Zuhur

Mektubât-ı Geylani – 2. Mektup

Mektubât-ı Geylani – 2. Mektup
07 Şub

Talib ol. Günleri boşa geçirme… Daima, aradığın bir şey olsun… Taleb eden mutlaka bulur…

Ey Aziz,

Bu mektup, sana daha başka şeyler anlatacak… Seni amele ve cihada teşvik edecek… Oku,anla ve gereğini yapmaya gayret et…

Talib ol. Günleri boşa geçirme… Daima, aradığın bir şey olsun… Taleb eden mutlaka bulur…

Ama yollarını bilmek gerek… Taleb gümüşünü:O kimseler ki, uğrumuzda cihad ederler.”(29/69)Mealindeki ayet-i kerimenin potasında eritmeye bak…Sanır mısın ki; eline çalışmadan bir şeyler geçer… Ahlaki bir disiplin yolunu tutmadan,aradığını bulmaya nasıl kalkarsın ve nasıl erimeyi düşünürsün…

Talib olacaksın; fakat bu taleb işinde pek fazla ileri de gitmeyeceksin… Çünkü aşırı taleplerçoğu zaman karşılıksız kalır… Bilhassa Hak Teala’yı taleb işinde dikkatli olmalısın… Onunçizdiği hududu aşmaya kalkmayasın… Sonra aradığını bulamayacağın gibi; elde ettiklerini dekaybedersin. Bilhassa zat-ı ilahi için: “Allah, Zatı için; dikkatinizi çeker…” (3/28)Buyurulurken; Zat-ı İlahi hakkında ulu orta laf etmemeyi ve ona dair fikir serdetmeyegirişmemeyi emreder.

İşte talep sınırını burada çizmen gerek… Oraya varmak için yoluna devam et… Fakat ondansonrası için, bir talebin olmasın… Sadece bekle… Yol açılırsa, yürü Yoksa yine bekle… Yinebekle… Ama bu bekleyiş seni usandırmasın…İçten talebini devam ettir. Fakat anlatılan şekilde olsun… Öyle olursa talebin halis olur…Taleb gümüşün kendiliğinden erir ve ona:“Yollarımızı onlara açarız…” (29/69)Müjdesi gereğince padişahın tuğrası vurulur… Bu tuğra; ancak talebini anlatılan şekildedevam ettirenleredir. Onlara katılmak ve onlar gibi talib olmak ve bu tuğrayı almak nesaadet…Bu saadete eren talibin talebi kıymet bulur… Dünyalık mallar, onun karşısında değersizdir.Onu satacak pazar bulunmaz… Ancak onun, değeri bulunup satılacağı pazar, şu pazardır: “Allah müminlerle alışveriş yaptı, Nefislerini aldı… Mallarını aldı… Ve… Bu aldıklarınakarşılık, cenneti verdi…” (9/111)

Bu pazarda taleb asıl değerini bulur. Taleb gider karşılığında büyük bir meblağ gelir… Artıkbu meblağ o talibin bir sermayesi olur…Anlatılanları yaparsan, sen de o sermayeyi bulursun. Yolun inşaallah Hak yolu olur…Ve: “Ayık olunuz, Halis din ancak Allah’ındır…” (39/3)Mealini taşıyan ayet-i kerimenin manasını artık anlarsın…

Halis olmaya bak. Her elde edeceğin iyi şey, mutlaka ihlâsla olacaktır; iyi bilesin…Şunu da unutma ki, gerçekten ihlâs sahiplerini azim tehlikeler bekler. Onları kolay atlatmak,bu yolun yolcusunda bulunması gereken aşka bağlıdır… Sen de, bu yolda aşka dalarsan, buihlâs sahiplerini bekleyen tehlikelerin sırrı sana çözülür… Önünde çözülür; seyredersin…

Aşkı bul, şevk ehli ol… İhlâsı bul… Bunları bulduğun zaman:“Allah’ın, sinesini İslam’a, açtığı kimseyi mi soruyorsun… O, Rabbından gelen nurla yolunadevam eder…” (39/22)Ayet-i kerimesinde belirtilen ihsan kucağı sana da açılır… Zikri geçen ayet-i kerimenin nuruyolunu aydınlatır…Sen aşkı ve şevki bulmaya bak… Bunları bulduktan sonra, sana ne ihsanlar gelir; ne ihsanlar:Rabbımız kerem sahibidir; sineni açar ve:“Bana dua ediniz; duanızı lehinize olacak bir şekilde kabul ederim…” (40/60)Ayet-i celilesi gereğince kalbini harekete getirir… Ona, yani Allah-ü Teala’ya bol dua etmeye,yalvarmaya, yakarmaya başlarsın… Bu yalvarma ve yakarmanın karşılığını da mutlaka alırsın.

