura ve ilâhî yard?ma eri?irler. Onlardan her ne zaman biri ölürse Allah, bir ba?kas?n? onun yerine geçirir.”[6]

Sahabe-i kiramdan Ebu’d-Derdâ (r.a) ebdâl denilen kimseleri ?öyle tan?t?r: Allahu Teâlâ’n?n kendilerine ebdâl denen baz? kullar? vard?r ki; bunlar peygamberlerin halefleri ve yeryüzünün direkleridir. Nübüvvet sona erince Cenâb-? Hakk, Hz. Muhammed’in (s.a.s) ümmetinden bir kavmi onlar?n yerine koymu?tur. Onlar fazla namaz, çok oruç ve ibadetlerinden de?il; ancak ciddi vera’ ve samimi niyet sahibi olup herkese iyilik dü?ünmelerinden ve Allah için nasihat etmelerinden dolay? bu makama ermi?lerdir. Onlar, korkakl??a varmayan sab?r, zillete dü?meyen tevâzu sahibidirler. Otuz veya k?rk ki?i olan bu kimseleri Cenâb-? Hakk seçmi? olup bunlar ?brahim (a.s) kalbi üzeredirler. Onlardan birisi vefat etti?i takdirde, Allah onun yerine ba?kas?n? koyar.[7]

Onlar kimseyi lanetlemez, kimseye hakaret etmez, kimseye dil uzatmaz, kimseye haset etmez ve dünyaya kar?? h?rsl? olmazlar. ?yilik bak?m?ndan insanlar?n en temizi, en yumu?ak ahlakl?s? ve en cömertleridir. Alametleri eli aç?k olmak, seciyeleri güler yüz, s?fatlar? ise selamettir. Bugünleri için korkmay?p yar?nlar? içinde gaflette kalmazlar ve zahirlerini muhafaza ederler. Allah’la ilgili kesin bilgilerinde (yakîn) ve hay?rl? i?lerde yar??ta onlara rüzgâr bile yeti?emez. Allah’a olan ?evkleri bak?m?ndan gönülleri ona do?ru yükselir. “…??te onlar Allah’?n ordusudur (hizb);muhakkak galip gelecek olan da Allah’?n ordusudur”[8]ayeti, bu kimseleri tasvir etmektedir.[9]

Bu niteliklere nas?l ula??labilece?i konusunda kendisine sorulan bir soruya Ebû’d-Derdâ (r.a) ?öyle cevap vermektedir: “Dünyay? (kalben) terk ile bu seviyeye ula?abilirsin, zira sen (dünyaya) bu?z etti?in vakit, ahirete yönelirsin. Ahireti sevdi?in nispette dünyadan yüz çevirirsin. Dünyadan yüz çevirdi?in nispette de sana faydal? olan? görür, bulursun. Allahu Teâlâ kulunun iyi talebine kar??l?k ona do?ru yolu gösterir, onu korur. ?unu da bil ki, bu anlatt???m Kur’an-? Kerim’dedir. Nitekim Allah Teâlâ : Muhakkak ki Allahsak?nanlarla ve iyilik edenlerle beraberdir[10]buyurmu?tur.”[11]

?mam ?âfiî ve ?mam Buhârî’nin de ebdal sözünü, be?endikleri ki?iler için bir takdir ifadesi olarak kulland?klar? rivayet edilmektedir.[12]  Muhaddis ve Fakih olan zatlar?n da ebdal kelimesini kullanmalar?, ehl-i sünnete mâl olmu? bir ifade oldu?unu göstermesi bak?m?ndan da önem arz etmektedir.

Rical’ül-gayb ile ilgili ?u ?ekilde bir aklî mukâyese de yap?labilir: ?blis’in de bir ?er ordusu vard?r. ?eytanlar, cinler ve insanlardan olu?an bu ordu hakk?nda Kur’an-? Kerim ve hadislerden baz? bilgiler bulabilece?imiz gibi baz? ara?t?rmac?lar da ‘?eytana tapan’ gizli dünya örgütleri hakk?nda hakk?nda bilgiler vermektedirler.

