SON SAYI
1. Sayı
es-selâmü aleyküm ve rahmetullâh
Din karde?lerimiz, gönül dostlar?m?z!
PDF Halini indirmek için tıklayınız
 
Allah-?nsan Rab?tas?
Prof. Dr. Süleyman ULUDAĞ
LinkedIn Google+ Facebook Twitter Addthis

?nsan, ?u dünyada ya?amak için g?daya muhtaç oldu?u kadar ünsiyet ve ülfet edece?i, sevece?i ve sevilece?i zât ve zümrelerle bir gönül ba?? kurup onlarla birlikte olmaya da muhtaçt?r. Bedenin g?daya, ruhun ise gönül ba??na ve manevi birlikteli?e ihtiyac? vard?r. ?nsan?n bedeni maddî, ruhu ise manevîdir. Beden topraktan gelir topra?a gider:

“Sizi topraktan yaratt?k, yine oraya iade edece?iz ve tekrar ondan ortaya ç?karaca??z.”(Tâhâ, 55)

Ruh ise Allah’tand?r, tekrar Allah’a dönecektir.(bk. Bakara, 156)

“Ona/Âdem’e ruhumdan üfledim.”(Sâd, 72, Hicr, 29)

“De ki ruh Rabbimin emrindendir.”(?srâ, 35)

Her ?ey asl?na rucû eder, insan bedeni topra?a giderken ruhu da geldi?i yere gider.

?nsan bedeni madde olmas? hasebiyle di?er maddî ?eylere ve canl?lara benzer. Bunlarla insan bedeni aras?nda bir benzerlik ve türde?lik vard?r. Bu durum sevginin, ilginin ve ba?l?l???n kayna??d?r. ?nsan?n hayvanlara, canl?lara, mala ve mülke ilgi duymas?n?n ve bunlara dü?kün olmas?n?n sebebi budur.

Di?er yandan insan Allah’?n emrindendir, manevîdir. Allah ile insan, melekle insan, insanlarla insan aras?nda bir alâka ve yak?nl?k vard?r. Ruh, Allah’?n emrinden oldu?undan söz konusu alâka ve yak?nl?k sebebiyle Allah insan?, insan da Allah’? sever. Melekler de manevi varl?klar olduklar?ndan kendi türünden olan ve kendilerine benzeyen insan?/insan ruhunu severler. ?nsanlar da ayn? sebepten dolay? onlar? severler. Bütün insanlar, ilahî bir cevher olan ruhu içlerinde ta??d?klar?ndan aralar?nda bir benze?me ve türde?lik vard?r. Bundan dolay? da birbirlerini severler. Bir insan di?er bir insan? hem bedeni ve ?ekli, hem de ruhu ve gönlü itibariyle sever. Çünkü insan insana beden ve suret yönünden benzedi?i gibi ruh ve gönül yönünden de benzer. Fakat bir insan?n di?er bir insan? ruh ve ahlaki niteliklerinin güzel olu?unu dikkate alarak sevmesi, beden ve ?ekil güzelli?ini dikkate alarak sevmesinden daha önemli ve de?erlidir. Çünkü bu tür sevgi daha etkili ve daha kal?c?d?r. ?nsan? bahtiyar eden de bu sevgi ve ilgidir.

?nsanlar esas olarak birbirlerine benzemekle beraber hiçbir zaman birbirlerinin özde?i de?ildirler, birbirlerinden ayr? ve farkl?d?rlar. ?nsanlar?n türde? olmalar? ve benze?meleri temel, aralar?ndaki farkl?l?klar ayr?nt?d?r. T?pk? bunun gibi temelde birbirine benzeyen ruhlar da birbirinden farkl?d?r. Fakat benze?me ve türde?lik bunlarda da temel ilkedir, farkl?l?klar ayr?nt?d?r. Söz konusu farkl?l?klar iyi, güzel, do?ru, makbul ve muteber olursa bunlar sevgi sebebi; kötü, çirkin, yanl??, zararl? ve naho? olursa nefret sebebi olur. ?u halde baz? insanlar?n, kavimlerin ve toplumlar?n di?er baz? insanlar?, kavimleri ve toplumlar? sevmemeleri bazen de bu sevgisizli?i nefret ve dü?manl?k derecesine vard?rmalar? ayr?nt? dedi?imiz farklardan kaynaklanmaktad?r. Ancak bu farklar insan iradesiyle her zaman ortadan kald?r?labilir, kötü nitelikteki farklar iyile?tirilebilir. Meselâ bir mü’min bir münkiri/ateisti sevmez ama o münkir iman getirip mü’min olunca art?k onu sever. Çünkü i?reti, ar?zî ve geçici olan inkâr niteli?i gitmi? yerine iman niteli?i gelmi?tir. Mümin iken irtidad edip münkir olan ki?inin durumu da buna benzer.