En mühimi ilahi lütuf ve keremi bulmaktır… Onu bulduktan sonra manevi derecen yükselir…Dünyanın maddi ve fani şeyleri, gözünden ve gönlünden düşer… Hakikati artık anlamış vebilmiş olursun… Böyle olduktan sonra, anladığını ve bildiğini başkalarına da anlatman gerekliolur. Bir nevi irşad makamına geçersin… 0 zaman sana: “Söyle…” (4/77)Denir… Söyle yalan mı?.. Bu emir karşısında titremeye başlarsın… Fakat tehdit olmadığınıanlar; sakinleşirsin… Ancak kendinde pek konuşacak ta- kat bulamaz bir halde iken: “Dünyanın metal azdır…” (4/77)Fermanı imdadına yetişir… Zaten kalbinden silinen fani şeyler, biraz daha silinir… İyice, kökükazınır…Artık bu fani şeylerin değil, ötelerin yücelerin malı olursun… Fakat onun için bir işaretgöremeyince üzülürken, yine sana kerem dili çözülür ve: “Ahiretinki elbette hayırlıdır…” (4/77)Cümle-i celilesi ile gönlünü açar… Böylece, fani şeyleri kalbinden attıktan sonra, oraya neyindolacağını anlamış olursun…

Bu iş lafla olmaz ki, bu da ayrı bir hakikattir. Elbette, kalbden dünyanın gidip, yerine ahiretingelişi; zahirde bilinen geliş gidişler gibi görünmez… O bir haldir… Halin de ancak zahirdealametleri vardır:İşte sen de bu alametleri araştırırken: “Bu, ittika sahiplerine olacaktır…” (4/77)Cümlesi bir kurtarıcı gibi karşına çıkar… Kendi kendine: Demek ki, dünya metaını az gören, ahireti ondan üstün ve hayırlı bulan zatlar, ittika sahibiolan zatlarmış…Dersin… İşin hakikatini anlamış olursun artık… Dünya sevgisini, ebedi kalbinden atar; yerineahiret sevgisini koyarsın… Bu sevgiyi muhafaza için de; ittikayı kalb kapına bekçi yaparsın.

Sonra:Allah’ım, beni ittikadan ayırma… Dünya hırsı kalbime girmesin…Diyerekten de yalvarırsın… Ve her daima ittika halini gözetmeye başlarsın… İttika halinindevamını gördükçe, duanın da kabul olduğunu anlarsın… Ve… Sevinirsin…Ve… Bilirsin ki, yapılan dualara mutlaka icabet olur… Ne var ki, herkese bilinen yoldan icabetolmaz… Ancak; içini temizleyenler, özünü Hakka yakın edenler duanın ne şekilde ve nezaman kabul olduğunu anlar… Misal olaraktan da kendi halini ele alabilirsin…Artık sana bir başka rüzgârlar esmeye başlar. Ne yandan bilir misin:? “Biz ona şahdamarından daha yakınız…” (50/16)Canibinden… Bu rüzgârın estiğini duyan kalb ağacının dalları oynamaya başlar… 0 rüzgârlarestikçe, yaprakları birbirine değer ve tatlı tatlı nağmeler çıkarır…Belki de o yaprakları yavaş, ahenkli bir şekilde dökülmeye başlar ki; o zaman, senin için birsonbahar havası esiyor demektir.

Bu hal âleminde, artık ilkbaharla karışık bir güz başlamış demektir. Orası; yazı güzüne, güzüyazına karışık bir âlemdir… Çok hizmetli işlerin olduğu bir bahçedir… Sakın onlara dalıpyolundan olma… Hiçbiriyle ilgilenme: “Allah, de; öteyi bırak…” (6/91)Sen böyle diyebildiğin an, rüzgârlar sert esmeye başlar ve seni fani eşyadan soyar… Ağyardanayırır…Orası bir başka âlemdir… Ve orada:“Allah’dan başka bir ilah çağırmaya kalkma!” (28/88)Emrinden başka bir emrin gereği yapılamaz…

Orası ne daimi bir ilkbahardır; ne de sonbahar. Orası; an be an tecellilerle değişen bir havayasahiptir… Herkes kabiliyetine göre bir hava teneffüs eder; kimi ilkbahar, kimi sonbahar…Kimi de kış… Şayet sen, benliğini yitirir, senliğini bulursan, daima bir ilkbahar havası teneffüsedersin…

Sakın; bu havayı herkesin teneffüs edeceğini sanmayasın… 0 hava, yalnız:“Onlara, taa ezelden katımızda iyilikler yazılmıştır…” (21/101)Cümlesinin tefsirinde kimlikleri gizli zatlara mahsustur… Bu ayet-i kerime, aynı zamandakendini bilenlere bir müjdedir…

