Emre ALTINTAŞ

Allah’ı Görmek Mümkün müdür?

Allah’ı Görmek Mümkün müdür?
28 Eyl

"Muhakkak siz hepiniz, ahirette Rabbinizi şu kameri görüp de şüphe etmediğiniz gibi göreceksiniz.” (Buhari, 9/11; Müslim, 5/37; Ebu Davud, 34/20; Tirmizi 36/15; İbnü Mace; Mukaddime)

“Allahü Teâlâ’yı görmek, aklen caiz, naklen vaciptir. Allahü Teâlâ, görülür. Fakat bu görülme, bir mekânda, bir yönde, bir ışık yardımıyla değildir. Görenle Allah (c.c) arasında bir mesafe de bahis konusu değildir.”

Yani, bu görünüşte yön, yer, mesafe, cephe, bahis konusu değildir.

Mezheplerin bu husustaki görüşleri şudur:

 

Mutezile’nin Görüşü

Dünya ve ahirette Allah’ı görmek mümkün değildir ve Allah’ı kimse göremeyecektir.

 

Kerramîye ve Müşebbihe’nin Görüşleri

 Bunlar, ahirette Allah’ın, bir cihet ve mekân­da, cisim olarak görüleceğini vehm ederler. Aslında bunlar, Allah’ın cismanî olduğuna inanırlar.

Bu mezhepler, Peygamber Efendimizin (s.a.s) haber vermiş olduğu sapık fırkalardan oldukları için, bunların Ehl-i Sünnete uymayan görüşleri kabul edilmez.

 

Ehl-i Sünnetin Görüşü:

Allah’ı görmenin mümkün olduğu hususunda Ehl-i Sünnet âlimleri, iki çaşıt delil getirirler:

 

1. Aklî Delil

 Biz, gözümüzü açıp baktığımızda, kendi zatı ile kaim olan boy, en gibi cevherleri; başkası ile kaim olan renk ve ışık gibi arazları görüyor ve birbirlerinden ayırt edebiliyoruz. Cevherlerde arazları görmemizi temin eden sebep, ikisinin de müştereken sahip oldukları “vücut” keyfiyetidir. Yani ikisini de, mevcut oldukları için görebiliyoruz. Eğer mevcut olmasalardı, görmemiz mümkün olmazdı.

Netice olarak, “vücut” yani “var olma” keyfiyetinde Allah (c.c) da cevher ve araz müşterektir. Yani, Allah (c.c) vardır. O halde, görmeyi mümkün kılan “vücut” sıfatı, Allah (c.c) hakkında da tahakkuk etmiş olduğundan Allah’ı (c.c) görmek mümkündür.

 

2. Nakli Delil

 Bu meseledeki delil, Kur’an-ı Kerim’in şu ayet-i kerimesidir:

“(Musa dedi ki) ‘Ey Rabbim, bana (zatını) göster de, seni göreyim’ Rabbi ‘Sen, beni elbette göremezsin. Fakat dağa bak; eğer yerinde durabilirse ondan sonra beni görebilirsin’ dedi.” (Araf, 143)

Bu âyet, iki yönden, Allah’ı görmenin mümkün olduğunu ispatlamaktadır:

a. Musa (a.s), Rabbinden, O’nu görmek istedi. Eğer, Allah’ı (c.c) görmek imkânsız olsa idi, böyle bir istekte bulunmazdı. Zira Hz. Musa’nın (a.s), imkânsız olduğunu bilerek, Allah’ı (c.c) görmek istemesi muhaldir. Çünkü bu, mümkün olmayan bir şeyi istemek olur ki, bir peygamber için abestir. Eğer, Hz. Musa (a.s), Allah’ı (c.c) görmenin imkânsızlı­ğım bilmeyerek istemiş ise, cahillik olur ki, Allah (c.c) hakkında caiz olan ve olmayan şeyleri bil­memek de peygamberliğe aykırı olur. O halde, Allah’ı (c.c) görmek caizdir ki, Hz. Musa (a.s), Rabbini görmeyi istemiştir.

b. Allah (c.c), kendisinin görülmesini dağın yerinde durabilmesine bağlamıştır. Dağın ye­rinde kalabilmesi ise mümkündür. Mümküne bağlanan şey de mümkündür. O halde, Allah’ı (c.c) görmek mümkündür.

