Yusuf Selim İBİŞ

Biz, orucumuzu gök sofrası ile açarız!

Biz, orucumuzu gök sofrası ile açarız!
08 Şub

Ey Senayî, ey büyük veli; yürü! Muhammed Mustafa (s.a.s) Efendimiz’in mübarek ruhundan meded, yardım iste; “Mustafa, âlemlere rahmet olarak gönderilmiştir!”

Dîvân-ı Kebîr’den... 

Ey âlemlere rahmet olarak gönderilen aziz Peygamberimiz Efendimiz! (Dîvân-ı Kebîr, IV, 1974)

·       Ey gökleri aydınlatan ilahî çerağ, ey yeryüzünü nurlandıran Allah’ın rahmeti! Benim dertli halimi gör, feryadımı, iniltilerimi dinle, işit!

·       Yüzlerce beladan kaçtım, senin merhametine, inayetine sığındım! Merhamet elini başıma koy, beni okşa yahut iyilik ve ihsan eteğini aç, iyilikler saç!

·       Ya benim muradımı ver, isteklerimi kabul buyur yahut bu murad ve istek duygusundan beni kurtar, bu dünya duygularını, isteklerini benden al! Verdiğin lütuf sözlerini yarına bırakmaktan vazgeç, geciktirme; bugün vadini yerine getir!

·       Ya öyle yap, ya böyle yap!

·       Ey nebîler sultanı! Ya “Şüphe yok ki biz, sana apaçık bir fetih vermişizdir“ kapısını aç da, yüzlerce zevk u safa gülistanları, yüzlerce neşe yaseminleri seyredeyim,

·       Yahut “Senin göğsünü açıp genişletmedik mi?”  ayetinin ilhamlar taşan membaından su, şarap, süt ve bal, bu dört çeşit lütuf, iyilik, ihsan, aşk manevî ırmaklarını gönlüme akıt, feyizlerle coşayım!

·       Ey Senayî, ey büyük veli; yürü! Muhammed Mustafa (s.a.s) Efendimiz’in mübarek ruhundan meded, yardım iste; “Mustafa, âlemlere rahmet olarak gönderilmiştir!

 

 Bir zamanlar beden yoktu; ben, tamamıyla candan ibarettim! (c. IV, 1822)

• Ey cevrinden, cefasından ahım göklere yükselen sevgili; bu kadar cevr etme! Beni çekemeyen, bana hased eden kişi, çektiklerimi duyar da sevinir!

• Gönlümü sen aldın; benim sevgilim sensin! İşime gücüme parlaklık veren, yoluna koyan sensin; bağım bahçem sensin, baharım da sensin! Ben, senin için yaşıyorum; ben, senin için varım!

• Sen, benim en yakın dostum idin; tuttun benim gece uykularımı çaldın ve bana yeni bir hırsızlık gösterdin! Hâlbuki benim senden başka bir kârım yok!

• Sen, benim canımsın; sen, benim dünyamsın, benim gökyüzümün Zühre yıldızısın! Öd ağacına benzeyen gönlüme ateş attın, yaktın!

• Bir zamanlar beden yoktu; ben, tamamıyla candan ibaret idim, seninle göklerde beraber idim! O zamanlar birbirimizle konuşamıyorduk; ne benim söz söylemem vardı, ne de söz işitmem!

 

Biz, dönüp efendimize gidenlerdeniz! (c. V, 2129)

• Biz, dönüp yine efendimize, yaratanımıza gidenlerdeniz; hem de tertemiz bir özle! Çünkü biz, O’na isyan edenlerden değil, emirlerine boyun eğenlerdeniz!

• Efendimiz ne diye bizi satın almaya kalkışır? Zaten biz, kendimizi O’na satmışız!

• Acıkan kişi fazla yerse, mide fesadına uğrar! Fakat biz, O’nun bakışlarına acıkmışız!

• Sen ölüp gidince, toprak altına atılınca, ebediyyen zayi olup gideriz sanırsın! Hâlbuki bizler, vade verdiği yerde O’nunla tekrar buluşacağız!

 

Ey canıma can katan! Perdeyi kaldır; Sen’i görmek istiyorum! (c. IV, 1963)

• Ey benim canıma can katan hayatım; perdeyi kaldır! Ey benim gamıma, kaderime ortak olan, nerde olursam olayım, daima benimle beraber bulunan Rabbim! Ey geceleri bana dost olan sevgili!

• Ey vakitli vakitsiz benim yalvarışlarımı yakarışlarımı duyan, ey varlığımın bütün zerrelerine sevgi ateşi salan Rabbim!

• Sen, bütün şekillerden münezzehsin, berîsin; canlardan bile temizsin! Sûretin, şeklin yok! Fakat benim bütün şekillerimin mıknatısısın; bütün varlığım Sana doğru koşmada, Sen’de yok olmadadır!

• Bu gece. kimselerin gelmediği tenha gecelerden biridir! Benim kimsesizliğime acı, lütfet ve gel; gel de, bu tenha gecede Sana sevda defterimi okuyayım, seni ne kadar çok sevdiğimi uzun uzun anlatayım!

 

Biz, orucumuzu gök sofrası ile açarız! (c. IV, 1892)

• Her akşam sofra kurmak nasıl adetse, bizde de ey sevgili, orucumuzu senin güzel hayalinle açmak âdetimiz olmuştur!

• Senin hayalinle, seni düşünerek oruç bozanlara, lütfedersin, yüzlerce ihsanlarda bulunursun! Bu, Hz. İsa’nın yukarılardan gök sofrası indirmesi gibi olur!

• Gönlün gıdası senin aşk mutfağından olunca, yer sofrasından el çekerek uzakta durmak gerektir!

• Gıda olarak bize, o gönül ateşinden hep ab-ı hayatlar sunulur! Biz, gönül ateşinin üzerinde hoş kokulu ladin yağı gibi sevinerek yanarız ve etrafa güzel kokular yayarız!

• Topraktan doğup tekrar toprağın içine girerek çürümek, hayvan işidir! Bu iş, gönlün ve canın işi değildir!


Yusuf Selim İBİŞ diğer yazıları