13 Aralık 2019
Dr. Zafer Tortum -Merhum

İlahi Deryadan İnciler - Anatomi ve Astronomi

İlahi Deryadan İnciler - Anatomi ve Astronomi
11 Mar

Sen ne kadar küçüksün ve Rabbimiz ise ne kadar büyük!

İmam-ı Gazali hazretleri, ‘‘Anatomi ve astronomi ilimlerini bilmeyen, Allahü Teâlâ’nın varlığını ve kudretini iyi anlayamaz’’ buyuruyor.

Evet, insan bedeninin yapısını anlatan anatomi ve uzayın, gezegenlerin o müthiş baş döndürücü ahengiyle ilgilenen astronomi…

İlk bakışta nasıl da farklı bilim dalları gibi görünüyor değil mi?

Ama bu iki ilimle alakalı biraz bilgisi olan kişinin, bunların birbirleriyle olan benzerliklerini anlaması zor olmasa gerek. Yaratan’ın o sonsuz kudreti ve izniyle varlığını devam ettiren milyarlarca ışık yılı uzaklığındaki galaksiler, yıldızlar ve gezegenlerden oluşan evrenin küçük bir benzeridir insanoğlu.

Bu hususu biraz daha derin düşünürsek; insan vücudu organlardan, organlar hücrelerden, hücreler de organellerden oluşur. Yani insan kendi içinde de, boyutları gittikçe küçülen binlerce biyokimyasal ve fizyolojik olayların vuku bulduğu küçük-küçücük evrenlerden oluşmaktadır.

Ey insanoğlu, hala bakar kör mü olacaksın!

Allah (c.c) istediği boyutta evren yaratır; ister milyarlarca ışık yılı uzaklığındaki devasa bir uzay, isterse milimetrenin binde biri büyüklüğündeki bir hücre…

Bu nedenle anatomi ve astronomi ilimleri gibi, histoloji (doku ve hücre bilimi) ve insan fizyolojisi (vücuttaki sistemlerin nasıl çalıştığını anlatır) de Rabbimizin varlığı ve sonsuz kudretini anlamamızda, bu ilahî deryanın mahiyetini az da olsa kavramamızda bize bir yol gösterici olacaktır.

Az da olsa diyorum; çünkü bu derya öyle bir umman ki, insan diğer mahlûklardan farklı olarak kendisine verilen aklını kullanıp Kur’ân-ı Kerim’i bu deryanın gemisi ve Hz. Muhammed’i (s.a.s) kaptan-ı derya olarak görmez ise boğulur, kaybolur gider hafazanallah...

Rabbim bizi bu muhteşem Kaptan-ı Derya’nın (s.a.s) temizlikçisi, paspasçısı da olsa mürettebatından eylesin (âmin) deyip, ilahî deryadan birkaç inci-mercan sunalım:

 

Büyüme Hormonu

İnsanoğlu hayat yolculuğuna iki hücre (zigot) olarak başlar. Doğumda 3-3,5 kg. olan kilosu ve 50 cm. olan boyu, 18-21 yaşında 70-80 kg. ve 160-180 cm.ye ulaşır. Yani erişkin bir insan doğumdaki kilosunun yaklaşık 20 katıdır.

Peki, bu mucize nasıl gerçekleşir?

Beyinde hipofiz denen nohut büyüklüğündeki bir bezden salınan somatotropin (büyüme hormonu) vücuttaki 100 trilyon kadar hücrenin hepsine emir gönderir ve bazıları hacimce genişler, bazıları da bölünerek çoğalırlar Rabbimizin izniyle. Belli bir dönem sonunda ise büyüme durur.

“Biz insanı en güzel bir şekilde yarattık.” (Tîn, 95/4)

 

İlahi Bir Rahmet Çeşmesi, Anne Sütü

İnsan, vücuttaki en steril yer olan ana rahminden dünyaya geldiğinde ilahî rahmetin bir tecellisi olarak rızkı hemen hazırdır; anne sütü…

Öyle ki, doğumdan hemen sonra östrojen hormonunun azalmasıyla süt üreten prolaktin hormonu üzerindeki baskı biter ve süt üretimi başlar. İlk süt (kolostrum) mucizevî olarak protein ve savunma hücrelerinden zengindir.