Rabbimiz (c.c.) Kur’anda ?öyle buyurmaktad?r: “…?eytana kulluk etmeyin…”[13], “Böylece biz, her peygambere insan ve cin ?eytanlar?n? dü?man yapt?k…”[14] 

Peygamber Efendimiz (s.a.s) bir hadis-i ?eriflerinde ?öyle buyurmaktad?r: “?blis taht?n? su üzerine kurar. Sonra yapacaklar? kötülükleri yapmak üzere avenesini sa?a sola gönderir. Makam ve mevkice ona en yak?n olan, fitnenin en büyü?ünü yapand?r. Hepsi yapt?klar?n? anlatmak üzere ?blis’in yan?na gelir ve içlerinden birisi: ‘Ben ?unu, ?unu yapt?m.’ der. Ancak ?blis, ona: ‘Senin yapt???n da bir ?ey mi?’ der. Sonra bir ba?kas? gelir ve ‘Falan adam?, kar?s?ndan bo?ay?ncaya kadar onun yakas?n? b?rakmad?m.’ der. ?blis bundan o kadar memnun olur ki, hemen onu yan?na ça??r?r ve ‘Sen ne kadar ?irinsin!’ diyerek ona iltifat eder.”[15]

Bu ?er ordusunun bela ve musibetlerini def edecek mânevi bir ordu da lüzumludur. Hatta bu ?er ordusu ?u zaman için yeni kurulmu? olsa, evliyâ kiram?n isti?are ederek kar?? bir ordu kurmas? elzemdir. Evliyâ Kiram hazerat?, kendilerine ikrâm edilen tasarruf gücünü herhalde ki böylesi bir ?er ordusuna kar?? kullanacakt?r.

Gayb erleri hakk?nda pek çok menakib kitaplar? bulunmaktad?r. Yak?n zamanda ya?am?? olan ve manevi orduda üçlerden oldu?u kabul görülen Lâdikli Ahmet A?a’n?n (1888-1969) hayat? hakk?ndaki eserler tavsiye edilebilir niteliktedir. Bu eserlerde ?ahitlerin huzurunda geli?en baz? olaylardan bahsedilmektedir. Muhtemeldir ki hâlen hayatta olanlar? da vard?r. Ya da birebir olaylar? ?ahitlerinden dinlemi? olan akraba ve çocuklar?…

Manevi orduda bulunan hiyerar?ik yap?y? Muhyiddin Arabî (k.s) a?a??dan-yukar?yamelâmiyye, muhaddesûn, ahillâ, ümenâ, mustafûn/müctebûn, nükabâ, ahyâr, nücebâ, ebdâl, evtâd, imâmân ve kutub ?eklinde s?ralam??t?r.[16]Mehmed Nuri ?emseddin’in (k.s) Miftâhu’l-Kulûb adl? eserinde ise ricâlu’l-gayb?nmertebeleri, ayn? zamanda say?lar?n? da ifade etmektedir. Bu zâtlar özet olarak ?öyle tarif edilmi?tir:

Manevi ordunun ba??ndaki zât Kutbü’l-Aktâb’t?r. Üstün hizmet say?lan bu kutuplar kutbu olma görevi, Allah taraf?ndan her as?rda tek de?erli zata verilir.

En büyükgavs olan zata gelince… Bu de?erli zat, kutuplar kutbunun emrindedir. Bu zat da, her ne kadar muktedir, yönetme yetkisinde güçlü olsa da; destur almadan, ne dil oynatabilir, ne de bir ?eye el atabilir. ?zin­siz kar??maz.

?lk kutubtabir olunan zata gelince, di?er kutuplar?n ilki demektir.

Buraya kadar anlat?lan zatlar, halk aras?nda ‘üçler’ diye anlat?lan de?erli zatlard?r. Yani: ?lki kutuplar kutbu, ikincisi en büyük gavs, üçüncüsü de ilk kutuptur.

‘Yediler’, ‘k?rklar’ diye anlat?lan zatlar dahi vard?r. Bunlar?n da her biri kutub olup ancak, Allah'?n ihsan? ile kutuplar kutbuna hizmetçi olmu?lard?r. Bun­lar?n her biri, haline göre bir yere memur edilmi?tir. Meselâ: ?lk kutup Ba?dad, ?am, Halep gibi beldelerde tasarruf ederler. Di?er kutuplar da, hal­lerine göre birer iki?er yerlerde tasarruf eder. Oralar? yönetirler. Hatta kâfirlerin ülkelerini dahi yönetirler.