?nsanlar?n birbirini sevmeleri aslîdir, sevmemeleri ise ar?zîdir. Çünkü sevgi sebepleri hem çok, hem kuvvetli; sevmeme sebepleri hem az, hem zay?f, hem de i?retidir. Onun için sevgi ve dostluk esas, nefret ve husumet ar?zîdir; bar?? cevher, sava? arazd?r.

 

Cümle yarad?lm??a bir gözle bakmayan

Halka müderris ise hakikatte asidur.

Erenler bunu kalmad? vard? yoluna durmad?

Hakk’? gerçek sevenlere cümle âlem karde? gelir

Yarad?lm??? severiz Yaradandan ötürü

 

Yunus’un bu dizelerle dile getirdi?i evrensel özellikle insanî sevgi daha önce de büyük veliler ve ârifler taraf?ndan defalarca tekrarlanm??t?r. Bir hadiste ?öyle buyrulmu?tur:

“Ruhlar saf saf sefere ç?kan ordular gibidir. Bunlardan tan??anlar uzla??r, tan??mayanlar çeki?irler.”(Müslim, Birr/161)

Dünyaya gelmeden evvel insan ruhlar? aras?nda birbirini tan?ma ve tan?mama bahis konusudur. Orada tan??anlar dünyaya geldiklerinde kayna??rlar, birbirlerine yabanc? olanlar ise dünyada ihtilafa dü?er, farkl? yollar tutarlar. Bu hadis, birliktelik ve dostlu?un ruhî niteliklerin benze?mesinden ve türde?li?inden kaynakland???n?, karakter farkl?l?klar?n?n do?u?tan geldi?ini göstermesi bak?m?ndan önemlidir.

?slâm inanc?nda temel ilke ?udur: Yüce Allah’?n benzeri, e?i ve dengi yoktur. Buna “muhâlefetün li’l-havâdis” denir. ?slâm’da te?bih/Allah’? insana benzetme, tescim/Allah’?n cismanî ve maddî bir varl?k oldu?u inanc? yoktur. ?slâm’da aslolan tenzih ve takdistir. Bununla beraber Allah’la insan aras?nda bir tak?m ili?kiler vard?r. Bu ili?kileri kabul etmek iman?n ve dinin temelidir. Meselâ Allah ile insan aras?nda yaradan-yarad?lan, Rab-kul, ma’bud-âbid, r?z?k veren-r?z?k alan... vs. gibi ili?kiler mevcuttur. Yüce Allah’?n Esmâü’l-Hüsnâs?, 99 güzel ismi bu ili?kilerle ilgilidir. Burada bizi ilgilendiren Allah ile kul aras?ndaki sevgi, yak?nl?k ve birliktelik ili?kisidir. Mü’min yarat?c?s?na gönülden ba?l?d?r. O’nunla aras?nda bir gönül ve sevgi ba?? mevcuttur. Akîde, ukde ve itikad kelimeleri ba?lanmak anlam?na gelir. Kul Rabbine, mahlûk Hâl?k’?na aittir. ?u halde insanla Mevlas? aras?nda mensubiyet ve aidiyet ba?? ve duygusu vard?r. Allah’?n kulu/abdullah deyimiyle bu mensubiyeti ve aidiyeti ifade ederiz. ?ster inans?n ister inanmas?n genel anlamda her insan Allah’?n kuludur. Allah da her insan?n Rabbi ve Mevlâs?’d?r. ??te bu ba? ve ili?ki insan için çok önemlidir. Bu anlamda bir aidiyet ve mensubiyetin bilincinde olmaktan daha de?erli bir ?ey yoktur. Bu bilincin zay?flamas? veya yitmesi bedbahtl?kt?r, inançs?zl?kt?r. Bu bilincin güçlü olmas? ise en büyük saadettir. Bir mü’minin: “Allah benimledir, ben de O’nunlay?m” diye inanmas?, bu ?uur ve idrak hali içinde olmas? “Allah ile birliktelik”tir. Maiyyet-i maneviye de denilen yüce Allah ile ili?ki içinde olma, O’nun yak?nl???n? kazanma ve kendini huzurunda hissetme hali de budur. Buna “huzur maallâh” da denir. Bütün Rasûllerin, nebilerin, velilerin, salih ve takva sahibi ki?ilerin hatta meleklerin özlemini çektikleri ve ermek istedikleri yüce ve kutsal makam budur.

