SON SAYI
1. Sayı
es-selâmü aleyküm ve rahmetullâh
Din karde?lerimiz, gönül dostlar?m?z!
PDF Halini indirmek için tıklayınız
 
?stanbul?un Manevî Fatihleri
Dursun GÜRLEK
LinkedIn Google+ Facebook Twitter Addthis

Fatih Sultan Mehmed bir gün at?n?n üzerinde ilerlerken kar??s?na bir dervi? ç?km??. Elini ?öyle bir kald?rm??, duâ eder vaziyette demi? ki: “Devletlû hünkâr?m, sevgili padi?ah?m! Bizim duâm?z sayesinde sen ?stanbul’u fethettin.” Fatih gülmü?: “Belî! Dervi? baba do?ru söylersin fakat bunun da hakk?n? unutma“ diyerek k?l?c?n? göstermi?.

?imdi do?rudur Fatih’in verdi?i cevap, isabetlidir. Bu türlü muazzam ba?ar?lar?n sa?lanmas? için iki kuvvete ihtiyac?m?z var; maddi kuvvet, manevi kuvvet. Yani duâ da olacak, k?l?ç da olacak. Bugünkü ?artlar muvacehesinde söyleyecek olursak: Denizalt?, tank da olacak, füze de olacak. Moral gücü dedi?imiz en mükemmel dinî inanc?m?z da olacak. Yani “zülcenâheyn” olmak icap ediyor. Tek kanatl? ku? uçamad??? gibi tek tarafl?, tek yönlü çabalar da netice vermiyor. Bunu bildi?i için Fatih hem imanî hem de teknik yönden kendisini ve etraf?ndakileri mükemmel bir ?ekilde yeti?tirmi?ti.

Yani o zamana kadar tarihte görülemeyen, Bizans’?n kal?n surlar?n? y?kabilecek toplar? ilk defa kendisi icat etti. Urban Usta’ya bunu yüklerler, ama i?in asl?, do?rusu Fatih’in bu toplar? ilk defa icat etmi? olmas?d?r ki; bunlar?n en büyü?ü “?âhî”dir. Üç yüz kiloluk gülle atacak kadar kuvvetlidir. Ve bu gülleler sayesinde surdan bir gedik aç?ld?.

Surda bir gedik açt?k mukaddes mi mukaddes

Ey kahpe rüzgar! Art?k ne yandan esersen es

diyor ya ?âir… ?imdi maddeten bu kadar güçlü ve kuvvetli olan Fatih, manen de derunî olarak da iç dünyas? son derece zengin bir insand?.

Manevî Fatih, maddî Fatih kadar; hatta maddî Fatih’ten daha önemlidir. E?er Ak?emseddin hazretlerinin manevî takviyesi, zerk etti?i moral gücü, te?viki, takdiri, tergîbi olmasayd?, hasbel be?eriyye belki Fatih vazgeçme durumuna dahi gelebilirdi. Nitekim zaman zaman böyle ümitsizli?e kap?ld??? anlar olmu?tur. Bunu hisseden Ak?emseddin hazretleri Fatih’i te?cî ve te?vik etmi?tir.

“?stanbul’un her ne kadar maddî anlamda fatihi II. Mehmed’dir, Fatih Sultan Mehmed’dir” diyorsak da az önce belirtti?im gibi Fatih’in de iki yönü vard?r. Maddî yönü, manevî yönü. Bir kere o devrin tasavvufî ilimleri de dahil olmak üzere f?k?h, hadîs, kelâm, tefsir gibi ?slâmî ilimleri biliyor idi. Be? vakit namaz?n? k?l?yor, di?er dinî feraizi yerine getiriyor, hocalarla, gönül sultanlar?yla, ?eyhlerle sohbet yapmaktan büyük bir zevk al?yor.

Osmanl? padi?ahlar?n?n hemen hepsi ilme, irfana, kitaba kütüphaneye dü?kündür. Fakat bunlar?n içinde Fatih’in müstesna bir yeri vard?r. Nas?l olmas?n ki, padi?ahlar içerisinde, hatta bütün ?slâm tarihinde Hz. Peygamber’in müjdesine mazhar olan yegâne hükümdar... “Konstantiniyye mutlaka bir gün fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutand?r, onu fetheden asker ne güzel askerdir” hadîs-i ?erîfindeki s?rra, müjdeye mazhar olmu? bir hükümdar oldu?u için, Fatih’in ba?ka hiç bir özelli?i, ba?ka hiç bir s?fat? bulunmasa, bu kendisine yeter de artar. Nitekim o?lu da bu özelli?i ve güzelli?i devam ettirmi?. Yine bu kadar Osmanl? padi?ah?n?n içinde velî lâkab?yla an?lan da onun o?lu Bayezid-i Velî, II. Bayezid’dir.

