Vesiletü’n-Necât
17 Tem

Bismillah diyelim ve Allah’ın Selam ismiyle selametle başlayıp, Süleyman Çelebî Hz.lerinin (v. H.825/M.1421) Vesiletü’n-Necât’ını tanıtmaya çalışalım. Ufak bir hatayı Ahmed Aymutlu’nun düzeltmesiyle devam edelim. Bilindiği üzere Mevlid-i Şerifteki ‘Merhaba faslı’ çoğu zaman o büyük veliye atfedilmiştir, ama şair Ahmed tarafından 65 yıl sonra yazılmıştır (H. 873). Sonraki yıllarda gelen müstensihler karıştırmaya devam etmişler. Ve bu işin içerisine şarkiyyatcılar da girince sanılıyor ki hata yapmaz batılı araştırmacılar (E.J.W. Gibb, Irmgard Engelke, Mac Callum) ve böylece kopyacılık devam edegelmiş. Burada bir hasımlılık söz konusu değil, sadece düzeltmeyi yaparak, bizlerin Mevlid-i Şerif konusunda daha hassas olmamızı önemini bilmemizi kendimize tembihleyerek hasbihalimize devam edelim. Kendimizde ne şair ne şiir tenkitcisi görmüyoruz, ama Kasideleri, Na’tları, Mevlid-i Şerifleri dillendirerek bir vesile-i necât kapısına bakıyoruz.

Evvela Mevlid-i Şerif’in Fasıllarını kısaca tanıtalım;

 

1. Münâcat

Literatürde Allah’a yalvarmak manasına geliyor münâcat[1], ehli tarik olan Süleyman Çelebî Hzlerinin de ilk başvurduğu kapıdır yakarış. ‘Allah Adın zikr idelüm evvelâ, Vâcib oldur işde her kula...’ Ve bizlere Kur’ân-ı Kerîm’den ve Hadis-i Şerif’ten örnek getirerek Allah’ı zikretmenin ehemmiyyetini öğretiyor.[2]

 

2. Dua

Şair kendisine şu mısralarla dua edilmesini salık veriyor.

Hak Teâlâ rahmet eyleye ana

Kim beni ol bir duâ ile ana

Her kim diler bu duâda buluna

Fâtihâ ihsan ide ben kuluna

Bu faslın sonunda kusurlarını afvedilmesini okuyucularından ve dinleyicilerinden diliyor ve bu da ne kadar tevâzu sahibi olduğunu gösteriyor.

 

3. Hilkat

Yaradan’ın gücünü bildirip her şeyi nasıl yoktan var ettiğini ve tekrar dirilteceğini bildiriyor. Devamla Peygamber Efendimiz (sas) için bütün kâinatın yaratıldığını bildiriyor. Burada Hz. Hassan b. Sâbit (ra) “es-Subhu bedâ...” diyerek nasıl güneşin, gündüzün aydınlığını ve gecenin siyah nurunu parlaklığını O’ndan aldığını bildiren mısralar gözümüzün önüne geliyor. Bütün peygamberler O’nun için geldikleri ve İsa (as) O’na ümmet olmak için göğe çıkartıldığı şu mısralarla bildiriliyor[3];

Ölmeyip Îsâ göğe buldu yol

Ümmetinden olmak için idi ol[4]

 

Bir sonraki olan velâdet faslını gelecek sayımızda manzûrû âlilerinize sunmak ümidiyle. Ekteki Mevlid-i Şerifin bir kısmını okumanızı diliyor. Ulu veli Süleyman Çelebi Hz. Ruhuna Fatiha Sûresini esirgemediğinizi ümit ediyorum.

İşte Anadolu’nun gerçek fatihlerinin Aziz ve Latif Peygamberimize nasıl bağlı olduklarını birkez daha görüyor ve sizlerin affına sığınarak, hatalarımızın düzeltilmesi ve doğru yola iletilmemiz niyazında bulunarak dualarınızı bekliyorum.

Yine yüce Peygamberimiz, Ümmetinin Mevlâsı Efendimize salât ve selâmımızı ilimler adedince salat selamlarımızı iletiyoruz. Ve dahi Hocamızın teveccühüne mazhar olmayı arzu ediyor, çalışmalarımızda muvaffakiyet diliyor ve tesirini halk etmesini Yüce Yaradan’dan istiyoruz.

Dualarınızda bizleri unutmayacağınızı umarak duamızı tekrar ediyoruz; Ya Rab, Kurbiyeti İnsanı Kâmil nasip et!

Ve âhiri da’vahüm ve eni’l-hamdülillâhi rabbi’l-âlemîn.

Geceler boyunca Kur’ân, dua, tesbih, ezkâr ile nöbet tutan kardeşlerimize Fâtiha göndererek hitama erdirelim.

 

Bâkî ve Kevserî selamlar...



[1] Ş. Sami, Kâmûs-u Türkî, İstanbul, 2012, s. 1088.

[2] Aymutlu, Süleyman Çelebi, s.72-73.

[3] Aymutlu, Süleyman Çelebi, s.43-44.

[4] Necla Pekolcay, DİA, C.29, A. p.486.

[5]  Necla Pekolcay, DİA, C.29, A. p.486.


Tufan ATMACA diğer yazıları