Allahu Teâlâ ve Tekaddes Hazretleri birliktelikten bahseder:

“Nerede olursan?z olunuz, O sizlerle birliktedir.”(Hadîd, 4)

Allahu Teâlâ’n?n insanlarla biri genel, di?eri özel olmak üzere iki türlü birlikteli?i vard?r. Genel anlamda O, herkese her zaman ve her yerde yak?nd?r; her an her yerde hâz?r ve nâz?rd?r. “Can veren ki?iye çevresindekilerden daha yak?nd?r.”(Vâk?a, 58) Bu ve benzeri ayetler genel mahiyetteki birliktelikten bahseder. Özel mahiyetteki birlikteliklerden bahseden ayetler konumuz itibariyle oldukça dikkat çekicidir. “Ey iman edenler! Sab?r ve dua ederek yard?m isteyiniz. Hiç ?üphe yok ki Allah sabredenlerle birliktedir.”(Bakara, 153, 249; Enfâl, 46, 66)

Dü?manlar? taraf?ndan izlenen Hz. Peygamber (s.a.s), endi?e içinde bulunan Hz. Ebû Bekir’e:

“Üzülme, muhakkak ki Allah bizimle birliktedir”(Tevbe, 40) demi?ti. Ayette geçen birliktelik, mü’mine özel bir birlikteliktir. Bu ba?lamda Allah; kâfir, mü?rik, putperest, zalim ve günahkârlarla birlikte de?ildir. Sadece sevdi?i sâlih ve takvâ sahibi kullar?yla beraberdir. Huzur maallâh ve maiyyet-i manevî denilen yüce Allah’la birliktelik ve O’na gönülden ba?l?l?k budur. Bunun bilincinde olan bir mü’min Allah’la birliktedir. visâl ve irtibat halindedir. O’nu derûnunda haz?r bulmaktad?r.

