15 Ağustos 2020
Benlik
17 Tem

Bu yazıyı gecenin bir vaktinde sahuru beklerken yazıyorum. Gündüzleri vakit namazlarını kılarken oruç tutarak iftarı bekliyorum. Her iftardan sonra acaba yarın tutmasam mı diye nefsim ile sürekli münakaşa ediyorum, orucun gücüne inanıyorum fakat kendi orucumun sağlığından şüpheliyim.

Yirmi beş yaşına gelmiş hala bir baltaya sap olamamış bir genç olarak ara ara anne ve babamın sitemkâr bakışlarına maruz kalıyorum sonra yine olsun sonuçta hayırlı bir evladım deyip kendimi haklı çıkartıyorum. Diyorum arkadaş yaşıtlarımda şunu yapıyor bunu yapıyor en azından ben onu bunu yapıyorum deyip yine nefsimle birlik olup kendimi temize çıkartıyorum fakat kötü yönlerimi hiç kabul etmiyorum. Devir kötü, aman efendim aman devir ahir zaman deyip ahir zamana uyuyorum sonra da Allah’ım sen bizi koru deyip kendimi rahatlatıyorum. Başkalarını süzüp eleştirip günümü heba ediyorum fakat kendime gelince kulağımın arkasına yatıp günü kapatıyorum. Daha size süslü afili kelimeleri bir araya getirip kurduğum cümlelerden bahsetmedim bile sanırısınız yüzyılın bilge adamı var karşınızda ve tabi kendini beğenmişliğin verdiği hava bambaşka. Ne zaman kurtulurum bundan diye düşünmüyorum bile olur mu öyle şey niye düşüneyim nefsim eline almışken senden iyisi yok derken beni sürekli överken böyle anlamsız düşünceler içine girmek olur mu? Her gün yahu şu insanlarda diye başladığım cümlelerim bitmediği için başka cümleler aklıma gelmiyor ki buraya da öyle farklı cümleler kurayım. Benlik öyle bir içime sinmiş ki bu yazıyı ben yazıyorum okurken ne düşünürler diye elli düşünce ile yazıyorum. Hadi ben böyleyim de peki ya sen sevgili okur? Bak gördün mü dayanamadım yine sana yüklendim yediremedim yine kendime yüklenmeyi. Kelam uzar gider, benlik sussun istemez lakin yazıya burada verir iken şöyle diyelim:

 

Heba olmuş gitmişim benliğimin elinde

Ardıma bakmıyorum artık

Lütfuna el açmışım ya Rabb

Senden başka yol bulamıyorum artık


Ensar GÖK diğer yazıları