SON SAYI
1. Sayı
es-selâmü aleyküm ve rahmetullâh
Din karde?lerimiz, gönül dostlar?m?z!
PDF Halini indirmek için tıklayınız
 
Osmanl?da Sadaka-i Câriye Alg?lay???
Dursun GÜRLEK
LinkedIn Google+ Facebook Twitter Addthis

Evet, bir insan?n öldükten sonra hay?rla an?lmas?, o kimsenin ebediyyen ya?amas? demektir. Böyle bir ?erefe mazhar olan Osmanl? han?mlar?ndan biri de, Tanzimat devrinin me?hur vezirlerinden Yusuf Kamil Pa?a’n?n zevcesi Zeynep Han?m’d?r. Bu hay?rsever kad?n?n en büyük eseri hiç ?üphesiz Zeynep Kamil Hastahanesi’dir. Y?llarca dertlilere deva, hastalara ?ifa da??tan bu sa?l?k kurulu?unun hemen yan? ba??nda küçük, fakat ?irin bir cami bulunmaktad?r. ??te Yusuf Kamil Pa?a ile zevcesi Zeynep Han?m, kendi eserleri olan bu mabedin yan?nda yatmaktad?r.

Zeynep Han?m, kelimenin tam anlam?yla muhterem ve muhte?em bir han?mefendiydi ve bu özelli?i büyük bir hay?rsever olmas?ndan ileri geliyordu. Bugün Edebiyat Fakültesi ve Su Ürünleri Fakültesi olarak kullan?lan Vezneciler’deki kona?? bir zamanlar fakirlerin, kimsesizlerin, biçarelerin s???na??yd?. Özellikle Ramazanlarda kona??n kap?s? ard?na kadar aç?l?r, herkes serbestçe iftar?n? yapar, içeri giren hiç kimse mahzun ve mahcup edilmezdi. Zeynep Han?m o kadar hay?rsever, o kadar ?efkat ve merhamet sahibi bir han?mefendiydi ki sadece kona??na gelen insanlar? doyurmakla yetinmez, halini söylemeye çekinen fakir-fukaraya da ayr?ca ?efkat kollar?n? açar, kimsesiz k?z çocuklar?n? bizzat evlendirir, Ramazanlarda bildi?i, tan?d??? fakirlerin evlerine “Ramazaniyelik” ad? alt?nda gerekli yard?m? gönderirdi.

Zeynep Han?m sadece insanlar? de?il, hayvanlar? da ?efkat kanatlar?n?n alt?na al?yordu. Refi Cevat Ulunay’?n anlatt???na göre Zeynep Han?m bir gün Aksaray civar?ndan geçerken bir evin önünde çok say?da kedi görür. Bu hayvan sürüsünün kime ait oldu?unu sorar. Mahalle sakinleri:

“Efendim, bu evde Emine Han?m ad?nda fakir bir kad?nca??z oturmaktad?r. Bu hayvanlara olan ?efkatinden dolay? kendisine ‘Kedici Emine’ denilmektedir. Kedilere çok iyi bakar, o hayvanca??zlar da tabii ki, evin etraf?ndan ayr?lmazlar.” diye cevap verirler.

Zeynep Han?m tekrar sorar:

“Peki, bu kad?nca??z?n kedileri doyuracak kadar paras? var m??”

“Hay?r efendim. Kendisi k?t-kanaat geçinir. Ama kasaplara gider, sa?dan soldan toplar, ne yap?p edip hayvanlar? besler.” cevab?n? al?nca kâhyas?na emir verir. Kad?na on be? alt?n tahsis ettirir ve vak?fhanesine de koydurur. Bugün “Kedici Emine Han?m”?n varisleri, hala M?s?r’?n Zeynep Han?m Vakf?’ndan bu paray? almaya devam etmektedirler.

Zeynep Han?m yaz?n Kartal ve Yakac?k semtlerine gider, hay?r ve hasenat i?lerine burada da devam ederdi. Kartal’da yeni çe?meler yapt?rm??, bu çe?melerin aç?l?? gününde musluklar?ndan limonata ve vi?ne ?erbetleri ak?tt?rm??t?r.

