Toprağın (Ananın) Dilinden
Ateş olsaydım
Senin dinini tanımayanlara
Gökyüzünden
Yeryüzünden
Sağanak sağanak yağsaydım
Rüzgar olsaydım
Doğudan batıya
Kuzeyden güneye
Esseydim
Haykırsaydım
Küfrün belini
Dilini, gözünü
Kırsaydım
Su olsaydım
Uğultu çıkaran
Gürültülerle
Bir Nuh Tufanı gibi
Her tarafı kuşatsaydım
Ve sana karşı gelenleri
Ya boğsaydım
Ya da doğru yola yollasaydım
Toprak olsaydım
İnandığım Sen için
Senin emrettiğin
Bütün mukaddes değerlerin için
Ezilseydim, basılsaydım
Çiğnenseydim
Her kötülüğü alıp bağrıma
Bir şefkatli ana gibi
İçime içime alıp
Kederlerimi üzüntülerimi
Bir merhamet toprağıyla
Örtseydim
Savaşda koşan anne gibi
Çocuğunu bulunca
Bağrıma bassaydım
Sen ki merhametlilerin en merhametlisi
Topraktan geldik
Toprağa döneceğiz
Toprağa gideceğiz
Ve bir gün
Topyekûn
Öleceğiz
Ana gibi bizi bu toprak
Bağrına basacak
Kucaklayacak
Bize gel diyecek
Ben senin ananım
Sense benden çıkan
Yavrusun
Bu yanık bağrımı bırakın
Biraz daha biraz daha
Ana şefkatiyle kavrulsun
Beni yağan yağmurlar teselli eder
Onlar benim gözyaşlarımdır
O damla damlalarla
Benim bu yanık bağrımda
Çiçekler güller biter
O RAHMET pırıltılarıyla
Haneler evler tüter
Yeter artık beni üzmeyin
Ey topraktan gelmiş
Toprak oğulları
Bende her şey var
Bende her şey gizli
Altın bende
Petrol bende
Taşlar, başlar
Enbiya ve evliya
Hepsi bende
Ben fakir bir ana değilim
Ben hazineler sahibi bir anayım
Ben Rabbimin de rahmetiyim
Sorarım sizlere
Kâfir olun
Münafık olun
Müslüman olun
Ben hanginize yanayım
Hanginize ağlayayım
İşte bakın ben
Kuraklıkla savaşdayım
Ağlaya ağlaya
Gözlerimde yaş kalmadı
Fakat ne yazık ki
Bu uslu çocuklar
Uslanmadı
Ağzımı tutsanız da
Elimi kolumu bağlasanız da
Anam öldü diye ağlasanız da
Ben dertliyim konuşacağım
Anlatacağım anlatacağım
Hele, hele kıyamet anında
İçimde sakladığım
Kimseye anlatamadığım
Haberlerimi
Bir bir sayacağım
Buna yürek mi dayanır
Güç mü yeter
Bilmem Size nasıl anlatayım
Ben toprağım, anayım
Dayan de dayanayım
Üstümde tepinenler var
Hanginize ağlayım
Ey insanlar, ey cinler
Yüzler, onlar, ey binler
Ey düşünen beyinler
Ben toprak anayım
Bağrımdan koptuğunuz
Zaman
Ayırdetmeden hepinizin yanağına
Binlerce öpücük kondurmuştum
Aman siz ağlamayın diye
Üzerimde biten güllerimi
Siz bakasınız
Görüp koklayasınız diye
Sizin için soldurmuştum
Baharı yaza katmıştım
Yazı da kışa ekleyerek
Temizlenesiniz
Ak pak olasınız diye
Dünyaları bembeyaz örtüyle
Doldurmuştum
Aç kalır da ölürüm endişesini
Size çektirmeden
Her mevsim binler çeşit yiyecek ve içeceği
Bağrıma depo etmiş
Sizlere merhametle sunmuştum
Ey banim toprak yavrularım
Sizin ayrılığınız beni yakıyor
Size dayanamıyorum diye
Bana çok yakın olduğunuz halde
Gurbetten içime
Çağırıyorum
Gelmemek şimdi eliniz demi?
Hayır değil
Çünkü emir yüksek yerden
Ta ötelerden
Göklerden
Bana toprak ana olarak
Bu özelliğimi veren
Yüce yerden geliyor
Dinlememek mümkün mü
Hayır değil
Fakat kiminiz gurbetini uzatmış
Kadın erkek
Kızım oğlum olarak
Ak saçlı, ak sakallı geliyor
Kim daha erken delikanlı olarak
Benim kucağıma giriyor
İşte o zaman bu ayrılık
Bu hasret
Bitiyor
Zülcenâheyn