Zül-Cenâheyn

Zikir Ehline Bazı Önemli Hatırlatmalar - 1

Zikir Ehline Bazı Önemli Hatırlatmalar - 1
29 Eki

“Allah katında en üstününüz ondan en çok korkanınızdır” buyuran Cenab-ı Allah’ın ayetine kulak vermeliyiz...

1. Allah’ı zikretmek her zaman lâzımdır. Bunun için maddenin getirdiği ağır bunalımlardan kurtulup kalp ve ruh huzuruna ermek ancak Cenab-ı Allah’ı çokça zikretmekle mümkün olur

2. Nefsini tezkiye ve terbiye etmekle, Allah’ın rızasını kazanmaya talip olan mürit, günlük zikrini hiç aksatmadan yapmak mecburiyetindedir. Aksi takdirde Hadis-i Şerifte işaret edildiği üzere cennet ehli cennette oldukları halde, dünyada iken Allah’ı zikretmeden geçirdikleri günlerine nedamet edecekler, pişman olacaklardır. Ayrıca günlük zikrini yapmayan mürit zikrin manevi lezzet ve bereketlerinden istifade edemez.

 3. Bir mürşitten el alan bir mürit ona söz vermiş, ahdetmiştir. Dinimizde ahde vefa etmek emredilmiştir. Onun için mürit ahdini bozmayan kişidir. Allah’ın emirlerine sımsıkı sarılır, yasaklarından şiddetle kaçınır. Beş vakit namazını vaktinde eda ederek orucunu tutar, hali vakti yerinde ise haccını yaparak zekatını da verir. Ayrıca kaza namaz ve ibadetlerini bir an önce ikmal etmeye uğraşır. Kalbe perde olan boş şeylerle dilini meşgul etmez. Ayağını kötü yerlere atmaz. Azalarının hiç birisi Allah’ın (cc) nehyettiği semt ve mahallere gitmez. Beşer hali elde olmadan işlenilen günahlar olursa hemen tevbe ve istiğfar ederek, Cenab-ı Allah’tan affedilmesini diler. Eğer vakit ve fırsat buluyorsa farz namazlardan sonra bazı nafileleride ifâ eder . Bunlar kuşluk namazı, akşam namazından sonra kılınan evvâbin namazı, bir de teheccüd namazlarıdır.

 

4. Güzel ahlâk sahibi olmaya, herkesin gıpte edip  imrendiği bir müslüman olmaya gayret eder. Bu hususta mensubu olduğu silsileye, mürşide söz getirmemeye gayret gösterir. Kısacası Resulullah’ın sahip olduğu Kuran ahlakıyla ahlaklanmaya çalışır.

 

5. Mevcut diğer hak tarikatları ve onların mensuplarını da sever. Ama mensubu bulunduğu tarikatı daha çok severek, onun ilerlemesi, yükselmesi için canla başla çalışır. Bunu yaparken kırıcı, ezici, usandırıcı, yıkıcı olmaz. Bu hususta örneğimiz peygamberimiz, onun yüce sahabeleri ve tasavvufta büyüklüğünü ispat etmiş kişilerdir.

 

6. İhvanlar arasında sevgi ve saygı çok önemlidir. Aynı mürşidden el almış müridler Allah rızası için birbirlerini severler , bu hususta katıksız, hilesiz bir şekilde birbirlerini seven kimseler için enbiyanın ve şühedanın bile imreneceği, göz alıcı parlaklıkta köşklerin hazırlandığını haber veren Peygamber Efendimizin mübarek sözleri bize daima yol göstermeli ve en büyük önderimiz olmalıdır.

 

7. Tarikat ve tasavvufun dışında olup, bunun tadını tatmayan kimseler çoktur. Bunlar ister ilim sahiplerinden olsun, isterse olmasın, bu yolun yolcuları olan sizlere sataşıp söz attıkları zaman asla incinmemeli ve kırılmamalısınız. Onlara hayır dua etmeliyiz. Her ne olursa olsun onların dedikleri bizleri yolumuzdan alıkoymamalıdır. Çünkü kişi bilmediğinin düşmanıdır denilmiştir.

 

8. İnsanlığın ağır fesada düştüğü, gittikçe bozulduğu bir devirde yaşıyoruz. Bunun için en yakınlarımızdan başlamak suretiyle islâmı tatlı dil güler yüzle yolunu şaşırmışlara anlatmak mecburiyetindeyiz. Bunu yapabilmemiz için en çok bilgimizi artırmalı, boş bulunduğumuz zamanlarda kitap okumalıyız. Öncelikle farzı ayın olan ilimleri öğrenmek için fıkıh ve ilmihal kitaplarını zaman zaman okumalıyız. Ayrıca tasavvuf ve tarikata ait bilgilerimizi artırmamızda zaruridir. Bunun için bu sahada yazılmış ve tavsiye edilen eserleri de okumak icap eder.

 

9. Çok uyanık olmalıyız. İslâm düşmanlarının bizi hangi silahla vuracaklarını, vurmak istediklerini anlamalıyız, kavramalıyız. Bunun için onların silahlarına gerek maddeten, gerekse manen aynısıyla karşı koyup hiçbir saniyenin islâmın yükselmesi için kan akıtılmadan geçmediğini ve bu dinin böyle meşekkatlerle ve şehitlerin  kanları ile bir gül gibi bize teslim edildiğini düşünerek hizmet edip çalışmalıyız.  Böyle samimi çalışanlara her hususta yardımcı olmalıyız.

 

10. “Allah katında en üstününüz ondan en çok korkanınızdır” buyuran  Cenab-ı Allah’ın ayetine kulak vermeliyiz. Bunun için rengi, ırkı, cinsi, ne şekilde olursa olsun “Müslüman müslümanın kardeşidir” hadisi şerifini hatırımızdan çıkarmamalıyız. Bunun için Allah düşmanlarını, Kur’an ve islâm düşmanlarını, peygamber ve müslüman düşmanlarını çok iyi tanıyıp onlara asla yardımcı olmamalı ve onlar bizim en yakınlarımız bile olsa asla sevmemeliyiz. Bunun için “Kişi sevdiği ile beraber olur” Hadisi şerifini asla unutmamalıyız. Mücadele suresinin 22. ayet-i kerimesini düşüne düşüne okumalı ve anlamalıyız.

***

Zülcenâheyn


Zül-Cenâheyn diğer yazıları