Böylece ilk rızkını emen bebek kolostrum ile hem korunur hem de yüksek kalorili beslenir ve barsak hareketlerini artırır. İlk dışkısı mekonyunmunu daha rahat çıkarır.

Anne sütünün % 90’ı aslında sudur. Çünkü bebeklerde dehidratasyon (susuz kalma) çok daha çabuk gelişir. Bebek emdikçe süt üretimi devam eder, ayrıca salgılanan oksitosin sütün memede hareketini kolaylaştırır ve bu oksitosin hormonu yeni doğum yapan rahmi kasarak, rahmin eski haline dönmesini hızlandırır.

Anne sütü; vücut ısısındadır, içeriği bebeğin gelişim ayına göre değişir. İçinde bulunan immünglobulin denen antikorlar bebeği mikroplardan korur (bunlar protein yapısındadırlar, normalde proteinler midede sindirilirken ilahî hikmetle bebekte sindirilmezler).

Anne sütünde suda çözünen tek D vitamini olan bir vitamin türü bulunur (normalde D vitamini yağda çözünür kemik gelişimi için çok önemlidir).

Ey insanoğlu, bu muhteşem yapıyı görmez misin?

Daha doğar doğmaz seni bu ilahî rahmet çeşmesiyle rızıklandıran Rabbine yine de şükretmez misin?

 

Parmak İzi

Dünyanın en iyi ressamını bulup ondan şunu istesek;

Çizebildiğin kadar değişik insan yüzü ya da insan parmak izi çizer misin?

Acaba 10 mu? 100 mü? Hadi 1000 olsun, daha fazlasını çizemez.

Veya şu an en gelişmiş bilgisayarla aynı olayı yapmaya çalışsalar, 10000 belki 100.000! farklı parmak izi çizilebilir en iyimser rakamlarla…

Evet, Allah (c.c) şu an yaşayan 7 milyar insan ve Hz. Âdem (a.s)’den beri sayısı 100 milyardan fazla olduğu tahmin edilen (ki doğrusunu Allah bilir) insanın parmak izlerini farklı farklı yaratmıştır.

Yeniden dirilişi anlayamayan veya anlamak istemeyenlere anlamlı bir mesaj olan bu olayı yüce Yaradan, Kur’ân-ı Kerim’de şöyle bildiriyor:

“Evet, onun parmak uçlarını dahi derleyip (yeniden) düzene koymaya güç yetirenleriz.” (Kıyâmet, 75/4)

 

Yüksük Kadar DNA

İlahî bir sanat eseri olan DNA (Deoksiribonükleik asit) insanın canlılık işlevleri ve biyolojik gelişmeleri için gerekli olan genetik talimatları taşıyan bir nükleik asittir. Yani insanın biyolojik kimliğidir.

DNA, insanın tüm karakteristik ve biyolojik özelliklerini kapsar. DNA zinciri 2,2-2,6 nanometre genişliktedir. 1 nanometrenin 1 milimetrenin milyonda biri olduğunu söylersek bu muazzam yapının küçüklüğü belki anlaşılır.

Yüz milyarlarca insanın âhirette nasıl haşrolunacağı sorusunu soranlara cevap;

Tarih boyunca yaşamış ve yaşayacak insanların (en doğrusunu Hakk Teâlâ bilir) toplam DNA’ları bir terzi yüksüğüne sığacak kadardır.

Ey insanoğlu, hala anlamıyor musun?

Sen ne kadar küçüksün ve Rabbimiz ise ne kadar büyük!

Bütün bunlara ihtiyaçtan münezzeh Yaradan’ın elbette ki “OL” demesi yeterlidir, ama bu yaratılış mucizelerini de göz ardı etmek mümkün mü?


Dr. Zafer Tortum -Merhum diğer yazıları