Prof. Dr. Hüseyin ALGÜL

Üç Ayların Değerlendirmesi

Üç Ayların Değerlendirmesi
28 Haz

Üç aylar psikolojisi ile ilgili yapılacak ilmî analizler, bu ayların ahlâk eğitimi açısından bireye ve topluma kazandırdığı güzellikler hususunda daha net sonuçlar sunabilir.

 Hz. Peygamber’in hicretini esas alan ay takviminde yer alan “Receb, Şa‘bân, Ramazân” ayları, halk arasında kutlu ve mübarek aylar diye tanınır. “Üç Aylar” ifadesi ile de bu aylara yüklenen faziletlerin kastedildiği söylenebilir.

Dinî literatürümüzde ve yüzyıllardan beri akıp gelen şifahî ananede dilden dile aktarılan bilgiye göre Üç Aylara yüklenen faziletlerin ana sebebi, mübarek gecelerden Regâib ve Mirâc kandillerinin Receb ayında, Berat kandilinin Şa‘bân ayında, Kadir gecesinin ise Ramazan ayında olmasıdır.

Peygamber Efendimizin, Ramazân ayı dışında en çok Receb, Şa‘bân, Muharrem ve Şevvâl aylarında tam ayı kapsayacak tarzda olmamakla birlikte nâfile oruç tuttuğunu ashâb-ı kirâm bizlere haber vermektedir.

Sevgili Peygamberimizin, ashâbtan bir zat ile aralarında geçen konuşma Şa‘bân ayında oruç tutmanın önemini yansıtır mahiyettedir. Bu konuşma kaynaklarda şöyle yer alır:

Peygamber (s.a.s), bir kimseye hitaben:

Sen bu ayın (Şa‘bân’ın) ortalarında bir oruç tuttun mu?” diye sordu. O zat:

Hayır, tutmadım.” deyince, Rasûlullâh (s.a.s):

O halde Ramazân’dan çıkıp iftar ettiğinde (yani Ramazân bayramından sonra) o tutmadığın oruç yerine iki gün oruç tut!” buyurdu. (Müslim, Sıyâm/200)

Hadîs-i şerîflerden anlaşılıyor ki Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve selem, Receb ve Şa‘bân aylarında;

ü Daha çok oruç tutar,

ü Farz namazlardan başka nâfile kılar,

ü Zikir ve tesbihini (Yüce Allah’ı noksan sıfatlardan münezzeh kemâl sıfatlarıyla muttasıf olarak kalb-i selîm ile vecd üzere anmasını), hamdini ve şükrünü daha da arttırır,

ü Yoksullara daha çok sadaka verirdi.

Ashâb-ı Kirâm da bu ayların faziletine erişmek için var güçleriyle çalışırlardı. Onlar da;

ü Farza ilaveten nâfile ibadetlerini arttırırlar,

ü Çok tevbe ve istiğfar ederler,

ü Yoksullara yardım ederler,

ü Yetimleri, kimsesizleri, düşkünleri, ilgiye muhtaç yaşlıları sevindirirler,

ü Bilhassa Şa‘bân’dan sonra Ramazân geleceği için bu huzur ve sevinç ayına yoksulların da hazırlıklı girmeleri için ellerinden gelen her yardımı yaparlardı.

Görüldüğü gibi üç aylarda ibadet-yoğun bir hayat yaşamanın, yani ibadetler konusunda daha duyarlı davranmanın sonuçları insan kişiliğinin olumsuzluklara kaymasının önüne geçilmesi, kişilerin iyilik duygularının gelişmesi, ilgiye, desteğe, yardıma muhtaç toplum kesimlerine de gereken ilginin artması tarzında yansımaktadır.

Dolayısıyla bu aylarda kişiler, kullukta daha duyarlı davranma ihtiyacını hissederler demek, o kişilerin her konuda olumlu davranışlarını daha da arttırma çabasına girmeleri, hayır-hasenât tarzındaki hizmetlerine de önem vermeler anlamına gelmektedir. Bundan da hem birey hem de toplum fayda görmektedir.

Üç aylar psikolojisi ile ilgili yapılacak ilmî analizler, bu ayların ahlâk eğitimi açısından bireye ve topluma kazandırdığı güzellikler hususunda daha net sonuçlar sunabilir.


Prof. Dr. Hüseyin ALGÜL diğer yazıları