Genç KALEMLER

İki Hece Bir Soluk; Vefa

İki Hece Bir Soluk; Vefa
25 May

Dilinden ve elinden müslümanların emniyette olduğu kimse...

Ebu Musa- radıyallahu anh- şöyle anlatır:

“Ey Allah'ın Rasulü! Müslümanların en faziletlisi kimdir?” diye sordum. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem:

“Dilinden ve elinden müslümanların emniyette olduğu kimse...” cevabını verdi. (Buhârî, İman/4, 5, Rikâk/26; müslim, iman 64, 65)

Kelimeler dahi anlatmaya vefa etmez onu... Zira herkese göre tanımı bir başka.

Herkese göre anlayışı, anlamlandırılışı, duyuşu bambaşka.

Çok farklı anlamlar barındırdığı gibi çok farklı dünyalar da barındırır kendinde.

İki hecedir ama bir solukta eser geçer ruh tenlerinde.

Varlığı bir can kurtarabilir mesela.

Yokluğu da nice canlara kıyabilir…

Ne var ki illa olması, barınması icap eden güzel bir haslettir.

Gelgelelim birkaç cümle ile açıklayacak olursak VEFA kelimesinin sözlükteki meali şöyledir;

Arapça bir kelimedir. “Ahdinde, sözünde durmak” diye tarif edilir.

Hakeza yine; sevgi ve dostlukta sebat ve devam olarak vücud bulur...

Tam tersi ise bivefa olarak isimlendirilir. Yani vefasız olmak manasına gelir bu da.

Manası itibariyle de hayatımızın odağına yerleştirdiğimiz bir kelimedir vefa. Belki çokça dile getirmeyiz bunu ama öyledir. Herkesin vefa sözcüğünü koyduğu bir yer vardır mutlaka.

Beklediği, umduğu, hasret duyduğu, vuslatına ermek için yandığı bir vefa bekleyişi vardır.

Güveni ve güvenilirliği ifade eder. Hadis-i şerifte de beyan buyrulduğu üzere tümüyle kişinin elinden dilinden hayır görüleceği bir kıvamı ifade eder.

Tüm bunların yanı sıra bivefa yani vefasız diye adlandırdıklarımız da mevcuttur. Vefayı sadece bir semt adı olarak bilenler mesela...

Vefa hasleti varsa bir insanda; kin, nefret, kıskançlık, haset o kalpte barınamaz. Bu da vefa duygusunun ne denli elzem, ne denli kıymetli bir nimet olduğunu gösterir. Zira ‘bir kahvenin kırk yıl hatırı olur’ demiş büyüklerimiz.

İşte bu cümle tam da vefanın bir tezahürüdür. Nitekim dostluğun, arkadaşlığın, sevgi bağının, kan bağının olduğu bir yerde vefa bir direk vazifesindedir. O olmadı mı, dostlar düşman oluverir. Hatırlar silinir gönül hanelerimizden.

Sonra zihinlerden çıkarılır birer birer hatıralarımız. İçi bomboş dostluklar peyda oluverir sonra hayatlarımızda.

Vefanın, vefalı olanın azılı düşmanıdır; düşmanlık, kin duyma, nefret etme, verdiği sözden cayma, emanet verildiğinde emanete sahip çıkamama…

İnsanı kemale ermeye vesile kılacak güzel bir huy ve Allah'a yakınlaştıracak bir meziyet olma hususuyla da nice yeteneklere sahiptir. Zira nasıl ki bir insan iyi temayüllere, meziyetlere sahip olan kişilere meyyal ise yüce Mevla’mız da sözünde duran, sözüne sadık, dostluğunda sebat gösteren kişileri ziyadesiyle sever ve onları mükâfatlandıracağını beyan buyurur.

Nitekim Kuran-ı Kerim'de;

Allah, sadakat gösterenleri, sadakatleri sebebiyle mükâfatlandıracaktır...” (Ahzâb, 24) buyrulmaktadır.

Yine bir başka Ayet-i Kerime'de de;

“...Kim ahdini bozarsa, ancak kendi aleyhine bozmuş olur. Kim de Allah ile olan ahdine vefa gösterirse, Allah ona büyük bir mükâfat verecektir.” (el-Fetih 10) buyrulur.

Bir insan unutmamalı ki Allah Teâlâ pek çok ayette “katında sözün değişmeyeceğini” (Bakara, 80) bildirmektedir. Buna mukabil müslüman da ‘söz ağızdan bir kere çıkar’ diyerek emin ve sadık bir kimse olmaya şiddetle devam etmelidir. Kendisine bir vefasızlık uğradı mı da buna aynı şekliyle icabet etmekten sakınmalıdır. Zira vefalı olmak ne kadar güzel bir davranış ise vefasızlık da bir o kadar çirkin bir davranıştır. Vefasız kimseler için şu hadis pek ibretlidir:

Ebû Hüreyre'nin (r.a) rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Allah Rasûlü şöyle buyurur:

“Münafığın alameti üçtür: Konuşunca yalan söyler, vaat eder, vaadine vefa göstermez, bir şey emanet edildiğinde emanete hıyanet eder.” (Buhari, İman 1/249; Müslim, İman 1/ 78)

Hâsılı kelam VEFA; iyiliklerin, sevginin, dostluğun, bağlılığın, verilen söz ve vaatlerin unutulmaması, gereğinin hakkıyla zamanında yerine getirilmesi, İslâm’ın her mü'minde var olmasını arzu ettiği en güzel hasletlerden bir haslettir. İnsanın kıymetini arttıran bir meziyettir.

O halde Cenâb-ı Hakk bize bu güzel huyu layıkıyla ifa edebilmeyi, elimizle dilimizle her hal ve kâlimizle insanların zarar değil fayda göreceği insanlar olabilmeyi nasip eylesin.

Âmin…

Ayşegül SAYIN


Genç KALEMLER diğer yazıları