Vuslat ATALAY

Müminin Miracı NAMAZ

Müminin Miracı NAMAZ
18 Eki

Namaz kılarken herkesin sırtında bir yük vardı içeri girdiğimde, bende bari kapıyı yükleneyim!

Peygamber aleyhisselatu vesselam Efendimize miraç mucizesi ile bahşedilen namaz… Mümin kulun her vakitte, gittiği secde de yaşadığı mucize… Müminin miracı… Allah celle ve ala hazretleri ile perdelerin kalktığı yer… Kulun halini arz ettiği, arz edilenlerin kabul edildiği benzersiz makam…
Kul bunun ne kadar farkında? Her gün beş vakit kıldığı namaz, belki de uykusundan feragat edip kalktığı nafile ibadet, teheccüd… Peki, bunları fiziksel olarak yapılan spordan ayıran ne? Evet, namazın insan bedenine yaptığı ve bilimce de söylenmiş etkileri, Yüce Yaratıcının yarattığı her şeydeki mükemmelliğin tartışılmaz kanıtı… Ancak namazın ruhumuzda bıraktığı eserleri tam olarak görüp, o eserlere erişebiliyor mu mümin? Yoksa günlük hayat gailesi içinde kaybolup giderken, namazı da bu gailelere yoldaşlık mı yaptırıyor? Evet, varıyor secdeye, vaktini sektirmiyor, gidiyor rükûya, secdeye… Ama sırtında dünya işi, kalbinde dünya sevgisi ile. Hani yükseldiğimiz miraç, Yüce Rabbin huzuruna varıp kaldırdığımız perdelerimiz! Ecir heybemize doldurabildiklerimiz iş güç, geçim derdi, akşama yapılacak yemek, onun bunun ne dediğinden mi teşekkül… 
Kıssadan hisse anlatıla durur, bilenler vardır muhakkak. Dışardan bakanın deli, içinde ne olduğu Allahu Âlim olan bir kişi girer camiden içeri. Bakar sağa sola. Sonra çıkar aniden ve sırtında bir kapı yüklenmiş halde geri döner camiye. Başlar bu şekilde namaz kılmaya. Namaz bitince cemaat, tabi ‘Bu delidir!’ diye alaya alırlar zatı. Zatın gördüğü ise içler acısı… Cevap verir cemaate. ‘Namaz kılarken herkesin sırtında bir yük vardı içeri girdiğimde, bende bari kapıyı yükleneyim!’
Buradan elbette çıkaracağımız dersin çok ve fazlasıyla büyük olması lazım bir mümin için. Her gün beş vakit, her vakitte defaten yaşadığımız mucizenin mükâfatını hakkıyla alabiliyor muyuz? Mizan kurulduğunda, ilk geçeceğimiz sorgu namaz iken, biz acaba bu sorgudan nasıl geçeriz korkusu ile mi veriyoruz secdeye yoksa namazı bitireyim de işime bakayım diye mi varıyoruz?
Yüce Allah celle ve ala hazretleri sırrını takdis etsin, secde de ayağındaki oku çıkartan hazreti Ali efendimiz gibi bir huşuya erebilir miyiz? Orası muamma ama dünyadan az da olsa kopabilsek, kıldığımız namazlarımızda, huzura vardığımız secdelerimiz de kendi miracımıza hakkıyla tanık olabiliriz belki de….
Cenab-ı Allah, biz Müslüman kullara dinimizi ve hazreti Allah celle celaluhunun emirlerini hakkıyla anlamayı, anladığımızı da hakkıyla idrak ve ifa edebilmeyi nasip eylesin!


Vuslat ATALAY diğer yazıları