34. Sayı
34
Bu sayının PDF'i arşivde bulunamadı; bütün yazıları tam metin olarak okunabiliyor.
es – selâmu aleyküm ve rahmetullâh
Merhabalar kıymetli gönül dostlarımız;
Besmele ile başla,
Sessiz ol ve yavaşla,
Öne eğik bir başla,
Gözlerin dolsun yaşla
duygularıyla, besmele ile başlayalım.
Tasavvuf engin bir okyanus gibi nice sırlar barındırıyor içinde ve hikmetler, bazen aklımızın ermediği fakat tamamen teslim olduğumuz hikmetler. Allah dostları, gönül sultanları bu sırlara vakıf olup Hakk´ın yolunda Kur´an ve sünnet ışığında nice hikmetler devşirmişler ve rehber olmuşlar bizlere. Asırlardır Peygamber Efendimizden aldıkları aşk ateşini gönüllerde yakmışlar. Bütün uyuyanları uyandırmaya bir tek uyanık yeter denilmiş ya işte öyle efendim, gönüllerin fethi, din-i mübin-i islâmın bu denli yayılması, kabul görmesi o gönül erlerinin nefesiyle, vesilesiyle olmuş.
Pir Abdulkadir Geylani Hazretlerinden, Horasan Erenlerine, Muhyiddin-i Arabi´den (k.s), Aziz Mahmud Hüdai Hz. ne ve dahi Yunuslar, Mevlanalar nice Allah dostları gönül aynamıza ışık tutmuş. Cenab-ı Hakk her birinin sırrını takdis eylesin, şefaatlerine bizleri de nail kılsın.
Günümüzde küresel ölçekte yaşadığımız imtihanlar ve insanlığın tepkisi ibrete şayan gerçekten. İç dünyamızı tedavi eden tasavvufi hayatın hakikati bütün benliğimizi sarsın, hikmet nazarıyla âleme bakalım da biraz olsun kendimize gelelim.
Tasavvuf ve sünnet-i seniyyenin ne denli önemli olduğuna vurgu yaptığımız bu sayımızda, gönlümüze dokunan şiirlerle, kıssalarla ve toplumun yapıtaşı olan ailemizde maneviyat eğitiminin nasıl olacağıyla ilgili özgün yazılarımızla huzurlarınızdayız.
Dergimiz adına biraz olsun siz değerli okurlarımızı gönül dünyasına yönlendirebilirsek kendimizi bahtiyar hissedeceğiz.
fî emânillâh...
Şem´a Yanan Pervane Ol
İşte yine o can yakan sual, o canım sevgiliden geldi: “Sen mi, yoksa ben mi?”

