SON SAYI
1. Sayı
es-selâmü aleyküm ve rahmetullâh
Din karde?lerimiz, gönül dostlar?m?z!
PDF Halini indirmek için tıklayınız
 
Kutbu?l-Aktâb
Serkan ZEYBEKER
LinkedIn Google+ Facebook Twitter Addthis

Sözlükte ‘kutb’ kelimesi (ço?ulu aktâb) “de?irmenin mili, eksen demiri, eksen; gökyüzünün kuzey yar?m küresinde bulunan y?ld?z; bir toplulu?un yöneticisi” gibi anlamlara gelir. Tasavvufta ise “veliler zümresinin ba?kan?, dünyan?n ve âlemin manevi yöneticisi olan en büyük velî” manas?nda kullan?lm??, makam?na da ‘kutbiyyet’ denilmi?tir.

Tasavvufta, yaln?zca ‘kutup’ denildi?i zaman en büyük velî anla??l?r. Fakat kutbun yönetimi alt?ndaki çe?itli velî gruplar?n?n her birinin ba?kan?na da kutup denilmektedir. Bunun için en büyük velî olan kutbu di?erlerinden ay?rmak amac?yla ona, kutuplar?n kutbu anlam?nda kutbü’l-aktâb denilir.

?ster kâfirlerle, ister müslümanlarla meskûn olsun her yerle?im biriminin mutlaka bir kutbu vard?r. [1]

Kutub ifadesine ilk defa Muhammed b. Ali el-Kettânî’de (k.s; ö. 322/934) rastlan?r. O, Ricâlü’l-gaybdan bahsederken kutup anlam?nda kullan?lan gavs?n bir tane oldu?unu söyler. [2]Kettanî’den (k.s) sonra kutuptan daha aç?k ve geni? olarak Hücvîrî (k.s) bahsetmi?tir. O’na göre kutub zâhir ve bât?n, maddî ve mânevî bütün varl?klar?n eksenidir, yani her ?ey onun üzerinde ve çevresinde döner, ona dayan?r. Onun her ?eye feyiz veren bir özelli?i vard?r. [3]

Abdürrezzâk el-Kâ?ânî (k.s) kutbu, âlemde Allah (c.c)’?n nazargâh? olan yegâne velî diye aç?klam??, kutuplar?n kutbu say?lan bu velînin Hz. Muhammed’in (s.a.s) nübüvvetinin bât?n? (hakîkat-i Muhammediyye) oldu?unu belirterek bu mertebenin ancak Hz. Peygamber’in (s.a.s) en kâmil vârislerine ihsan edildi?ini ifade etmi?tir. [4]

Kutbü’l-aktâb çe?itli i?levleri itibariyle kutb-i âlem, kutb-i cihân, kutb-i ekber, kutb-i ir?âd, halife, kutb-i zamân, kutb-i vakt, vâhid-i zamân, sâhib-i vakt, hicâb-? a‘lâ, mir’ât-? Hak, kutb-i medâr ve gavs ad?n? al?r. Mâna âlemindeki ad? Abdullah olan kutbü’l-aktâb?n biri solunda, di?eri sa??nda olmak üzere iki imam vard?r. Soldakinin mâna âlemindeki ad? Abdülmelik olup melekût âlemini, sa?dakinin mâna âlemindeki ad? Abdürrab olup mülk âlemini yönetir. Kutup vefat edince yerine derecesi daha yüksek olan halifesi Abdülmelik geçer ve Abdullah ad?n? al?r. Kutub derecesine eren en büyük velîye kendisinden mânevî yard?m istendi?i (istigâse) için gavs da denilir. Gavs-? a‘zam tabiri de kutb-i ekberi kar??lar. [5]

?mam-? Rabbânî (k.s) gavs? kutb-ulaktab’tan farkl? olarak, yard?mc?lar?ndan biri olarak tan?mlam??t?r.Gavs?n, abdâl makam?na getirilecek kimseleri seçmede rolü vard?r. [6] Mehmed Nuri ?emseddin’in (k.s) Miftâhu’l-Kulûbisimlieserindeki tan?mlama da bu ?ekildedir.