Sakın; kendi kendine, benim de istidadım var mı yok mu diye üzülme… Lüzumsuz vefaydasız yollar aramaya kalkma… Hemen kendini ölçüye vur; Hak yolunda devamlıysanistidadın var demektir… Şayet istidadın yoksa aramak da aklına gelmez; sormak da…O istidada sahip olduğunu anladıktan sonra, beklemeyi öğren… 0 beklediğin âlemde, ilahi vekudsi bir rahmet yağmuruna tutulursan, sakın; usanıp kaçmayasın. Islansan da, çevren göl deolsa kaçma… Dur ve bekle… Çünkü 0; dilediği zaman: “Kimi arzu ediyorsa onu zatına seçer…”(42 / 13)

Şunu da aklında tut ki, seçmeden evvel dener. Bilesin ki, orada bekleyişin, bir denemeiçindir… Başarı kazandığın takdirde, ilahi kudret bir bulut şeklinde seni kaplar; ötelere… çokötelere… Ötelerin de ötesine çeker götürür…Düşün bir kere içinde bulunduğun âlemin güzelliğini… İlkbahar… Feyiz bulutları… Ve nihayetfazilet yağmuru… Bunların hepsi senin özünde olmakta ve senin için olmaktadır… Neredecereyan ediyor bu işler, biliyor musun?…

– Kalbinde…

Dersek hiç şaşırma… Çünkü sen, yalnız kalbinden ibaretsin… Sakın kalb denince, maddihayatın devamına sebep olan, sinendeki o et parçasını hemen aklına getirme… Bizim anlatmakistediğimiz kalb, bir başka kalbdir… Yeri gelince onu da uzun uzun anlatacağız… Asıl bizimanlattığımız kalb, sana:

– İnsan…

Dedirten kalbdir… Ve sana:

– Adem…

Dedirten kalbdir…

O kalbin sahası geniştir… Arazisi, yani toprağı münbittir…Feyiz bulutlarından fazilet yağmuru alan, o kalb, sana ilim yemişi verir… Yani, ledünni ilim.

– “Biz ona katımızdan ilim öğrettik…” (18/65)Buyurulur…

Artık haller halini buldun… Ağaçların yeşillenmeye ve dal budak salmaya başlar… Bunlarınvereceği yemiş, sadece içinde kalmaz… Çünkü sen cimri olamazsın… Sen o kimselerdensin ki;onlar hakkında Allah-ü Tela’nın:“Muhakkak Allah’ın rahmeti, dış Meme muhsinlerden gelir…” (7/56)Ayetiyle anlattığı muhsinler safındasın…

Bu halleri yaşadıktan sonra, kendini bir sır âleminde bil… Oranın uçsuz, bucaksız vadileri veakar ırmakları var… Vuslat pınarları orada çok tatlı akar… Bu âlemde olduğun için nasıl olsaher zaman içerim, diye bir düşünceye kapılma… Çünkü oradan: “Öyle bir göze ki… Yakınlığı kazananlar, yani Mukarrebün olanlar içer…” (83/28)Başkaları içemez… Sen de içmek diliyorsan, Mukarrebün zümresinden olmaya bak…Anlatılan halleri elde etmek için; biraz gözyaşı akıtmak icab eder… Yalvarmak, yakarmakgerekir… Hatalar, için istiğfar etmek ise, baş şarttır; bilmek gerekir… Bunlar birer ilahihibedir… 0 hibeye ehil olmak için, gözyaşlarıyla, sineyi pak etmekten gayri çare yoktur…Sakın yaptığın ibadetine, falan da güvenme… Çünkü bu:“ Allah’ın fazlıdır; dilediğine ihsan eyler…” (5 / 54)

– Ben hak kazandım; verilmemesi zulümdür.

Gibi yersiz bir laf etmeye kalkanlar, hava alır. Hele bu Meme kadar gelenler… Böyle bir şeyidüşündüler mi, derhal kapı dışarı edilirler… Allah saklasın… Allah’ın o fazlına erenleremüjdeler olsun… Mübarek olsun halleri… Çünkü onlara:“Korkmayınız… Artık mahzun da olmayınız… Size müjdeler olsun… İşte size vaadolunduğunuz cennet…” (41/30)Duyurulan, ilahi bir fermandır… Artık, geçmiş geçip gitti. Gelecek şimdiki hallerinden dahaiyi, olacak… Niçin daha iyi olmasın ki:“Allah onlardan razı; onlar da Allah’tan razı ve memnun…» (5/119)Beraetini alındıktan sonra peşinden şu emir:“Yiyiniz, içiniz… Hem de rahat… Rahat…Bunlar amellerinize karşı mükâfattır…” (5/119)Bu nimetler daha bu âlemde iken kazanılır… Allah’a yalvaralım; bize de nasib eylesin…

Allahım, bize de nasib eyle.

Âmin!


Zuhur diğer yazıları