Genç KALEMLER

Yolculuğun Kiminle ve Nereye?

Yolculuğun Kiminle ve Nereye?
17 Eyl

Peki ya şimdiki dönem gençliği bu sevginin neresinde?

“Yolcu yolunda gerektir”demiş atalarımız. Kulağımıza küpe olması gereken bir öğüt… Hayatımız bir yolculuktan ibarettir. İnsan bu dünyaya giriş kapısı olan anne rahminden girer ve yine çıkış kapısı olan kabir kapısından bu dünyaya veda eder. Bu süreç içerisinde ise hep bir yolculuk halindedir. Bir yerden başka bir yere sefer halindedir. Yolculuğunun ne vakit biteceği ise muammadır.

Yolculuk, yolcunun kendine çizdiği bir yol haritası sayesinde sürer gider. Bilmediği yolları kâh sorar kâh kendi bilgi ve yeteneğiyle keşfeder ve kâh bir rehber ihtiyacı duyar, onu takip eder. Böylelikle yolcu varacağı noktaya nihayet varır. Eğer biz de bir yolcu misali bir yola çıktıysak, bu yolculuğun nereye varacağını, nerede son bulacağını ve yolculuğumuzun seyrini önceden planlamalıyız ki yolculuğumuz yolunda gitsin ve bizi nihai son olan kabir kapısına sağ salim ulaştırsın.

Dünyaya küçük bir bebek olarak geldiğimiz günden itibaren yaşlılığımıza kadar geçen süreçte en kıymetli ve önemli devir, gençlik devridir. Gençlik dönemi dünyadan âhirete doğru olan yolculuğumuzda Allah’ın rızasını kazanabilmek için en çok sermaye elde ettiğimiz bir dönemdir. Peygamber Efendimiz de bu hususta ümmetine ‘yaşlılık gelmeden evvel gençliğin kıymetini bilmesi’ gerektiği öğüdünü vermiştir. Bu sözü dahi gençlere çok önem verdiğini, sevdiğini, onlarla iyi ilişkiler kurmak istediği ve yine biz gençlerin ahlaki bir olgunluğa erişmesini istediği için kurmuştur.

Şüphesiz Peygamber Efendimiz (s.a.s) ümmetine çok önem vermiştir. Bununla beraber gençlerinde iyi birer Müslüman birey olmaları için iyi eğitim almalarına o günkü şartlarda elinden geldiği kadarıyla önem göstermiştir. Çünkü ilk ayet “Oku!” diye başlıyordu. Alak sûresi 1. âyet-i kerime.

Ve yine Zümer sûresinde “Bilenlerle bilmeyenler hiç bir olur mu?” diyordu. Bu itibarla gençler indirilen ayetlerin okunması, anlaşılması, ezberlenmesi, yayılması, saklanması, gelebilenlere öğretilmesi, gelemeyecek durumda olanlara öğretmen gönderilmek suretiyle öğretilmesini sağlıyordu. İlk yıllarda Hz. Erkâm’ın evi, İslâmî eğitim-öğretimin ilk okullarından biri sayılıyordu. Peki, Peygamber Efendimiz bu denli çabalarken İslâm’a girenlerin ve gençlerin karşılığı nasıl oluyordu dersiniz? İslam’ın ilk yıllarında yaş ortalaması kaynaklara göre 10 ila 40 yaşları arasındaydı. Müslüman olduğu sırada Hz. Ali 10, Abdullah bin Ömer 13, Zeyd bin Hârise 15, Zübeyr bin el-Avvam ve Abdullah bin Mes’ûd 16, Talha bin Ubeydullah, Sa’d bin Ebî Vakkas, Erkam bin Ebi’l-Erkâm 17, Musab bin Umeyr yaklaşık 19, Ca’fer bin Ebî Tâlib 22, Osman bin Affân, Ebû Ubeyde bin el-Cerrâh 25-30 yaşları arasındaydılar. Hazreti Ebû Bekir ise 38 yaşlarındaydı.

İslâm’ın yayılmasında bu genç insanların çok katkısı oldu. Kur’ân ayetlerini ezberlediler, anladılar, özümsediler, şahıslarında yaşadılar, toplum hizmetinde güzel örnekler verdiler. Kimisi zincirlere vuruldu, kimisine de boğucu duman koklatıldı. Kimileri Sa’d bin Ebî Vakkas ve Ebû Ubeyde bin el-Cerrâh hazretlerinde olduğu gibi anne ve babalarının, kimileri de Musab bin Umeyr gibi tüm akraba gurubunun protestosuna maruz kalarak psikolojik baskı altına alındılar. Ne var ki onlar Aziz Peygamberimizden aldıkları feyizle engelleri aşabildiler. Aralarında Peygamber Efendimizle büyük bir sevgi bağı oluşmuştu.

Peki ya şimdiki dönem gençliği bu sevginin neresinde?

Peygamber Efendimiz kendi zamanında iken, gelecekteki ümmetine “kardeşlerim” hitabında bulunmuştu. Peki, biz bu hitaba ne kadar yakınız? Bunun ne kadar tefekkürü içerisindeyiz. Peygamber Efendimizden bedenen ayrı olsak bile ruhlarımız ona ne kadar yakın? Bu soruların muhasebesini sık sık yapmalıyız. Asırlar öncesinden bugüne kadar hiçbir tahribata uğramadan günümüze gelen bize emanet olarak bıraktığı Kur’ân’ın ve Sünneti’nin ne kadar peşinde ve izindeyiz?

Bütün bu soruların cevabını verdiğimizde ve sonrasında hayatlarımızı Kur’ân ve Sünnet’in izinde şekillendirdiğimizde bizim de kuşkusuz Peygamber Efendimiz ile aramızda sevgi bağı oluşacaktır.

Kuşkusuz yollar uzun ve meşakkatli. Aç kurtlar misali haramlar çevremizi kuşatmakta. Bize düşen ise rehberimiz olan Peygamber Efendimizin önderliğinde bu yolculuğu tamamlamak.

Önümüzde şimdi iki seçenek var. Ya kurtlarla çevrili bu ormanda kendi bildiğimiz yoldan gideceğiz ya da rehberimizle beraber yürüyeceğiz bu sapa yolları.

Evet, şimdi Ey Genç!

Senin yolculuğun Kiminle ve Nereye?

Ayşegül SAYIN


Genç KALEMLER diğer yazıları