Yüce Allah’la birlikte olmak ve O’nunla gönül ba??/rab?tas? kurmak ancak O’nun yak?nl???n? kazanarak bu hali ya?ayanlarla birlikte olmak ve onlarla gönül ba?? kurmakla gerçekle?ir. Yani Allah’la birlikte olanla birlikte olma sayesinde insan Allah’la birlikte olur. Allah’?n yak?nl???n? ve sevgisini kazanman?n yolu O’nun yak?nl???n? ve sevgisini kazananlar?n yak?nl???n? ve sevgisini kazanmaktan geçer. Hakk Teâlâ buyurur: “Ey iman edenler! Allah’tan korkun, takva üzere olun ve dürüst/sâd?k ki?ilerle birlikte bulunun.”(Tevbe, 119) Bu ayette Allah mü’minlere dürüst insanlarla birlikteli?i emrediyor. Dürüst ve do?ru insanlar hem bu dünyada hem ahirette Allah’la birlikte ve O’nunu yak?ndand?rlar. Kudsi bir hadiste Hakk Teâlâ ?öyle buyurur: “Ben beni zikredenle birlikteyim.”(Aclûnî, I/201) ?u ayette bu husus daha aç?kça ifade edilir: “Allah’a ve Resûl’une itaat edenler Allah’?n lutfuna eren nebî, s?ddîk, ?ehîd ve sâlih kimselerle birlikte olurlar. Bunlar ne güzel dostlard?r! Bu lütuf Allah’tand?r. Bilen olarak Allah yeter.”(Nîsâ, 69, 70) Peygamberler, s?ddîklar/do?ru ve dürüst ki?iler, ?ehitler ve sâlihler/iyi insanlar Allah’?n yak?nl???n? kazanan, O’nun muhabbetine ve lütfuna eren, bu suretle O’nunla birlikte olma mutlulu?unu yakalayan bahtiyar insanlard?r. Allah’la birlikte olman?n ve O’nunla hakiki anlamda bir sevgi ba?? kurman?n tek yolu evliyâ/Hakk dostlar? denilen bahis konusu kâmil, fazîlet ehli, üstün nitelikli ve gönül ehli insanlarla birlikte ve onlarla irtibat halinde olmakt?r. Bunlar hakk?nda: “?üphe yok kî evliyâ/Allah dostlar? için ne korku vard?r, ne de hüzün”(Yunus, 62) buyrulur. Evliyâ, Hakk Teâlâ’n?n özel anlamda “Kullar?m” dedi?i ve kendisine nispet etti?i bahtiyar insanlard?r. Onlar?n aras?na girmeyi ba?aran dünyada ve ahirette Allah’la birlikte olur. “Ey huzur maallâh halindeki insan! Rabbine dön, sen O’ndan, O senden raz? olarak. Kullar?m?n aras?na kat?larak cennetime gir.”(Fecr, 27-30) Fatiha suresini okurken: “Allah’?m! Bizi lütfuna eren, gazab?na u?ramayan ve yolunu ?a??rmayan kullar?n?n yoluna ilet” diye yakarmam?z bu hedefe ula?mak içindir.

Kur’ân’da Allah Teâlâ’n?n yak?nl???n? kazanarak O’nunla birlikte olma saadetine eren ve devletine nail olanlardan, “Mukarrebûn/Hakk’?n yak?nl???n? kazananlar” diye bahsedilir.(bk. Vâk?‘a, 11, 88) Hakk Teâlâ’n?n yak?n? ve dostu olmak ne devlet! Ne saadet!

Hz. Peygamber zaman?nda Allah’a yak?n ve O’nun dostu olman?n yolu O’nun peygamberinin yak?nl???n?, sevgisini, güvenini ve dostlu?unu kazanmakt?. Mü’minler, Hz. Muhammed’e (a.s) yak?n ve O’nunla birlikte olduklar? nispette Allah Teâlâ’ya yak?n ve O’nunla birlikte bulunuyorlard?. Allah Teâlâ ile birlikteli?in ölçüsü Rasûlü ile birliktelikti. Allah Teâlâ, Rasûlüne ?öyle hitap ediyor: “Onlara de ki; E?er Allah’? seviyorsan?z Allah da sizi sevsin.”(Âl-i ‘?mrân, 31) Demek ki Hakk Teâlâ ile birlikte bir sevgi rab?tas? kurup Hak-Eren olman?n ?art? Allah Rasûlüne tabi olmak ve O’nu örnek almakt?r, yani O’nunla olan manevi birlikteliktir. Hz. Peygamber’e zaman ve mesafe bak?m?ndan yak?n olmak, dünyada ya?arken O’nu görmek, konu?malar?n? dinlemek ve huzur-? saadetinde bulunmak ?üphesiz ki çok önemlidir. Fakat bundan daha önemli ve de?erli olan O’na ruhen, kalben, manen ve ahlaken yak?n olmakt?r. Gönül ve sîret yak?nl??? ve benzerli?i, beden ve suret yak?nl???ndan daha feyizli, daha bereketli ve daha faydal?d?r. Ne zaman ve nerede ya?arsa ya?as?n bir mümin Allah Rasûlü ile manen ve kalben beraber ve birlikte olabilir, onunla bir gönül ve sevgi ba??/rab?tas? kurabilir.