Kutuplar tasarruf ederken ‘her biri, yönetmeye memur olduklar? yerde dururlar ve öyle tasarruf ederler’ gibi bir mana anla??lmamal?d?r. Kendisi ?stanbul'da olabilir; görevi de Hindistan'dad?r. O anda, Hin­distan'daki görevini yerine getirir. Onlara göre, uzak yak?n ayn?d?r.

Anlat?lanlardan ba?ka; yüzler, üçyüzler, yediyüzler, binler dahi vard?r. Bunlar da, Allah taraf?ndan kutuplar kutbunun ve di?er kutupla­r?n hizmetlerini görmeye memurlard?r. Anlat?lanlardan ba?ka, üçbinler, be?binler, yedibinler, onbinler vard?r. Bunlar?n kâmil ve mükemmili olsa dahi, yönetim i?lerine kar??maz. Bu anlat?lanlarla beraber, her bir as?rda, bir rivayete göre 124 bin tane Allah'?n velîsi vard?r. K?yamet gününe kadar, bu mevcutlar hiç eksik olmaz. Bazan, kutuplar kutbu olmak, hilâfet s?rr?, en büyük gavs olmak mertebelerinin üçü de kutuplar kutbu olan de?erli zatta birle?ir... ?eklinde anlatmaya devam eder…

Elhas?l mânâda devran i?te böyle dönmektedir. Dünyada geli?en olaylar? de?erlendirenler ise, her türlü güç odaklar?n?n olaylarla olabilecek ilgilerini enine boyuna tart???rlar. Geli?en olaylar?n sonuçlar?na bu yorumlar üzerinden tahminler yürütürler. Ancak ricâl’ül-gayb dikkate al?namadan yap?lan bu türden yorumlar, her zaman eksik kalmaya mahkûm olacakt?r. Ama ne var ki onlar emirsiz hareket etmezler. Yoksa herhalde iblisin ordusu nefes dahi alamazd?.

 

[1] Arapça-Türkçe Sözlük, Mektep Yay?nlar?, Kadir Güne?

[2] Süleyman Uluda?, “Ricâlu’l-Gayb”, c.35, s. 81.

[3] Bu zâtlar?n içinde, Abdulkâdir Geylâni (k.s), ?mam Rabbâni (k.s) gibi itikat ve hadis hususunda âlim olan zatlarda vard?r.

[4] Kettânî, Nazmu’l-Mutenasir, s. 220-221

[5]?mam Ahmed b. Hanbel, I/112

[6] Sülemî, Tabakâtü’s-Sufiyye, s. 2; Taberânî, el-Mu’cemü’l-Vasît, 5/65 (nr. 4113); Süyûtî, ed-Dürrü’l-Mensûr, 1/765; Heysemî, a.g.e., 10/63.

[7] ?mam Gazâlî, ?hyâu Ulûmi’d-Dîn, c. III, s. 347.

[8] Mücadele, 22.

[9] ?mam Gazâlî, a.g.e., c. III, s. 347-348.

[10] Nahl, 128

[11] ?mam Gazâlî, a.g.e., c. III, s. 348.

[12] TDV ?slam Ansiklopedisi, cilt: 01; sayfa: 60

[13] Yasin, 60

[14] En'am, 112

[15] Müslim, Münaf?kûn 67; Müsned, 3/314

[16] Muhyiddin ibn Arabî (k.s), el-Fütûhâtü’l-Mekkiyye [Fütûhât], Nesreden: Osman Yahyâ-?brâhim Medkûr, Kahire, 1392-1410/1972-1990, c. XI, ss. 266-383

4

18/09/2018 Zaman, Tasavvuf Zaman?d?r

4

09/03/2018 ?imdi Ku?a Benzedi!

4

29/10/2017 Kem Alet ?le Kemâlât Olmaz

4

17/07/2017 Nevzuhûr Âlimlere Dikkat!

4

23/02/2017 Kad? Burhaneddin Çilehanesi

4

25/10/2016 Kutbu?l-Aktâb

4

09/03/2016 Ricâlü?l-Gayb

4

31/01/2016 Mür?it Kimdir?
 
 
Muridan.com 7kubbe.net Facebook/AbdullahDemircioğlu Facebook/7KubbeSufiGençlik Sufi Galeri YouTUBE
Zuhur Dergisi  | Tüm Hakları Saklıdır © 2010 (Müşteri Hizmetleri Telefon Numarası : (0 533) 474 70 26 ) Tasarım & Yazılım : Networkbil.Net