O sülâle öyle geliyor. O’nun o?lu Yavuz Sultan Selim ne diyor? “Ben hiç bir muharebeye Peygamberimiz’den izin almadan gitmedim“ diyor ve “Ne zaman gitsem önümde O’nu gördüm” diyor. Peygamberler peygamberini (s.a.s) gördüm diyor. ??te ölüm dö?e?inde nedîmi Hasan Can’a soruyor: “Hasan! Bu ne haldir?” Hasan Can da cüretkarl?kta bulunuyor, “Allah ile olma ân?d?r hükümdar?m” diyor. Ve o hasta yata??ndan, ölüm dö?e?inden aya?a kalk?yor “Bre Hasan! Sen bizi kiminle biliyordun bu zamana kadar? Biz hep Allah’la beraberdik zaten” diyor.

Demek ki i?te böyle maddeten ve manen donan?ml? oldu?u için Fatih ve di?er ricâl-i devlet (vezirleri, komutanlar?, Za?anos, Çandarl? Halil ve di?er pa?alar) böyle olduklar? için, defalarca ku?at?ld??? halde al?namayan ?stanbul’u, Konstantiniyye’yi ald?. Konstantin Polos’u ?stanbul, ?slâmbol, Âsitâne, Dersaâdet yapt?. Dersaâdetin mesut insanlar? yüzy?llardan beri ?stanbul’da Fatih’in eserlerine bakarak gözlerini dinlendiriyorlar.

Meselâ Fatih Camii’ni, Sahn-? Semân medreselerini, di?er müesseseler olan imarethanesini, medreselerini, kervansaraylar?n?, di?er sosyal kurulu?lar?n? Fatih Sultan Mehmed, o cami etraf?na, ?ehir içinde ?ehir olmak üzere yapt?rd?. Aradan bu kadar y?l geçti?i halde 557 y?ld?r Fatih’in eserleri ?stanbul’da hala hizmete devam ediyor. Büyüklük bu de?il mi? ?bnü’l-Emîn Mahmud Kemal bey diyor ki:

“Semere-i hayat, hay?r ile yâd edilmektir. Bak?n?z Fatih 554 y?ld?r hay?rla yâd ediliyor. K?yâmete kadar da hay?rla yâd edilecektir. Ve bu insanlar ölmemi?tir, ömrü sânîlerini ya??yorlar, ikinci ömürlerini. Zaten insan ölmez, tebdîl-i mekân eder. Yunus Emre ne diyor? ‘Ölürse tenler ölür, canlar ölesi de?il.’

?stanbul’un fethinde sahabe-i kirâm efendilerimiz de bulunmu?lard?r. Fetih hadîsine kulak veren sahâbelerin bir ço?u bu kutlu hâdisede bulunmak için can att?lar ki bunlar?n ba??nda Eyyûb Sultan hazretleri geliyor. Bu meyanda tabi Eyyûb Sultan hazretlerinin d???nda da sahâbiler buraya geldi. Ama kabul etmek laz?m ki, tarihin hayli eski devirlerinde meydana gelen bu olay? bugün sa?lam belgelerle gün ?????na ç?karmak biraz zor. ?u bir gerçek, Ordinaryus Profesör Doktor Süheyl Ünver hocam?z ba?ta olmak üzere “?stanbul’da Sahâbe Kabirleri” ismiyle kitap yazanlar?n k?ymetli eserlerinden ö?rendi?imize göre bunlar ikiye ayr?l?yor. Bir, gerçekten ?u sahâbe kabridir dedi?imiz kabrin içinde gerçek sahâbenin bulunmas?, bir de makamlar?n olmas?d?r. Böyle çoktur. Mesela Yeralt? Camii’nde üç tane sahâbe kabri var: Amr b. As, Süfyan b. Üyeyne. Bir zat daha var, fakat oras? makamd?r.