Kutbun özelliklerinden birisi de âdetleri kabul etmek ve onlara göre hareket etmektir. Hâlsahibi evliyalarda ortaya ç?kt??? gibi kutupta genellikle keramet görülmez. Harikulade olaylar onunhedefledi?i bir ?ey de?ildir. Yeryüzü onun ad?na dürülmez, su üstünde veya havada yürümez, esbaba tevessül etmeden yemez. Bu ?ekilde harikulade bir olay onda gözükmez. Asl?nda ?öyle söylenebilir: Keramet görülmesi de olabilir, olmayabilir de… Çünkü onun bu konudabir iradesi yoktur. [7]

Mehmed Nuri ?emseddin’in (k.s) Hz.lerinin Miftâhu’l-Kulûb isimlieserinde ricalü’l gayb [8]konusu detayl?ca ele al?nm??, hattâ mana âleminde bir zât?n kutbu’l-aktâb olaca?? zaman ba??ndan geçen olaylar? da kitab?nda ?u ?ekilde tasvir edilmi?tir:

De?erli bir kimseye, hilâfet s?rr? verilece?i zaman, Cenab-? Hak taraf?ndan Hz. H?z?r’a ?öyle bir i?aret verilir: “Falan?n o?lu falan kuluma hilâfet s?rr?n? ihsan eyledim. Git, müj­de ver.” Bu emirle, Hz. H?z?r, Peygamberlerin efendisine (s.a.s) gelir, der ki: “Ya Resulallah (s.a.s), falan o?lu falan ümmetine hilâfet s?rr? Allah (c.c)'?n ihsan? oldu. Bu husustaki emriniz nedir?” Böyle deyince Fahr-i Âlem Resulullah (s.a.s) efendimiz, Hz. H?z?r’a ye?il bir forma verir: “?imdi git, bu formay? o zata giydir; sonra al buraya getir” buyurur.

Bunun üzerine, Hz. H?z?r da o formay? al?r, o zata getirir. ?öyle der: “Allah (c.c), kendisine salât ve selâm eylesin; Resulullah (s.a.s) size selâm eyledi, bu formay? da gönderdi. Allah (c.c) taraf?ndan sana hilâfet s?rr? veril­di?inin müjdesi ile geldim. Buyurun, sizi bekliyor.” O çok de?erli zat da, hemen “Olur…” der, hiç e?lenmeden Resulullah'?n (s.a.s) huzuruna gelir.

Resulullah (s.a.s) efendimiz; çe?itli mücevherat ile süslü çok de?erli, bezeli yap?lm?? bir yüksek kürsü üzerinde oturmu?. Onun vasf? dille yap?lamaz; kalemle anlat?lamaz, yaz? ile anlatmaktan yana da çok yüksek… Sa??nda ve solundaysa tüm Nebiler ve Resuller oturmu?lar; Allah (c.c) onlara salât ve selâm eylesin. Dört halife dahi oradalar; keza di?er Ashab dahi oradalar… Allah (c.c) onlardan raz? olsun. Bütün Pirler, Kutuplar, Ehlullah dahi oradalar… Allah (c.c), s?rlar?n?n kudsiyetini art?rs?n. Bunlar?n her biri, kendi mertebelerine göre; süslenmi?, bezenmi? bir kürsü üzerinde oturmaktalar. Bütün bunlar? oldu?u gibi görür.

Bundan sonra, Resulullah (s.a.s) efendimiz, o zat? nurlu huzuruna al?r. Son­ra bizzat kar??s?na getirtir ve ona teveccüh buyurur. Bu teveccühle; söz, i?, amel çe?idinden ne gibi güzel i?leri varsa, tü­münü o zata ihsan buyurur. Her ne hali varsa ona giydirir.

