09 Aralık 2022
Zuhur

es-selâmü aleyküm ve rahmetullâh

es-selâmü aleyküm ve rahmetullâh

Onlarla yolumuzu izimizi bulur, selamete ereriz.

 

 

Zaman ne kadar da hızlı akıyor değil mi?  Doğan büyüyor, büyüyen yaşlanıyor ve ennihâye ömrü hitâma eren, hâk ile yeksân oluyor. Acaba insanoğlu hayat ile ölüm çizgisi arasında gidip gelirken yüce Yaradan’ın kendisine ihsan ettiği onca nimetin kadr u kıymetini takdir edebiliyor mu?

 

Bir gül gibi sararırsın

Teneşire uzanırsın

Sen kendini ne sanırsın

Ölüm sana gelir bir gün

 

Aldanma hiç gençliğine

Güvenme hiç kimliğine

Kavuşursun benliğine

Ölüm sana gelir bir gün

 

Etin çürür toprak olur

Ağaç dalın yaprak olur

Sanma ondan kaçmak olur

Ölüm sana gelir bir gün.

 

Ölümü unutma düşün

Sonra O’nadır dönüşün

Kötü yolda nedir işin

Ölüm sana gelir bir gün

 

 

Bakarsın ki yolun sonu

Olursun masala konu

Sakın unutma sen bunu

Ölüm sana gelir bir gün

                                                                                      Zülcenâheyn

 

Dini anlamamız ve Hz. Peygamber’i (s.a.s) tanımamız noktasında rehber ittihaz ettiğimiz âlimler; haramlığı kesin olan şeylerden imtina etmemiz, şüpheli halleder de temkinli olmamız hususunda bizleri yeterince ikaz ediyor mu?

Yoksa var olan çarpık ve yanlış din algısı, uzun soluklu ve büyük medeniyetler kuran geleneğimizden kopmalar, tek kaynaklı (Kur’ân), dolayısıyla da tek yönlü bakış açısı, Sünnet üzerine atılmaya çalışılan şüphe tohumları… bizim âlimlerimizin(!) eseri mi?

Tarihte bilinen İslâm ve Müslüman muarızı batıl inançlara ve İslâm medeniyetinin temel prensiplerine yabancı kültürlere karşı sempati duyanlar ve neredeyse tam bir teslimiyetle teslim olanlar bizim din bilginlerimiz mi yoksa?

İşte bu noktada saygıdeğer Hocamız Abdullah Demircioğlu, gerçek âlimin vasıflarını ve bu husustaki temel umdeleri bir hadis-i şerif üzerinden ortaya koymaktadır.

Öyle ya;

Âlimin kalben, zihnen, kavlen ve fiilen zelleye/hataya ve bir anlık gaflete dahi düşmesi, İslâm ümmeti için kelimenin tam anlamıyla talihsizlik olur. Çünkü onlar İslâm toplumunun kandilleri mesabesindedir. Onlarla yolumuzu izimizi bulur, selamete ereriz.

Bu münasebetle böylesi âlimlerden olan büyük veli Mustafa Hayri Öğüt Efendi’yi de saygı ve minnetle yad ediyoruz bu sayımızda.

Bir sonraki sayıda görüşmek üzere Allah’a emanet olunuz.

Bakî ve kevserî selamlar…


Zuhur diğer yazıları