Allah Rasûlü ile manevi bir ili?ki ve ba? kurman?n yolu imanda, itikatta, amelde, taatta, ibadette, ahlakta; k?sacas? bütün davran??larda O’nu örnek al?p O’nun ya?ad??? gibi ya?amakt?r. Bunun temelini de sevgi olu?turur. Bir bedevi, Hz. Peygamberin (s.a.s) huzuruna gelmi? ve sormu?:

“K?yamet ne zaman kopacak?”

“K?yamet günü için ne haz?rlad?n?”

“Hat?r? say?l?r önemli bir ?ey haz?rlamad?m ama Allah’? ve Rasûlünü seviyorum.”

“Ki?i sevdi?iyle birliktedir.”

Bu hadisi rivayet eden Enes b. Mâlik diyor ki:

“Allah’? ve Rasûlünü ben de seviyorum, Ebu Bekir’i ve Ömer’i de seviyorum. Bu yüzden onlar?n amelleri gibi amelim olmad??? halde onlarla birlikte olmay? ümit ediyorum.”(Buharî, Edeb/99; Müslim, Birr/161-165)

Burada bahis konusu olan maiyyet/birliktelik manevi birlikteliktir. Sevgi ba?? birlikteli?in sebebidir. Buna rab?ta-? muhabbet denir.

Hz. Peygamber buyurur:

“Allah’?n yeryüzünde dola?an melekleri vard?r. Bunlar Allah’? tenzih, takdis ve zikreden bir cemaat gördüklerinde, her ?eyi bilen Hakk Teâlâ’ya bu cemaatten bahsederler. Yüce Allah ta meleklere: ‘?ahit olun, bunlar?n tümünü affettim’ buyurur. Melekler derler ki: ‘Aralar?nda bir ki?i vard?, onlardan de?ildi, bir i?i için oraya gelmi?, tesadüfen orada bulunmu? ve aralar?na oturmu?tu. Bunun durumu nedir?’ Hakk Teâlâ buyurur: ‘Bu cemaat öyle bir cemaattir ki onlarla bulunan bedbaht olmaz.”(Buhârî, Daavât/99; Tirmizi, Daavât/131)

Hz. Peygamber buyurur: “Sizin en hay?rl?n?z görüldü?ü zaman Allah’?n an?ld??? ki?ilerdir.”(?bn Mâce, Zühd/4) Öyle Müslümanlar vard?r ki insan onlar? görünce derhal Allah’? hat?rlar. Çünkü yüzünde Nur-i Muhammedî ???ldar. Öyle olmak için O’nunla olmak laz?md?r.

??te iyi insanlarla oturup kalkman?n, sohbetlerine kat?lman?n ve onlarla birlikteli?in semeresi ve feyzi budur.

?ster din ve ahlak aç?s?ndan bak?ls?n, ister psikoloji, pedokoloji ve sosyoloji aç?s?ndan bak?ls?n ki?inin ki?iyi, toplumun toplumu etkiledi?i ve yönlendirdi?i apaç?k olarak görülür. ?yilerle birliktelik ki?iyi bahtiyar, kötülerle birliktelik ki?iyi bedbaht eder. Hz. Peygamber bu durumu güzel bir temsille anlat?r.

“?yi bir ki?iyle birliktelik, miskin (parfüm ve kozmetik ürünlerinin) sat?ld??? bir dükkânda bulunmaya benzer. Burada bulunan ki?i ya misk/kozmetik al?r veya dükkân sahibi ona bir miskten ikram eder. Bu da olmazsa orada bulundu?u sürece güzel hava kokular. Kötü bir ki?iyle birliktelik demirci dükkân?nda bulunmaya benzer. Burada bulunan bir kimsenin ya üstü ba?? toz duman, is ve leke olur veya körü?ün üflemesiyle oradan s?çrayan bir k?v?lc?m elbisesini yakar. Bunlar?n hiçbiri olmazsa orada bulundu?u sürece pis bir havay? teneffüs etmi? olur.”(Buharî, Misk/36, 38; Müslim, Birr/45) S?radan bir arkada?l???n ve dostlu?un meydana getirdi?i sonuç bu olunca güçlü bir inanca, derin bir sevgiye ve samimi bir ba?l?l??a dayanan dinî, manevî ve ilâhî mahiyetteki birlikteli?in ve gönülden ba?l?l???n verece?i neticenin nas?l feyizli olaca?? az çok tahmin edilebilir.