Bundan sonra o zata; mücevherat ile süslü ye?il renkte de?erli bir forma giydirir. Ba??na yine mücevherat i?lemeli bir taç giydirir. Onun üzerine, yine mücevheratla süslü bir sorguç takar. Bundan sonra ?öyle buyurur: “Cenab-? Hak, taraf?ndan sana hilâfet s?rr?n? ihsan buyurdu. Be­nim de halifemsin. Tümden ümmetimin terbiyesi sana b?rak?ld?, uhdene tevdi edildi…” ?eklinde devam eder…

Kutub ve rical’ul-?ayb kelimeleri ayet ve hadislerde aç?k bir mahiyette bulunmamakla birlikle ehl-i tasavvuf aras?nda bir terim olarak kullan?lmaktad?r. Bu durum di?er ilimlerde oldu?u gibi ola?an bir durumdur.

Pîr Abdülkadir-i Geylânî (k.s) Hz.lerinin kutb-ül aktab hakk?ndaki bir sözü ?öyledir: “Kutbun ?eriate ittibas?ndan daha kuvvetli bir ittiba yoktur.” [10]

Bu mertebelere ula?an zâtlar, iradelerini Cenâb-? Hakk’?n iradesinde fâni k?lanlard?r. Yapt?klar? i?ler hâ?â Allah’a (c.c) ra?men, O’nun iradesinden kay?ts?z de?ildir. O’nun izni olmadan bir yapra??n hareketi mümkün müdür? Müdebbir melekler nas?l ki Allah’?n (c.c) emirleriyle kâinatta baz? tasarruflarda bulunuyorsa kutuplar?n durumu da buna benzerdir. Hâ?â baz? kimselerin iddia eti?i gibi ?irk de?ildir.

Bunun ?irk olarak telakkisi edilmesi, asl?nda üzerinde durulmas? gereken bir husustur. Çünkü mücessime f?rkas?na benzer bir anlay??la, Allah’? (c.c) cisimle?tirmeye meyleden inan??lar, velilerin manevî s?fatlarla muttas?f olmas? inan???yla çeli?ebilir. ?öyle ki bu yanl?? itikat; maddele?tirilen Rab ile manala?t?r?lan kulun birbirlerine benzedi?i veya a??r? yakla?t??? vehmine dü?ürüp ki?ide hastal?kl? bir ?irk telakkisi olu?turabilir. Belki de ehl-i tasavvufa yap?lan bu ele?tirileri haddi zât?nda kendi itikat ve nefislerine yapmal?d?rlar.

 

[1] El-Fütûhât, IV, 76; Tehânevî, II, 1167

[2] ?a‘rânî, et-Tabakât, I, 95

[3] Ke?fü’l-mahcûb, s. 249, 329, 346

[4] Ist?lâhâtü’s-sûfiyye, s. 145

[5] TDV?A, cilt: 26, sayfa: 498-499

[6] ?mam-? Rabbânî, Mektubât-? Rabbânî, çev. Kas?m Yayla, Merve Yay., ?stanbul 1999, c. I, s. 494.

[7] ?bn Arabî, el-Fütûhâtü’l-Mekkiyye (M?s?r), c. II, s. 574.

[8] “Kutb’un yönetimi alt?ndaki velilerden müte?ekkil olan ordu” anlam?nda bir tasavvuf terimi

[9] Mecmûu fetâvâ, II, 363, 376, 433, 440

[10] Abdulkadir Geylânî, Risâleler, haz. Dilaver Gürer, ?nsan Yay., ?stanbul 2007, s. 176.

4

18/09/2018 Zaman, Tasavvuf Zaman?d?r

4

09/03/2018 ?imdi Ku?a Benzedi!

4

29/10/2017 Kem Alet ?le Kemâlât Olmaz

4

17/07/2017 Nevzuhûr Âlimlere Dikkat!

4

23/02/2017 Kad? Burhaneddin Çilehanesi

4

25/10/2016 Kutbu?l-Aktâb

4

09/03/2016 Ricâlü?l-Gayb

4

31/01/2016 Mür?it Kimdir?
 
 
Muridan.com 7kubbe.net Facebook/AbdullahDemircioğlu Facebook/7KubbeSufiGençlik Sufi Galeri YouTUBE
Zuhur Dergisi  | Tüm Hakları Saklıdır © 2010 (Müşteri Hizmetleri Telefon Numarası : (0 533) 474 70 26 ) Tasarım & Yazılım : Networkbil.Net