 Ehl-i Sünnet, ahirette mü’minlerin Allah’ı (c.c) karşılıktan, mekândan ve cismaniyetten münezzeh olarak göreceklerinde müttefiktirler.

Fatih’in hocası Hızır Bey, şöyle der:

“Mü’minlerin, baş gözleriyle, Allah’ı görmeleri vuku bulacaktır. Fakat kör olanlar (kâfirler) O’nu göremezler.”

Yine bu meselede, Allame Ebu’l-Hasen Siracüddin Ali b. Osman da şunları kaydeder:

“Mü’minler, Allah’ı (c.c) keyfiyetsiz, mahiyetini idrak etmeden ve misalsiz olarak görürler. Allah’ı (c.c) görünce bütün cennet nimetlerini unuturlar. Siz, Mutezilenin bu husustaki batıl inancından sakının.”

Aliyyülkari, bu beyitleri şerh ederken ulemanın şu görüşlerini nakleder:

1. İbnü Ebî Semre der ki:  “Allah’ı görme meselesinde bu ümmetle diğer ümmetlerin mü’minleri müsavidir.”

2. “Ahkâmü’l-Mercan” kitabı, İbnü Abdi’s-Selâm “Kavaidü’s-Suğra” kitabından naklen şunları kaydeder: “Allah’ı görmek İnsanlara mahsustur. Melekler ve cinler, Allah’ı göremeyeceklerdir.”

3. Ebu’l-Haseni’l-Eş’arî, “İbâne” kitabında; “Melekler de ahirette Allah’ı (c.c) görürler.” demektedir. Beyhakî, İbnü’l-Kayyim, Celâlüddin Belkaynî, Celâlüddin Süyûtî de ayni görüşe sahiptirler.

Hatta Belkaynî, cinlerin mü’minlerinin de Allah’ı görecekleri kanaatindedir.

Şeyhülislâm İbrahim Beycûrî ise bu hususta şöyle der:

“Cinlerin mü’minleri de, diğer mü’minlerle beraber “Mevkıf” ta Allah’ı (c.c) görürler. Bu, kesindir. Cennette görmeleri ise kuvvetle muhtemeldir. Allah’ı (c.c) akıl sahiplerinden başkası, meselâ hayvanlar göremezler. Cennet ehli Cuma ve bayram günleri görürler. Mü’minlerin havası ise, her sabah ve akşam Rablerini göreceklerdir.”

İmam-ı Azam Ebû Hanîfe ise, Fıkhu’1-Ekber kitabında; “Cennette mü’minler Rablerini baş gözleriyle görürler. Fakat aralarında mesafe, teşbih ve keyfiyet olmayacaktır.” demektedir.

 

Ahirette Allah’ı Görmenin Naklî Delilleri

Kitaptan:

“Yüzler vardır; o gün ter u tazedir. Rablerini göreceklerdir.” (Kıyame, 22-23)

 

Sünnet’ten:

Cerir b. Abdillah’tan (r.a) rivayet edildiğine göre; Nebî (s.a.s) bir gece, ayın on dördünde aya bakarak;“Muhakkak siz hepiniz, ahirette Rabbinizi şu kameri görüp de şüphe etmediğiniz gibi göreceksiniz.” (Buhari, 9/11; Müslim, 5/37; Ebu Davud, 34/20; Tirmizi 36/15; İbnü Mace; Mukaddime) buyurdular.

Bu “rü’yet” hadisini Hulefa-i Erbaa, Abdullah İbn Abbas, Abdullah İbn Mes’ud, Süheyb ve Enes gibi ashabın büyüklerinden yirmi zat riva­yet etmişlerdir.

 

İcmadan

Muhalifler zuhur etmezden evvel, bütün üm­met; sahabe, tabiin, tebeu’t-tabiîn, hepsi ahirette Allah’ın (c.c) görüleceği hususunda ittifak etmişlerdir. Bu husustaki âyet ve hadislere de zahirleri üzerine mana vermişlerdir. Onların bu ittifakı, icma delili olmuştur.

 

 Ömer NESEFÎ


Emre ALTINTAŞ diğer yazıları