Biz biliyoruz ki onlar ba?ka bir yerlerde, eski deyimle söyleyecek olursak, irtihâl-i dâr-? bekâ etmi?lerdir. Türk milletinin büyüklü?üne bak?n?z ki ?slâm’?n kahraman ordusu, ismiyle müsemma olan bu milletin dine, dindarlara ve dine hizmet edenlere duydu?u sayg?n?n derecesine bak?n?z ki bu zatlar? kendi topraklar?nda, kendi illerinde, ilçelerinde, köylerinde görmek için onlara makamlar izafe etmi?ler. Dolay?s?yla siz o makam? o gözle, o niyetle, o dü?ünceyle ziyaret ederseniz, o niyetle Fâtihâ okursan?z, netice hiç de?i?mez. Yine müspet neticesini elde edersiniz. Mühim olan zaten, insan kendi kalbini kendi gönlünü ilahî makam haline getirince dünyadaki bütün makamlar? ve mevkîleri ilahî makam olarak görür. O gözle bakmak laz?m. Malûm ?air ne demi?: “Görenedir görene, körenedir körene.” Dolay?s?yla ?stanbul’daki sahâbe kabirleri meselesine ben ?ahsen böyle bak?yorum.

Ama tabii Eyyûb Sultan hazretleri bir ba?ka. Çünkü “?erefü’l mekan, bi’l-mekîn / Bir mekân?n ?erefi, orada bulunan zâttan gelir” deniliyor. ?stanbul’un manevî ?erefi de Eyyûb Sultan hazretlerinden geliyor. Dolay?s?yla ba?ta Eyüp semti olmak üzere ?stanbul, bu manada uhrevî bir beldedir. Eyyûb Sultan hazretleri, Mekke’den Medine’ye göç edince alt? ay Peygamberimizi evinde misafir etmi?ti. Alt? ay evinde Peygamberler Peygamberini misafir eden Eyyûb Sultan hazretlerini ?stanbul topraklar? yüzy?llardan beri sînesine ve ba?r?na bast??? için ?stanbul; Mekke, Medine, Kudüs’ten sonra ?slâm’?n dördüncü mukaddes ?ehridir. O bak?mdan ?u anda ?stanbul’da en fazla ziyaretçi çeken türbelerin ba??nda Eyyûb Sultan hazretleri geliyor. Oraya gidip de manevî bir haz duymayan, manevî bir in?irah duymayan -kad?n, erkek, çoluk, çocuk hiç fark etmez- insan yoktur. Ve oras? da hakîkaten ?stanbul’un en önemli manevî câzibe merkezlerinden biri, hatta birincisi. Onun için eskiden ?stanbul’un içinde Eyüp ilçesi Mekke, Medine gibi kutsal kabul edilirdi.

Meselâ ?kinci Wilhelm, Alman kral? Kaiser Wilhelm gelince, Eyüp’ü gezmek istedi. Fakat Eyüp’e sokmak istemediler gayrimüslim oldu?u için. Abdülhamid’den rica etti. Abdülhamid de ayn? hassasiyeti belirtince ?kinci Wilhelm dedi ki: “Yahu bu ülkenin hükümdar? siz de?il misiniz?” Abdulhamid’e. “Evet” dedi, “Bu ülkenin hükümdar? benim ama” dedi “Eyüp bölgesinin hükümdar? Eyyûb Camii’nin imam?d?r. Ondan izin almak lâz?m” dedi. Yani Eyüp bölgesi, s?rf o mübârek ?ahsa duyulan hürmetten dolay? Mekke, Medine gibi kabul ediliyor ve oraya gittikleri zaman padi?ahlar atlar?ndan iniyorlard?. Eyüp’e yakla?t?klar? zaman cülus merasimi için Eyyûb Sultan hazretlerinin huzurunda k?l?ç ku?anacak padi?ahlar de?il mi? Yürüyerek gidiyorlard?, çünkü orada hayvana binmeyi veya bir vas?taya binmeyi edebe mugayir kabul ediyorlard?. Osmanl? padi?ahlar? zaten bu kadar edepli insanlar olduklar? için kurduklar? devlet ebed müddet oldu. Bir edep, bir de ebed…

Eyyûb Sultan hazretlerinin tabii menk?beleri, gönlümüzde kurdu?u taht o kadar zengin, engin ve rengin ki cümleler kifâyetsiz kal?yor. Ama dedi?im gibi Tanp?nar’?n tabiriyle, Eyüp uhrevî bir beldedir. Sadece bizim için de?il, yabanc?lar?n da dikkatini çekmi?. Bir Frans?z yazar? Pier Loti’nin, Cloth Farrel’in, di?er yabanc? seyyahlar?n alâkas?n? çekmi?. Meselâ oradan Eyyûb Sultan mezarl???na ç?k?yoruz. ??te orada Pier Loti Kahvesi var. Pier Loti Yolu var.

