Asiye Tekçe

Asr-ı Saâdette Esnaf Ahlakı

Asr-ı Saâdette Esnaf Ahlakı

Hz. Peygamber Medine’ye hicret ettikten sonra yaptığı uygulamalardan en önemlisi muhakkak ki Medine çarşı-pazarının kurulması olmuştur.

Hz. Peygamber, bizler için her alanda örnek alınması gereken bir şahsiyettir. Zira Allah (c.c.) şöyle buyurmaktadır: Andolsun ki, Resûlullah’ta Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı uman, Allah’ı çokça zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır.[1] Yine pek çok ayette Hz. Peygamber’e tabi olmak, itaat etmek ve onu örnek almak emredilmiştir.[2] Allah’a ve Resûlüne itaat eden kimselerin; peygamberler, sıddîklar (dosdoğru kimseler), şehîdler ve sâlihlerle beraber olduğu bildirilmiştir.[3]

Hz. Peygamber Medine’ye hicret ettikten sonra yaptığı uygulamalardan en önemlisi muhakkak ki Medine çarşı-pazarının kurulması olmuştur. Tabii olarak burada düzen ve intizamında sağlanması gerekmekteydi. Hz. Peygamber, hayatın her alnında olduğu gibi çarşı-pazarda da bazı düzenlemeler getirmiş, esnafın nasıl bir ahlak üzere olması gerektiğini dile getirdiği ve tedavüle soktuğu uygulamalarla bizlere göstermiştir.

Rasûlullah, Medine pazarında düzeni sağlamak için yaptığı uygulamalardan biri haksız kazancın önüne geçmek olmuştur. Nitekim bu çerçevede getirilen en önemli kural faizin yasaklanması olmuştur.[4] “Ey iman edenler! Kat kat arttırılmış olarak faiz yemeyin…”[5] ayeti ile alışverişte faiz yasaklanmış, haksız kazancın önüne geçilmiştir. Haksız kazanç hususunda atılan adımlar bununla sınırlı olmamıştır. Aynı şekilde Hz. Peygamber, elindeki malı stoklayarak piyasaya çıkarmayan ve malı bekletip fahiş fiyata satmaya çalışan karaborsa zihniyetini de yasaklamıştır.[6] Nitekim Hz. Peygamber: “Malı piyasaya süren (tüccar) rızıklandırılır, karaborsacı (malı pahalıya satmak için elinde bekleten)ise, lânetlenir.”[7] buyurmuştur.

Hz. Peygamber, iki kişi bir fiyat üzere anlaşmak üzere iken üçüncü bir kimsenin aynı mala fiyat biçmesine veya mal sahibinin daha kârlı bir müşterinin çıkması üzerine aynı malı farklı bir kişiye satmasına karşı olmuştur. Aynı şekilde bazı satıcıların mala rağbetin çok olduğu intibaı uyandırmak üzere görevlendirdiği kimselerin satışı kızıştırmak için fiyat yükseltmelerini yasaklamış,[8] “...Birbirinizin satışı üzerine satış yapmayın ve müşteri kızıştırmayın...!”[9] buyurarak bunun önüne geçmeye çalışmıştır. Böylelikle haksız kazancın önüne geçildiği gibi tüketicinin de haklarının korunmasını sağlamıştır.

Ticaretin en önemli ilkelerinden biri hiç şüphesiz dürüstlük olmuştur. Bu sebeple Rasûlullah: “Eğer bir satıcı, doğru söyler ve gerekli açıklamalarda bulunursa, alışverişi bereketlendirilir. Eğer yalan söyler ve kusurları gizlerse, alışverişinin bereketi yok olur.”[10] buyurarak ticaret yaparken doğru sözlü olmayı, yalandan sakınmayı öğütlemiştir. Satılan malı değerli ve güzel göstermek için hileye başvurmak ve malın kusurunu gizlemek ticaret ahlakı açısından doğru bir davranış değildir. Nitekim Hz. Peygamber: “Müslüman, müslümanın kardeşidir. Kusurunu açıklamadıkça, ayıplı bir malı ona satması helâl değildir.” buyurmuştur.[11] Yine Rasûlullah, çarşı-pazarı dolaştığı bir esnada elini daldırdığı bir buğday yığınının üstü kuru olduğu hâlde alt kısımlarının nemli olduğunu fark edince mal sahibini uyarmış ve “aldatan bizden değildir.” buyurmuştur.[12]