Birliktelik ve gönül ba?? itibariyle üç mertebeden bahsedilir:

Be?erî ve insanî nitelikteki birliktelik ve gönül ba??. Bu, son derece ho? ve de?erli bir ?eydir.

Dinî ve manevî nitelikteki birliktelik ve gönül ba??. Nebî, Rasûl, ?ehid, sâlih ve velilere duyulan güçlü ve samimi bir sevgiden kaynaklanan birliktelik ve ba?l?l?k bu k?sma girer. ?nsan bir peygamber veya veli veya âlim veyahut da sâlih bir insandan as?rlarca sonra ya?am?? bile olsa gönül ba?? kurabilir, ruhen ve manen birlikte olabilir. Çünkü bu anlamdaki birliktelik sevilen, say?lan, örnek al?nan, hatta hayran olunan kâmil ve fazilet sahibi ulu ?ahsiyetlerin sîreti, gidi?ât?, ahlak? ve ideali üzerine olmak, onlarla ayn? inanç ve ibadet tarz?n? payla?mak demektir. Bu tür birlikteliklerin ve ili?kilerin daima bir ilahî ve rabbânî yönü de bulunur. Çünkü bu tür birlikteli?in ve ili?kinin temelini “el-hubbu lillâh” dedi?imiz “Allah için sevmek” olu?turur. Bu anlamdaki birliktelik ilk birlikteli?in bütün olumlu, iyi, güzel ve faydal? taraflar?n? içerir. Ayr?ca onda bulunmayan pek çük özel halleri de kapsar.

?lahî ve rabbânî nitelikteki birliktelik ve gönül ba??. Bu, insan?n Hakk ile Hakk’?n insanla olan birlikteli?idir. Bunun en güzel örnekleri peygamberler, s?dd?klar, ?ehidler, veliler ve onlar?n izinden giden dindarlard?r. Bunlar Hakk iledir, Hakk da bunlarlad?r. Allah Teâlâ, “Rabbanîler olunuz.”(Âl-i ‘?mrân, 79) buyuruyor. ?lâhî ve rabbanî olan bir mümin Allah’? sever, O’na gönülden ba?lan?r ve manen O’nunla birlikte bulunur. Huzur maallâh denilen ulvî ve kudsî hal budur. Bu mertebedeki kul ittisaf bi-evsâfillah, tahallak bi-ahlâkillah, yani Allah Teâlâ’n?n vas?flar?yla vas?flanm??, O’nun ahlak?yla ahlaklanm??t?r. ?lâhî s?rlar? ve Rabbânî ahlak? kendine mal etti?i oranda da nefsinin kötü nitelik ve huylar?ndan ar?nm??t?r. Nefsinden fânî, Hakk ile bâkîdir.

Bu anlamdaki birliktelik, bundan evvelki birliktelikten sonra gerçekle?ir ve ondan üstündür. Nihaî hedef böyle ulvî ve kudsî birlikteli?i gerçekle?tirmektir. Bu birlikteli?i gerçekle?tirmenin belli bir usulü ve uyulmas? gerekli birtak?m kurallar? vard?r. Bu kap? herkese aç?kt?r. Ancak bu yolda yürümek kolay de?ildir. Çünkü iyi bir ansan ve takva sahibi bir mü’min olmak zor bir i?tir. Tasavvufta bu yolu tutmaya “sülûk”, bu yolu tutana “sâlik” denir. Bu yol uzun ve ince bir yoldur.

Ünlü sufî Cüneyd Ba?dadî tasavvufu, “Masivâdan alakas?z bir ?ekilde Allah Teâlâ ile olmakt?r” diye tarif etmi?tir. “el-Kevn maallâh” denilen Allah ile birliktelik budur.

Ünlü sufîlerden ?iblî, Allah’la birliktelik halini “el-culûs maallâh”, yani masiva kayg?s?ndan âzâd olarak Allah Teâlâ ile birlikte bulunmakt?r, diye tan?mlam??t?r. Yine o, sufîyi, “Halktan ink?ta, Hakk ile ittisal halinde bulunan zat” diye tan?mlam??t?r.