Onlar da hayran olmu?lar. Tabii gayrimüslim de olsalar, içinde nihayet bir nokta var ki, onlar da baz? ?eyler hissediyorlar. Onlar da ayn? sayg?y? göstermi?ler ve Eyyûb Sultan hazretlerinin üzerine ilk defa Bizans krallar?ndan biri -yan?lm?yorsam Büyük Konstantin- bir mezar yapt?r?yor. Çünkü bu adam hissetmi?, bir ???k inip ç?kt???n? görmü?. Merak etmi? ve ö?renmi?, bu kim diye. Bu kabrin, müslümanlar?n çok önem verdi?i bir zât oldu?unu duyunca üzerine mezar yapm??. Hemen yan? ba??na da kuyu açt?rm??. Buradan su içsinler diye. Ona da ayazma diyorlar. “Kutsal su” manas?na geliyor. Bizansl?lar, zaman?nda o sudan içip ?ifâ bulduklar?na inan?rlarm??. ?imdi, güne? do?unca güne?in ????? siyah, beyaz, k?rm?z?, çirkin, güzel, ba?, bahçe, insan, müslüman, kâfir ay?rm?yor de?il mi? Herkesi nurland?r?yor. Bu ?ahsiyetler de manevî güne? olduklar? için, kanatlar?n?n alt?na, himmetlerinin alt?na herkesi al?rlar. Ama derece derece al?r, o ayr?. Eyyûb Sultan hazretlerine duyulan muhabbeti de böyle çözmek lâz?m. Gayrimüslimler de duyabilir. Kald? ki bizim çok duymam?z gerekiyor, çünkü ki?i sevdi?iyle beraberdir. Bunlar? ne kadar çok sever, ne kadar çok ziyaret edersek, hissemize o kadar fazla al?r?z. Onun için ba?ta ?stanbullular olmak üzere, s?k s?k Eyyûb Sultan hazretlerini ziyarete bu vesileyle davet edelim.

Sahâbe efendilerimizin, evliyaullâh?n, gönül sultanlar?n?n fetih esnas?nda vesile olduklar? ola?anüstü hâdiselerin kerâmetvarî, do?rudan keramet kabul edilebilecek hâdiselerin oldu?unu biliyoruz. Cibalî Baba ba?ta olmak üzere, d??ar?dan at?lan gülleleri gerisin geriye surlar?n d???na atmas?, “Gâvurcuklar?ma dokunmay?n!” demesi, sonra Fâtih’in ricas? üzerine Ak?emseddin’in, bu zât?n bir an önce rûhunu Cenâb-? Hakk’?n almas? için duâ etmesi, ondan sonra fethin müesser olmas? gibi daha nice hâdiselerin oldu?unu biliyoruz. ?imdi bunlar? baz? insanlar ak?l, mant?k d??? bulabilirler. Ama kabul etmek laz?m ki ak?l, mant?k da tek ba??na bir ölçü de?il. Hz. Mevlâna ne buyuruyor? “Ak?l, bu vadide çamura batm?? bir e?ektir” diyor. Bazen öyledir evet, ak?l son derece k?ymetlidir. Dinî olmayan?n akl? da yoktur. Bu da do?rudur. Kur’ân’la teyit edilmi?tir. Fakat ?u da bir gerçektir ki, ak?l bütün meseleleri çözemez. Çünkü bir de kalp var, duygu var. Fetih hâdisesi maddî aç?dan ak?lla çözülmü?tür. Manevî aç?dan da bu türlü hâdiselerle ve böyle gönül sultanlar?n?n himmetiyle çözülmü?tür.

4

18/09/2018 Hükümdar M?knat?stan Olsa

4

17/07/2017 Eski Kitaplardaki Eskimez Sözler

4

03/06/2014 Hediyelik Alt?nlar

4

16/02/2013 Kanûnî Sultan Süleyman ve ?mam-? Azam

4

12/10/2010 Osmanl?da Sadaka-i Câriye Alg?lay???

4

08/08/2010 ?stanbul?un Manevî Fatihleri

4

22/07/2010 ?anl? Selâhaddin ve Büyük Nûreddin
 
 
Muridan.com 7kubbe.net Facebook/AbdullahDemircioğlu Facebook/7KubbeSufiGençlik Sufi Galeri YouTUBE
Zuhur Dergisi  | Tüm Hakları Saklıdır © 2010 (Müşteri Hizmetleri Telefon Numarası : (0 533) 474 70 26 ) Tasarım & Yazılım : Networkbil.Net