01 Haziran 2020
Hakkı AKKUŞ

Âlemler Nûra Gark Oldu

Âlemler Nûra Gark Oldu
26 Şub

Âlemler nûra gark oldu Muhammed doğduğu gece Mü’min, münâfık fark oldu Muhammed doğduğu gece

Âlemler nûra gark oldu

Muhammed doğduğu gece

Mü’min, münâfık fark oldu

Muhammed doğduğu gece

 

Allah’a hamd olsun.

Sonsuz ve sınırsız…

Allah’ın en sevgili kulu Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s) Efendimize ve pâk, temiz Âl ü Ashâbına (r.anhüm) sayısız salât ve selam olsun.

14 Şubat Pazartesi gününü 15 Şubat Salı’ya bağlayan gece MEVLİD kandilidir.

Bu mübarek gece; âlem-i ervâhtan, âlem-i ecsâmı/dünya âlemini şereflendiren, her iki cihanın yaratılma sebebi olan “Rahmeten li’l-Âlemîn” Hazret-i Fahr-i Âlem (s.a.s) Efendimizin; enbiyâlar, evliyalar, asfiyalar ve şehitler diyarı olan aziz Anadolu’muzda kalben ve fikren anıldığı mübarek bir zaman dilimidir.

 

Bu gelen  ilm-i ledün sultanıdır

Bu gelen tevhid ü irfân kânıdır

 

O’nu (s.a.s), bizzat Allahü Teâlâ (c.c) övdü ve şânını bizlere bildirdi.

 

لولاك لولاك لما خلقت الافلاك     /    Levlâke Levlâk, lemâ halaktü’l-eflâk

 ”Sen olmasaydın, Sen olmasaydın (Habibim), âlemleri yaratmazdım…” (Aclunî, Keşfü’l-Hafâ, II, 164)

Bu kudsî hadisi destekleyen ise şu ayettir:

 

وما ارسمناك الا رحمة للعالمين

“Biz, Seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.” (Enbiyâ Sûresi, 107)

 

Âlemler nûra gark oldu

Muhammed doğduğu gece

Mü’min, münafık fark oldu

Muhammed doğduğu gece

 

Doğduğunda mübarek ağzında şu kelime vardı: “Ümmetî, Ümmetî”

Dünya koyu bir zulmet içersinde iken karanlığı dağıtan, gönülleri aydınlatan en büyük manevi Güneş doğdu… Cümle peygamberlerin övüncü, kâinatın gözbebeği, varlığın yaratılış sebebi Efendimiz (s.a.s), âlemi şereflendirdi.

Bir bakalım O’nun (s.a.s) doğduğu gece kâinatta neler yaşanıyordu...

O gece Yahudiler semâya bakıp: “Bu yıldızın doğduğu gece, Ahmed doğmuştur.” dediler. (Taberî Tarihi, II, 125; İbn-i Sa’d, Tabakât, I, 102)

Kâinatın Efendisini (s.a.s) dünyaya getiren bahtiyar anne Hz. Âmine’nin, O henüz dünyaya gelmeden gördükleri çok mânidârdır.

Peygamber (s.a.s) Efendimize hamileyken rüyasında: “Sen, insanların en hayırlısına ve bu ümmetin efendisine hamile oldun. O’nu dünyaya getirdiğin zaman ‘Her hasetçinin şerrinden koruması için bir ve tek olana sığınırım!’ de, sonra ona Ahmed yahut Muhammed ismini ver.

Yine kendisinden çıkan bir nurun aydınlığında bütün doğuyu ve batıyı, Şam ve Busra saray ve çarşılarını, hattâ Busra’daki develerin uzanan boyunlarını gördüğünü Abdülmüttalib’e anlatmıştı. (İbn-i Sa’d, Tabakât, I, 102)

 

Dedi gördüm ol Habîbin ânesi

Bir acep nur kim güneş pervânesi

İndiler gökten melekler sâf ü sâf

Kâbe gibi kıldılar beytim tavaf

Doğdu ol saatte ol sultân-ı din

Nura gark oldu semâvât ü zemîn

 

Aynı gece Hz. Âmine’nin yanında bulunan Osman b. Âs’ın annesinin gördükleri de şöyle:

O gece evin içi nurla doldu, yıldızların sanki üzerimize dökülecekmiş gibi sarktıklarını gördük.