 Hz. Peygamber: “Ölçüde haddi aşmayın. Tartıyı adaletli tartın, teraziyi eksik tutmayın.”, “Ölçüyü tam yapın, eksik verenlerden olmayın ve doğru terazi ile tartın.”[13] buyurarak adaletli olmayı bizlere öğütlemiştir.

Ticaret hayatında hata yapma, yanılma ve günaha düşme payı çok yüksek olduğundan Rasûlullah, sadaka verilmesini tavsiye etmiştir.[14] Hz. Peygamber, dürüst, güvenilir tüccarın; peygamberler, sıddîklar ve şehitlerle beraber olduğunu[15] bildirmiştir.

 

 

 

 

 

KAYNAKÇA

Buḫârî, Ebû Abdillâh Muhammed b. İsmâîl b. İbrâhîm el-Cu‘fî, Saḥîḥu’l-Buḫârî. thk. Muhammed b. Nâsır. 9 Cilt. b.y.: Dâru Davkı’n-Necât, 1422/2001.

İbn Ḥanbel, Ebû Abdillâh Ahmed b. Muhammed b. Ḥanbel eş-Şeybânî el-Mervezî. Müsned el-İmâm Ahmed b. Ḥanbel. thk. Şuayb el-Arnavût, Âdil Mürşid. 45 Cilt. Kâhire: Müessesetü’r-Risâle, 1421/2001.

İbn Mâce, Ebû Abdillâh Muhammed b. Yezîd Mâce el-Ḳazvînî. Sünenü İbn-i Mâce. thk. Muhammed Fuâd Abdülbâkî. 2 Cilt. Kahire: Dâru İhyâi’l-Kütübi’l-Arabiyyeti, 1373/1953.

Komisyon. Hadislerle İslam. 7 Cilt. Ankara: T. C. Diyanet İşleri Başkanlığı, 2020.

Müslim, Ebü’l-Hüseyn Müslim b. el-Haccâc b. Müslim el-Kuşeyrî. el-Câmi‘u’s-saḥîḥ. thk. Muhammed Fuad el-Bâkî. 5 Cilt. Beyrut: Dâru İhyâi’t-Türâsi’l-‘Arabiyyi, 1412/1991.

Tirmizî, Ebû Îsâ Muhammed b. Îsâ b. Sevre. Sünenü’t-Tirmizî. thk. Muhammed Fuad Abdülbâkî. 5 Cilt. Kahire: Matbaatü Mustafa, 1395/1975.

 


[1]    Ahzâb 33/21.

[2]    Âl-i İmrân 3/31-32; Nisâ 4/80; Enfâl 8/46; Tevbe 9/63; Nûr 24/52; Muhammed 47/33.

[3]    Nisâ 4/69.

[4]    Komisyon, Hadislerle İslam, 5/113.

[5]    Âl-i İmrân 3/130.

[6]    Komisyon, Hadislerle İslam, 5/113.

[7]    İbn Mâce, Ticârât, 6.

[8]    Komisyon, Hadislerle İslam, 5/78.

[9]    Buhârî, Büyû’, 64.

[10]   Komisyon, Hadislerle İslam, 3/400.

[11]   İbn Mâce, Ticârât, 45.

[12]   Müslim, Îmân, 102.

[13]   Komisyon, Hadislerle İslam, 5/112.

[14]   Tirmizî, Büyû’, 4.

[15]   Tirmizî, Büyû’, 4.


Asiye Tekçe diğer yazıları