Hayata Bakış
17 Eyl

Fethi Paşa korusunda Arada bir esinti olur

(13.06.2005/İstanbul, Fethipaşa Korusu)

Fethi Paşa korusunda

Arada bir esinti olur

Tatlı, yumuşak, nazik…

Bir yosun kokusu,

Burunlara dokunur

Kim bilir kaç sene önce

Yaşadı bu korularda

Fethi Paşalar…

Kim bilir kaç gün boyunca

Onları temaşa etti

Şu gördüğün ağaçlar

Paşalar, vezirler, padişahlar…

Geriye kaldı AH’lar

Şimdi razılar mı yerlerinden

Geri dönen yok,

Haber veren yok

Toprak altı seferinden

Bir zamanlar mazi oldu

Silindiler, yok oldular

Kaderin defterinden

Denizin kenara tıkırtılı, şıkırtılı

Vuruşları

Martıların uzaklardan

Haykırışları

Güneşin mahzun mahzun batışı

Gürültüler, araba sesleri

İnsanları boğuyor

Aman Allah’ım bu ne güzellik,

Ne manzara!

Baktıkça içim donuyor

Sanki ruhumun üstüne

İpekten kelebekler konuyor

Dokunmayın, uçmasın

Şu hayat, şu koru

Hayat kokuyor…

Kim dokudu, kim ördü

Bu güzellikleri

Bu kâinata, şu İstanbul’a

Bu mavi Boğaz’a

Kim verdi?

Kuş cıvıltıları,

Ormanın haykırışları,

Gezen tozan insanlar,

Atılan kahkahalar,

Maviliklerde makes bulan

Uzaklıklar, ayrılıklar…

Çocuk sesleri,

Uzaklardan düdük çalan

Gemilerin homurdanışları,

Denizi yara yara

Nazikçe süzülüşler…

Aman Allah’ım!

Martıların bağırışları…

Her şey sakin,

Hayat durmuyor,

Sanki her şey duruyor

Dalgalar, su sesleri,

Deniz uyumuyor.


Zül-Cenâheyn diğer yazıları