
Gözümüzün nuru kalbimizin sürûru ve yazımızın ana merkezi olan Allah’ın Habibi aleyhissalâtü ve’s-selamEfendimize, ilimler adedince Salât ve Selâm O’na olsun.
Abdullah Efendi Hz.lerinin bizlere öğrettiği:
‘Allahümme salli ve sellim ve bârik ‘alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ seyyidinâ Muhammedin bi adedi ‘ilmik’ salâvatını okuyarak devam edelim.
Peygamberimiz sallallâhu ve sellemimedh u senâdan aciz sözlerle başlıyor ve ümmetin sonunda olan kişi olarak O’na ne kadar ihtiyacımız olduğunu bir kez daha vurgulamak istiyorum.
İmam Busirî’nin bizim adımıza nefsin arzu ve heveslerine karşı yaptığı çıkışları ne kadar manidardır.
Görmeyen gözler, duymayan kulaklar, hissetmeyen kalb için bir şey yapamayız ama O yüce Peygamber mucizelerini bu yazımızda işlemeden geçmeyelim.
72. Beyit:
Câet lida’vetihi’l-eşcâru sâcideten
Temşî ileyhi ‘alâ sâkin bilâ kademî
Ağaçlar davetine secdeler ederek geldiler,
Derhal baş eğerek, boyun bükerek tasdike geldiler.
73. Beyit:
Ke-ennemâ seterat setran limâ ketebet
Furû‘uhâ min bedî’ıl-hattı fî’l-lekami
Sanki ağaç dalları yol ortasına yazdı,
Hüsn-i hatt ile Hakk’ın varlığını ve birliğini...
74. Beyit:
Misle’l-gamâmeti ennâ sâra sâiraten
Tekîhi harre vatîsin li’l-hecîr hâmî
Her nereye varsa ağaçlar gölgelerdiler
Bulut O’nu hararetten korur idi.
Peygamberimizin daha birçok mucizeleri zikredilirken Kaside-i Bürde’deki ağaç mucizesini örnek vererek yazımızı sonlandırıyorum, Abdullah Efendi’nin söyleşisinde buluşmak dileğiyle...
Bâkî ve kevserî selamlar...