?uras? bilinen bir gerçektir ki ?slâm medeniyeti hem kitap medeniyetinden hem de su medeniyetinden ibarettir. Hay?r eserlerinin aras?nda çe?meler ve sebiller büyük rol oynuyordu. ?ad?rvanda ?ak?yan sular, uhrevî na?meler halinde ça?l?yordu. ?stanbul caddelerinde ad?m ba?? kar??la??lan Osmanl? çe?meleri ve sebiller, ecdad?m?z?n su medeniyetine verdi?i önemi ve bu husustaki titizli?i en belirgin çizgiler halinde göstermektedir.

Karaköy’den Galata Mevlevihanesi’ne, bugünkü ad?yla Divan Edebiyat? Müzesi’ne hayli dik bir yoku? yürüyünüz. ?sterseniz biraz dinlenmek için Galata Kulesi’nin dibinde k?sa bir ara veriniz. Ayaklar?n?z ayaklan?nca yoku?u t?rmanmaya devam ediniz. ?yice susam??san?z gam çekmeyin; çünkü t?rmanma ?eridinin sonuna geldiniz, tünelin ba??na ç?kt?n?z. Hemen sa??n?zda kalan Galata Mevlevihanesi’nden yükselen ney sesleriyle neye u?rad???n?z? ?a??rmamak için bu uhrevî mekân?n kap?s?nda bulunan sebilden kana kana içmeniz, ondan sonra kendinizden geçmeniz gerekiyor.

Evet, içinizde feveran eden ate? söndü?üne, yüzünüz ?eyh Galip’in dergâh?na döndü?üne göre asayi? berkemal demektir. Lakin acele etmeyin, içeri girmeden kap?da size gülümseyen sebil hakk?nda bir iki cümle daha söyleyelim:

Efendim, Mevlevihane’ye girerken sa?da iki katl?, kâgir bir bina bulunmaktad?r. Sebilden ve muvakkithaneden meydana gelen iki katl? bu yap?, hemen kar??s?ndaki türbeyle birlikte 1819 y?l?nda me?hur Halet Efendi taraf?ndan in?a ettirildi. ?kinci Mahmud devrinin önemli devlet adamlar?ndan olan ve birçok canlar yakan Halet Efendi’nin sonunda kendi can? da yanm??, padi?ah?n emriyle idam edilmi?ti. Halet Efendi’nin idam? öyle büyük bir yank? uyand?rm??t? ki, devrin ?airlerinden biri kendini tutamam??, ?u iki m?sra ile duygular?n? dile getirmi?ti:

Ne kendi eyledi rahat ne halka verdi huzur

Y?k?ld? gitti cihandan dayans?n ehl-i kubûr

 

?nsano?lu hakikaten tam bir muammad?r. Bat?l? bir ilim adam? olan Alex Carre’in dedi?i gibi, “?nsan bu meçhul.” ??te Halet Efendi de, çok de?i?ik bir halet-i rûhiye sahibiydi. Bir yandan kelleler uçuruyor, di?er yandan ?eyh Galib’in dergâh?na ko?uyordu. Her ne ise, bu hamur daha çok su götürece?inden kendimizi fazla yormayal?m, uhrevî mekân?n e?i?ine yüz sürmek için bunca yoku?u t?rmand???m?z? unutmayal?m.

??te kap?n?n solunda bulunan sebilin, dervi? muvakkithanesi olarak da kullan?lan sebilin, tarih m?sra? ?öyledir:

“Sebil etti bina Halet Efendi âb-? cüd iç mâ” H.1235/M.1819

 

Bu sebilin soka?a bakan ?ebekeli iki büyük penceresi vard?r. Hemen önünde dokuz tane tas yeri bulunuyordu. Görevli dervi?ler, kandillerde ayran ve ?erbet da??t?yorlar, di?er günler su veriyorlard?. Tabii ki bütün bunlar hiçbir kar??l?k beklemeden yap?l?yordu.

