Editör

Hacı Mustafa Hayri Baba Malatyevî Hazretlerini Rahmet ve Minnet ile Anıyoruz (1895 – 1979)

Hacı Mustafa Hayri Baba Malatyevî Hazretlerini Rahmet ve Minnet ile Anıyoruz (1895 – 1979)
31 Eki

Evladım! Dünya ve ahret saadeti ancak Allah’ı zikirdedir. Allah’ın zikrini yapanlar dünya ve ahiret selamet ve saadetine ererler.

Seyyid Hacı Mustafa Hayri Baba Malatyevî (k.s), 1895 yılında Malatya’da doğmuştur. Babası Yüzbaşı Mustafa Hayri’nin, Malatya’nın Akçadağ ilçesinde görevliyken şehit oluşundan üç ay sonra doğan çocuğuna da Mustafa Hayri ismi verilmiştir. Ehl-i Beyti Rasûlullah’tan (a.s) olan bu büyük mutasavvıf, Seyyid Battal Gazi neslinden ve Koca Vaizoğulları ailesindendir.

Eski Malatya’da, bu günkü ismiyle Battal Gazi’de yaşamış olan bu aileden pek çok mutasavvıf yetişmiştir. Malatya velilerinin büyüklerinden olan ve kabr-i şerifi Battal Gazi’de bulunan Seyyid Koca Vaiz (k.s) hazretleri, Hayri Baba (k.s) Hazretlerinin ceddidir. Seyyid Koca Vaiz (k.s), Sultan IV. Murad devrinde yaşamış, zühd ü takvası ve kerametleriyle meşhur olmuş, IV. Murad kendilerine iltifat ve sevgi göstermiştir. Seyyid Koca Vaiz (k.s) tasarruf sahibi ve çok güçlü bir mutasavvıftır. Pek çok menkıbesi hala dillerde dolaşmaktadır.

Küçük denilebilecek yasta tasavvufa giren Seyyid Hacı Mustafa Hayri Baba (k.s), Elazığ’da meşhur Kadiri mutasavvıf Hacı Ömer Hüdayi Baba Kövengi’nin (k.s) halifelerinden Kürklü Hacı Muhammed Baba’nın (k.s) himmet ve tasarruflarıyla kemale ulaşmıştır.

Evladım! Dünya ve ahret saadeti ancak Allah’ı zikirdedir. Allah’ın zikrini yapanlar dünya ve ahiret selamet ve saadetine ererler. Şeriatla tarikatla amel edenler muvaffak olurlar. Yolumuz, şeyhimiz, mürşitlerimiz, pirlerimiz büyük zatlardır. Tarikimiz kuvvetli bir yoldur. Büyük bir caddedir. Çalışan mahrum kalmaz inşallah hem dünyada, hem ahirette. Yaramazların, bozguncuların anlattıklarına aldanmayın. Çatal kazık yere batmaz. Şâh Abdulkâdir Geylânî’den rucû’ eden (dönen) mürit kolay, kolay felah bulmaz. Giderse kolay kolay iflah olmaz… Siz bilmezsiniz, bu yolun birçok halleri var.”diyerek yolumuzun büyüklüğünü ve zikrullahın önemini vurgulamıştır.

Bütün ömrü zühd ü takva, taat u ibadet, zikr u fikr, sabr u şükr ile geçen bu büyük mutasavvıf, irşad görevini hakkıyla yerine getirmiş, insanlara her zaman “sabır, şükür ve kanaati” tavsiye etmiştir.

Gel Allah’a yürü yol kapanmadan,

 Zikr eyle Mevla’yı dilin durmadan

beytini her fırsatta terennüm etmiş, ölüm gelmeden Hakk’a doğru yürümeyi, dil durmadan Hakk’ın zikriyle iştigal etmeyi tavsiye ve telkin etmiş, bir ömür boyu bu mana çerçevesinde insanları ikaz ve irşad buyurmuştur.

17 Eylül 1979 Pazartesi günü “En Yüce Dosta” diyerek, rûh-i pürfütuhları ravza-i cinâna pervaz eylemiştir. Rahmetullahi Aleyh.

Kabri şerifleri, Trabzon – Akçaabat’ta şehitlik tepesindeki türbesindedir. Ziyaret edilmekte feyiz ve bereketlerine kavuşulmaktadır.

Ruhu şad olsun, himmeti hazır olsun… Allah (c.c.) sırrının kudsiyetini artırsın.

 

Arif-i Billâh Mustafa Hayri Öğüt Efendi (k.s.) Hazretlerinin sağlığında iken kendisine “Zülcenâheyn” (iki kanatlı, zâhirî-bâtınî ilim dolu) diye taltif ettiği ve bu sıfatı verdiği, son derece nazik bir üslupla “Müftî Efendi” diye hitap ettiği, zaman zaman kendi emri doğrultusunda o günkü ihvanlara sohbet ettirdiği ve bizzat kendisinin de dinlediği, hayatta iken irşat vazifesini yapması için icazet verdiği Abdullah Demircioğlu Efendi Hazretleri´nin kaleminden, mürşidine ithafen yazdığı “Mürşid-i A‘zam” başlıklı şiiri ile vefatının sene-i devriyesinde Mustafa Hayri Öğüt Efendi (k.s.) Hazretlerini rahmet ve minnet ile anıyoruz.

 

Mürşid-i A’zam

Benim bir mürşidim vardı

Hem de ne mürşitti

Cihan öylesini belki de

Hiç görmemişti

Belki de görmüştü ama

Beş yüz sene de bir gelirdi

O´na Mürşid-i A´zam denilirdi

Bir geldi, ama pîr geldi

Cihana huzur geldi

İlim, irfan

Zikir, tesbih

Vecd, istiğrak

Ve

Hayat geldi.

Daha neler de neler…

O gelişi sanki dağlar

Sanki taşlar

Sanki kuşlar

Ve ağaçlar

Heceler,

O´nun gelişiyle

Zulmet dolu karanlık geceler

Nura gark oldu, aydınlandı.

O´nun nazarıyla

Birçok katı kalpler

Ve gönüller

Nurlandı,

İçlerinde

Bir kıvılcım parladı

Bir ilahi nur yandı.

Nâdânlar

Onunla bununla gezip tozanlar

Gözlerinde bozukluk olanlar

Aldandı.

Allah´ım, ne olur basiretimizi aç

Kulların hastadır, hasta kalırlar

Vermezsen ilaç.

Nice kimseler var ki

Maneviyata susuz

Maneviyata aç.

Nasıl kurtulur bu insanlar

Ne olur, bilir misin?

Ne olur sen de dua et

Sen de ellerini O´na aç

Ne olur, hicret et hakikate

Haramlardan helâllere kaç.

 

06.12.2009 / Pazar

Belçika / Gent


Editör diğer yazıları