Yolun Sonu Gelince

Sendeledi bir ihtiyar Yolu yarılayınca İçinden çekti bir ah Bacağı ağrıyınca

Sendeledi bir ihtiyar

Yolu yarılayınca

İçinden çekti bir ah

Bacağı ağrıyınca

 

Uzun bir hayat sürdüm

Baharı yazı gördüm

Soğuk kışlar kışladım

Son baharıma erdim

 

Saçlarım beyazlaştı

Gözlerim donuklaştı

Yaşım yetmişi aştı

Diyordu bu ihtiyar

 

Arkama bakıyorum

Ömrüme şaşıyorum

Ne kadar ah çeksemde

Şükür ki yaşıyorum

 

Gençlikteki yıllarım

Günlerim ve aylarım

Nasıl da çabuk geçti

Döküldü yapraklarım

 

Gençlikte zannederdim

Yaşlılık var mı derdim

Bazen serkeşlik eder

Dağı taşı gezerdim

 

Şimdi kamburum çıkık

Dişlerimse hep dökük

Yamalı pantalonum

Ceketimse hep sökük

 

Kalmışım yapayalnız

Ne oğul var, ne de kız

Dilimde tek acı var

Olmuş ağzıma sakız

 

Tekrar eder dururum

Ümit ki kurtulurum

Benim için tek çare

Rabbime kavuşurum

 

Gece gündüz ahlarım

Dilimde of oflarım

Bana yakın arkadaş

Hayıflanır, vahlarım

 

Ey beni görenlerim

İyi düşünenlerim

Halimi anlıyor

Titriyor şu ellerim

 

Su akar oluk oluk

Şimdi artık yolculuk

Doğduksa öleceğiz

Kurtuluştur doğruluk

 

*Abdullah Demircioğlu Hocamız bu şiirini 90´lı yıllarda bir ihtiyardan, pir-i faniden ilhamla yazmışlar.


Zülcenâheyn diğer yazıları