?nsan di?er bir insan?, annesini, babas?n?, evlad?n?, arkada??n?, dostunu, e?ini veya e? olmas?n? istedi?i birini gerçek anlamda ve samimi bir ?ekilde severse hep onu zikreder, ondan bahseder, daima onu tasavvur eder. Sevdi?i insan?n suret ve ?emaili hayalini süsler, portresi zihninde bir resim gibi belirir. E?er sevdi?i insana â??k ve meftûn ise onun ?ekli ve sureti adeta önünde tecessüm eder. ?stese bile ma?ukunun foto?raf?n? haf?zas?ndan uzakla?t?ramaz. ??te bu hal sevenin sevgilisiyle, â??k?n ma?uku ile manevî ve zihinsel birlikteli?ini ifade eder. Bir insan?n di?er bir insan?n gönlünde yer etmesinin bu türlü belirtileri vard?r. Yüce Allah’a, Allah Rasûlüne, velîlere, âriflere, s?dd?klara, sâlihlere, muttakilere, üstün nitelikli ve faziletli dindar zevata duyulan ilahî, rabbânî, kudsî, manevî ve dinî sevginin ve a?k?n tezahürleri de böyledir. Bunlar ve benzeri haller manevi birlikteli?in emareleri, alametleri ve i?aretleridir. Bir hadiste:

“Bir kimse bir ?eyi severse hiç durmadan onu anar”(Aclunî, I, 201) buyrulmu?tur.

Dervi?in fikri neyse zikri odur.

Zihnen, fikren ve kalben iyilerle olmak ve hep onlardan bahsetmek ilâhî rahmetin gönüllere ya?mas?na vesile olur.

“Salih ki?iler an?l?nca Allah’?n rahmeti iner.”

?eyh Ebu Ali Siyâh ?öyle demi?tir:

“?u dünyada iki ?ey arzu ediyorum. Biri, Hakk’?n kelam?ndan bir kelam i?itmek. Di?eri de Allah adamlar?ndan birini görmek. Ben okumas? yazmas? olmayan ümmî bir ki?iyim. Yan?mda O’ndan bahseden biri olmal?, ben de onu dinlemeliyim ya da ben O’ndan bahsetmeliyim, o da beni dinlemeli. E?er cennette O’nun hitab? olmasa ve O’ndan söz edilmese Ebû Ali cenneti ne yaps?n!”

Yetkin ve olgun bir mümin olman?n yolu Hakk Teâlâ’y? ve Hakk erenlerini zikretmek, onlar üzerine konu?makt?r. Velilerin ve âriflerin tutmu? olduklar? yol manevî birliktelik ve gönül ba?? temeline dayanan bu yoldur.

4

06/11/2014 Dervi?

4

17/09/2013 Risâlet/Peygamberlik

4

25/05/2013 Sohbet

4

16/02/2013 Gönlün Fethi

4

03/11/2012 Tarikatlar?n Zuhûru

4

11/08/2012 Tasavvufta Semâ

4

11/03/2012 Din-Ahlâk-Hukuk

4

29/12/2011 Ahlâk ve Âdâb

4

05/10/2011 Hz. Mevlana\'da Ak?l, Nakil, Vahiy ?li?kisi

4

28/06/2011 Sûfî Yolunun Genel Esaslar?

4

15/04/2011 Niyet-Ahlak ?li?kisi

4

26/02/2011 Olgun Mü?min

4

25/12/2010 Ahlâk ve Huy De?i?ir mi?

4

12/10/2010 Ne Zaman Kopacak!

4

08/08/2010 Mür?id-i Kâmilin Vas?flar?

4

22/07/2010 Ölüm ve Mahiyeti

4

31/03/2010 Allah-?nsan Rab?tas?
 
 
Muridan.com 7kubbe.net Facebook/AbdullahDemircioğlu Facebook/7KubbeSufiGençlik Sufi Galeri YouTUBE
Zuhur Dergisi  | Tüm Hakları Saklıdır © 2010 (Müşteri Hizmetleri Telefon Numarası : (0 533) 474 70 26 ) Tasarım & Yazılım : Networkbil.Net