10 Aralık 2019
Zül-Cenâheyn

Toprağın (Ananın) Dilinden

Toprağın (Ananın) Dilinden
26 Şub

Ben hanginize yanayım Hanginize ağlayayım

Ateş olsaydım

Senin dinini tanımayanlara

Gökyüzünden

Yeryüzünden

Sağanak sağanak yağsaydım

Rüzgar olsaydım

Doğudan batıya

Kuzeyden güneye

Esseydim

Haykırsaydım

Küfrün belini

Dilini, gözünü

Kırsaydım

Su olsaydım

Uğultu çıkaran

Gürültülerle

Bir Nuh Tufanı gibi

Her tarafı kuşatsaydım

Ve sana karşı gelenleri

Ya boğsaydım

Ya da doğru yola yollasaydım

Toprak olsaydım

İnandığım Sen için

Senin emrettiğin

Bütün mukaddes değerlerin için

Ezilseydim, basılsaydım

Çiğnenseydim

Her kötülüğü alıp bağrıma

Bir şefkatli ana gibi

İçime içime alıp

Kederlerimi üzüntülerimi

Bir merhamet toprağıyla

Örtseydim

Savaşda koşan anne gibi

Çocuğunu bulunca

Bağrıma bassaydım

Sen ki merhametlilerin en merhametlisi

Topraktan geldik

Toprağa döneceğiz

Toprağa gideceğiz

Ve bir gün

Topyekûn

Öleceğiz

Ana gibi bizi bu toprak

Bağrına basacak

Kucaklayacak

Bize gel diyecek

Ben senin ananım

Sense benden çıkan

Yavrusun

Bu yanık bağrımı bırakın

Biraz daha biraz daha

Ana şefkatiyle kavrulsun

Beni yağan yağmurlar teselli eder

Onlar benim gözyaşlarımdır

O damla damlalarla

Benim bu yanık bağrımda

Çiçekler güller biter

O RAHMET pırıltılarıyla

Haneler evler tüter

Yeter artık beni üzmeyin

Ey topraktan gelmiş

Toprak oğulları

Bende her şey var

Bende her şey gizli

Altın bende

Petrol bende

Taşlar, başlar

Enbiya ve evliya

Hepsi bende

Ben fakir bir ana değilim

Ben hazineler sahibi bir anayım

Ben Rabbimin de rahmetiyim

Sorarım sizlere

Kâfir olun

Münafık olun

Müslüman olun

Ben hanginize yanayım

Hanginize ağlayayım

İşte bakın ben

Kuraklıkla savaşdayım

Ağlaya ağlaya

Gözlerimde yaş kalmadı

Fakat ne yazık ki

Bu uslu çocuklar

Uslanmadı

Ağzımı tutsanız da

Elimi kolumu bağlasanız da

Anam öldü diye ağlasanız da

Ben dertliyim konuşacağım

Anlatacağım anlatacağım

Hele, hele kıyamet anında

İçimde sakladığım

Kimseye anlatamadığım

Haberlerimi

Bir bir sayacağım

Buna yürek mi dayanır

Güç mü yeter

Bilmem Size nasıl anlatayım

Ben toprağım, anayım

Dayan de dayanayım

Üstümde tepinenler var

Hanginize ağlayım

Ey insanlar, ey cinler

Yüzler, onlar, ey binler

Ey düşünen beyinler

Ben toprak anayım

Bağrımdan koptuğunuz

Zaman

Ayırdetmeden hepinizin yanağına

Binlerce öpücük kondurmuştum

Aman siz ağlamayın diye

Üzerimde biten güllerimi

Siz bakasınız

Görüp koklayasınız diye

Sizin için soldurmuştum

Baharı yaza katmıştım

Yazı da kışa ekleyerek

Temizlenesiniz

Ak pak olasınız diye

Dünyaları bembeyaz örtüyle

Doldurmuştum

Aç kalır da ölürüm endişesini

Size çektirmeden

Her mevsim binler çeşit yiyecek ve içeceği

Bağrıma depo etmiş

Sizlere merhametle sunmuştum

Ey banim toprak yavrularım

Sizin ayrılığınız beni yakıyor

Size dayanamıyorum diye

Bana çok yakın olduğunuz halde

Gurbetten içime

Çağırıyorum

Gelmemek şimdi eliniz demi?

Hayır değil

Çünkü emir yüksek yerden

Ta ötelerden

Göklerden

Bana toprak ana olarak

Bu özelliğimi veren

Yüce yerden geliyor

Dinlememek mümkün mü

Hayır değil

Fakat kiminiz gurbetini uzatmış

Kadın erkek

Kızım oğlum olarak

Ak saçlı, ak sakallı geliyor

Kim daha erken delikanlı olarak

Benim kucağıma giriyor

İşte o zaman bu ayrılık

Bu hasret

Bitiyor

 

Zülcenâheyn


Zül-Cenâheyn diğer yazıları