 

Arşın nûru yere indi

Suyun rengi nûra döndü…

 

Dünyayı şereflendiren iki Cihan Serveri’nin (s.a.s) üzerini o günün bir âdeti olarak bir çanakla kapattılar. Araplara göre o zaman, gece doğan çocuğun üzerine bir çanak koymak ve gündüz olmadan ona bakmamak âdetti. Fakat bir de baktılar ki, Peygamber Efendimizin (s.a.s) üzerine konulan çanak yarılarak ikiye ayrılmış, Efendimiz (s.a.s) gözlerini gökyüzüne dikmiş, başparmağını emiyordu. (İbn-i Sa’d, Tabakât, I, 102)

Evet, bu işaret her türlü küfrün, zulmün, şirkin ve her türlü bâtıl inanç ve âdetlerin parçalanıp yok olması, imanın, nurun ve hidâyetin kâinatı aydınlatması için gönderilmiş bir Peygamber olduğunun göstergesi  idi.

Evet… Kisrânın sarayının on dört burcu yıkıldı, Mecusilerin bin yıldır yanan mukaddes ateşi söndü, Kâbe de bulunan putlar yüzüstü yere düştü, ne kadar kaldırdılarsa da tekrar ve tekrar düştüler.

Efendimiz (s.a.s) doğmadan evvel  âlem zifiri karanlıktaydı. Elleriyle yaptıkları putlara tapan müşrikler, kız çocuklarını diri diri toprağa gömüyor, kadına ikinci sınıf muamelesi yapıyorlardı. Haksızlıklar almış yürümüş, ahlak namına pek bir şey kalmamıştı.

O (s.a.s) doğdu yer sevindi, gök sevindi. Doğudan batıya kâinat neşeyle, nurla doldu.

 

كلهم رسول ملتسم  /  Küllühüm Rasûlün mültemisün

“Tüm Peygamberler nûrlarını O’ndan (s.a.s) iltimas ederler, alırlar.”

 

Çünkü her şey O’nun (s.a.s) hürmetine yaratıldı. Allah’ın (c.c) Habîbi O’dur. Gönüller tabibi O’dur. O; adı güzel, kendi güzel Muhammed (s.a.s)’dir.

 

Açan râh-ı Tevhîdi

Bulan sırr-ı tevhîdi

Hüdâi’nin ümidi

Sensin yâ Rasûlallah

 

Ağaçlar kalem, denizler mürekkep olsa Enbiyâlar Serveri, Veliler Rehberi, Hayru’l-Verâ, Nûru’l-Hüdâ, Şemsi’d-Duhâ olan Sevgili Peygamberimizi (s.a.s) övmeye yetmez. En üstün insan, yaratılmışların en mükemmeli O’dur (s.a.s). Bu günlerin kıymetini bilelim, günahlarımıza tevbe edelim, Allah’a (c.c) lâyık kul, O’na (s.a.s) lâyık ümmet olamadığımız için gözyaşı dökelim. Kur’ân okuyalım ve en önemlisi de O’na bol bol salevât getirelim.

Hadis-i şeriflerde buyrulur ki:

“Şefaatime en layık olan, bana en çok salevât okuyandır.” [Tirmizi]

“Kıyamette bana en yakın olan, en çok salevât getirendir.” [Tirmizi]

“Sabah-akşam on salevât getiren, kıyamette şefaatime kavuşur.” [Taberani]

“Cuma günleri bana 80 salevât okuyanın 80 yıllık günahı affolur.” [Şir’a]

“Dua perdelidir. Bana salevât getirilince, perdeler yırtılır, dua kabul olur.” [Taberani]

 

Der ki ey Mevlâ yüzüm tuttum sanâ

Ya İlahi ümmetim ver gıl banâ

Ümmetim dedi sana çün Mustafa

Ver salevât sen de ânâ bul safâ

 

Yâ Rabbi! Bizi Habibi’ne (s.a.s) lâyık ümmet olanlardan eyle.

Şefaat-ı Rasûlullah’a (s.a.s)  nâil eyle.

Efendimizin düşmanlarını kahr u perişan eyle.

Bizleri Kur’ân ve Sünnet’ten zerre miktarı ayırma.

Mevlid Kandiliniz mübarek olsun.

O’na layık ümmet olabilme temennisiyle…

 

es-Salâtü ve’s-selâmü aleyke Ya Rasûlallah

es-Salâtü ve’s-selâmü aleyke Ya Habîballah

es-Salâtü ve’s-selâmü aleyke Ya Seyyide’l-Evvelîne ve’l-Âhirîn


Hakkı AKKUŞ diğer yazıları