Takdim

es-selâmü aleyküm ve rahmetullâh

“İsterler ki Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürüversinler; ama inkârcılar hoşlanmasalar da Allah nurunu muhakkak tamamlayacak!”(Saff, 61/8) Hakikat, tarih boyunca kimi zaman inkârla, kimi zaman tahrifle, kimi zaman da daraltıcı yorumlarla karşı karşıya kalmıştır. Kelimeler eğilip bükülmüş, kavramların ufku daraltılmak istenmiştir. Ne var ki ilâhî nur; onu üfleyerek söndürmeye çalışanların tasarrufuna bırakılmayacak kadar köklü ve derindir. Bugün de benzer bir daraltma çabasının izleriyle karşı karşıyayız. Kavramları bağlamından koparan, kelimeleri kendi dar çerçevesine hapseden bir okuma biçimi; vahyin bütünlüğünü zedeleyen indirgemeci bir söylem üretmektedir. “Bize yalnızca Kur’ân yeter” iddiasıyla sünneti dinin dışına itmeye çalışan bu anlayış, asırlardır ümmetin üzerinde ittifak ettiği bütünlüğü parçalamakta; vahyi, onu açıklayan ve yaşayan rehberden koparmaktadır. Oysa Kur’ân’ın hayata nasıl taşınacağını gösteren en sahih tefsir, Resûlullah’ın (s.a.s.) yaşayışıdır. Nitekim Kur’ân-ı Kerîm bize şu hakikati de hatırlatır: Hidayetin Allah’tan olduğu bu açık beyan karşısında bize düşen; kelimeleri hevâya göre eğip bükmek değil, vahyin bütünlüğüne sadakat...

Son Sayı

Zikir ve Namaz Yakınlığı 44. Sayı
Abdullah DEMİRCİOĞLU

Zikir ve Namaz Yakınlığı

Allah’ı zikretmek, namaz kılmak ve zekât vermekle emrolunmaktayız.

Çağrı 44. Sayı
Zülcenâheyn

Çağrı

Ahir zaman ve diriliş çağrısı