?imdi isterseniz biraz daha geriye gidelim ve ne kadar ileri bir medeniyetin varisi oldu?umuzu hem ihti?am?yla, hem hüznüyle birlikte dü?ünelim.

Minareleriyle y?ld?zlar? selamlayan Osmanl? camilerinin kubbeleri, neredeyse gök kubbeyle örtü?üyordu. “Kendi Gök Kubbemiz”in ?aheser örneklerinden biri olan Yeni Cami’nin yap?l?? hikâyesi hayli uzundur; in?as?na ba?lanmas?yla, ibadete aç?l??? aras?nda tam altm?? yedi y?l vard?r. Bu maceray? olanca ayr?nt?lar?yla ö?renmek isteyenleri tarih kitaplar?n?n sararm?? sayfalar?na havale ettikten sonra meselenin as?l ilgi çekici bir yönüne temas etmek istiyorum.

Yapraklar?na alt?n püskürtülerek, kenarlar? “zeref?an” denilen alt?n süslemelerle süslenerek haz?rlanan vakfiyesinden ö?rendi?imize göre, Yeni Cami’de her gün 116 ki?i görev yap?yordu. Mabedin biti?i?indeki sebilde, gündeli?i on akçeden dört sebilci istihdam ediliyor, bunlar halka temiz ma?rapalarla su da??t?yorlard?. Yaz?n üç ay bu suya kar konuluyordu. Kar için vakfiyede ayr?lan paran?n y?ll?k miktar? yirmi bin akçeydi.

Merhum ?brahim Hakk? Konyal?n?n verdi?i bilgilerden ö?rendi?imize göre, Hatice Sultan Vakfiyesi’nin hükümleri büyük bir dikkatle yerine getiriliyor, Ramazanlarda caminin üç kap?s?nda birden bedava ?erbet da??t?l?yordu. Ramazan ay? yaza rastlad??? zaman, Atina bal?ndan yap?lan bu ?erbetin içine ayr?ca kar konuyordu. Böyle hareket edilmesi vakfiyede ?art konulmu?tu. Buna göre her y?l ?erbet için üç bin okka, yani 360 kilo Atina bal? al?n?yor, her kap? için her gece otuz üç okkal?k, (39.600 kg.l?k) baldan ?erbet yap?l?yor, iki?er ?erbetçi taraf?ndan camiden ç?kan Müslümanlara da??t?l?yordu.

Bu arada da hemen belirtelim ki, Atina, Rize’ye ba?l? Pazar ilçesinin o zamanki ad?yd?. Orada elde edilen bal da dünyan?n en me?hur ve en muteber bal?yd?. Hatice Sultan Vakfiyesinde, mutlaka –Evliya Çelebi’nin öve öve bitiremedi?i- Atina bal?n?n kullan?lmas?n? istiyor ve ?öyle diyordu:

“Atina bal?ndan gayri bal al?nmay?p her ne kadar paha ile olursa olsun yine Atina bal? i?tirâ oluna.”

??te Osmanl? medeniyeti, böyle muhte?em bir manzara arz ediyordu.

4

18/09/2018 Hükümdar M?knat?stan Olsa

4

17/07/2017 Eski Kitaplardaki Eskimez Sözler

4

03/06/2014 Hediyelik Alt?nlar

4

16/02/2013 Kanûnî Sultan Süleyman ve ?mam-? Azam

4

12/10/2010 Osmanl?da Sadaka-i Câriye Alg?lay???

4

08/08/2010 ?stanbul?un Manevî Fatihleri

4

22/07/2010 ?anl? Selâhaddin ve Büyük Nûreddin
 
 
Muridan.com 7kubbe.net Facebook/AbdullahDemircioğlu Facebook/7KubbeSufiGençlik Sufi Galeri YouTUBE
Zuhur Dergisi  | Tüm Hakları Saklıdır © 2010 (Müşteri Hizmetleri Telefon Numarası : (0 533) 474 70 26 ) Tasarım & Yazılım : Networkbil.Net